DAYIMOĞLU'NUN EVİNDE

Hayrettin Günay
Hayrettin Günay

Giresun'un Üç Çınarından (Bahtiyar Dayımoğlu, Hasan Öğütçü, Ahmet Kaçar) biri Bahtiyar Dayımoğlu.1925 Keşap doğumlu. Hasan Öğütçü Ağabey'den iki yaş, Ahmet Amca'dan bir yaş büyük.Üçü de Atatürk Dönemi'nin aydınlık eğitiminden almışlar ilk ışıklarını.Üçü de kültüre, sanata, yazına, şiire tutkunluğun çalışkanlığıyla, becerisiyle önemli işler yapıyorlar. Ürünleriyle, duruşlarıyla, yaşam biçimleriyle çınarlaşıyorlar, örnekleşiyorlar.

Onlar, cumhuriyetin, eğitmenlerin, devrimlerin, yeniliklerin, halkevlerinin, köy enstitülerinin tanıkları... Ahmet Kaçar'la çok yakınız. Haftada en az üç gün görüşüyoruz. Hasan Öğütçü Ağabey'le Giresun'a her gittiğimde görüşüyoruz. Bahtiyar Dayımoğlu'yla da Giresun'a gittiğimde genelde Yeşilgiresun gazetesinde buluşurduk. Aylar oldu Bahtiyar Ağabey evinden çıkıp, o çınar yapısıyla yavaş yavaş yürüyerek gazeteye gelemiyor.Onu tanıyanların bildiği uğrak yerlerine gelemiyor... Evinde şimdi Bahtiyar Ağabey.Odasında...Çoğunca da yatağında... Nicedir düşünüyordum uğramayı Koca Çınara...Ha bugün ha yarın derken geciktim ne de olsa. Şubatın dördünde, pazartesi uğradım koca ozana, Bahtiyar Dayımoğlu'na. Özlem giderdik. Geçmiş olsuna uğramanın ölçüleri içinde söyleştik. "Bahtiyar Dayımoğlu'nun Şiiri" başlıklı bir çalışmanın bir dergide çıkacağını söyledim.Sevindi."Ne zaman çıkacak! dedi..."Ahmet nasıl?" tümcesiyle dostunu, arkadaşını sordu... İnsanın gücünü, sağlığını yitirerek yatağa düşmesi olağan ama iyi değil. Sağlıklı, diri günlerin geride kaldığı anlar, günler...Yeme, içme, yürüme, koşma, inme, çıkma, oturma, kalkma, okuma, yazma, canlı canlı konuşma-gülme, şakalaşma, iş yapma, üretme... tümü de yavaşlıyor, geride kalıyor, duruyor... insanın bir şey yapası  gelmiyor böyle günlerde.Canı istemiyor...Montaigne,her insanın yaşayacağı böyle günler için bakın ne diyor: "Hasta iken beni üzen şey canımın istediğini yapmamak değil, canımın bir şeyi istemez oluşudur.Keşke bir şey istese de yapsam. Hekimler zor durdurur beni. Sağken bütün kaygum da umutlu, istekli olmaktır. Uyuşuk isteksiz olmak ne acıklı bir şeydir." Arkadaşım, dostum, ağabeyim Bahtiyar Dayımoğlu böyle günlerde. Onunla konuşurken anılara gidiyorum...Onun yaşamına, yaşam varsıllığına, dünya görüşüne, şiirlerine...Umutlarına, düşlerine...Onun da sevgi dolu yüreğinde, beyninde  aynı duygular düşünceler... Duygusallaşıyoruz...İyice...Dil susar, söz biter kimilerde, iş göze düşer... Ayrılıyorum Bahtiyar Ağabey'den, onun sevgili eşi, esin kaynağı Emine Hanım'dan...Sağlıklar dileyerek. Gazi'den aşağı ağır ağır yürüyeceğine inanarak, yürüyeceğini umarak... Merdivenlerden inerken Bahtiyar Dayımoğlu'nun gençlik şiirlerinden dizeler mırıldanıyorum: Fındık çoksa bu yıl üğümler yerde,  Bol fındıklı bahse ne güzel Tanrı'm. Gelin, kız uyanmış ala seherde,  Paçkalarda gece ne güzel Tanrı'm.

Kimi buğday tenli kimi de bakır,  Gözleri ya ela ya da çamçakır,  Gülüşürler bazı dalı  bırakır,  Gülmeler delice ne güzel Tanrı'm. Sundukça kızların  gümüş kolları,  Kalkıyor üğümler yerden yukarı,  Terlemiş Ayşe'nin nar yanakları,  Ah,bu terleyişler ne güzel Tanrı'm. Boyalı sepetler doldu doluyor,  Ölçüsüz gülmeler soldu soluyor,  Evvel sepet çözen sarhoş oluyor  O göğüs gerişler ne güzel Tanrı'm. Dayımoğlu'nun oturduğu yapıdan caddeye çıkıyorum.Gazi'ye doğru ilerliyorum.Sonra sağa saparak yürüyorum. Yeşilgiresun'a uğrayacağım. Dostumuz, arkadaşımız Ahmet Öğütçü'ye, değerli büyüğüm Hasan Öğütçü Ağabey'e...Özlem gidereceğiz. Makaleyi Paylaş

- Yeşilgiresun Gazetesi, Hayrettin Günay tarafından kaleme alındı
https://www.yesilgiresun.com.tr/makale/4992180/hayrettin-gunay/dayimoglunun-evinde