ADIM ADIM KUKLA KÜRDİSTAN !

İsmail Şefik Aydın
İsmail Şefik Aydın

Irak'ın Kuzeyinde özerk bir Kürt yönetiminin gerçekleşmesinde, Özal döneminde kurulan Çekiç Güç'ün katkıları büyüktür. Amerika'nın bizden talebi olan Çekiç Güç, kamuoyuna Türkiye'nin talebi olarak yansıtılmış; böylelikle kamuoyu aldatılmıştı. Yeniçağ yazarı Arslan Bulut, bunu hatırlatarak,  bugün Suriye'nin Kuzeyinde pazarlığı yapılan Güvenli Bölgenin de, aslında Amerika'nın talebi olduğu hâlde, kamuoyuna, Türkiye'nin talebi imiş gibi yansıtıldığını yazıyor ki, haksız da değil.  

'Güvenli Bölge', Suriye'nin Kuzeyi'nde kurulmakta olan PKK/ YPG devletini kabul etmek anlamına gelmez mi?

Bir taraftan Suriye'nin bütünlüğünü savunduğumuz söylenirken,  diğer taraftan Amerika ile, Suriye Devleti'nin sınırları içinde -yarın bizi de tehdit edeceği aşikâr olan-,  Kukla bir Kürdistan'ın temelleri atılmaktadır! Suriye'nin Kuzeyi'nde oluşacak bir Kukla Devlet'in, Türkiye içinde faaliyet sürdüren terör unsurlarını cesaretlendireceğinin ve bunlara güç kazandıracağının görülememesi nasıl bir akıl tutulmasıdır?  

Irak'ın Kuzeyinde yapılan hata, bugün Suriye'nin Kuzeyinde tekrarlanıyor!

Arslan Bulut, Türk Ordusundaki son tasfiye edilen komutanların, Güvenli Bölgeye itiraz edenler olduğunu da yazıyor! 

Kamuoyu, 'Bir gece ansızın gelebiliriz' sözleri ile oyalanırken,  Suriye'deki kaosun baş sorumlusu olan Amerika ile Güvenli Bölge pazarlıkları yapılıyor! 

Bu noktaya ne yazık ki, bu iktidarın yanlış Suriye Siyaseti sonucunda gelinmiştir.  Adana Mutabakatı ile, terörle mücadelede işbirliği yapmayı kararlaştırdığımız dost ve kardeş Suriye'ye bir anda cephe alınmış; iktidarın, Esad'ın kısa zamanda düşürüleceği zannına kapılması, bizi bugünkü vahim tablo ile karşı karşıya bırakmıştır. Esad'ın düşürülmesi durumunda,  ortaya nasıl bir kaosun çıkacağının hesap edilememesi ise bir başka konudur.

Bugün Suriye'de böyle bir tablo ile karşı karşıya bulunmamızda muhalefetin de büyük payı olduğunu belirtmeliyiz.  Çünkü, muhalefet, başta CHP olmak üzere, bu siyasete karşı çıkmış olsaydı, kamuoyu aydınlatılsaydı,  iktidar bu yanlış politikada bu kadar ısrarcı olamazdı. 

Gazeteci  Fehim Taştekin'in 15 Nisan 2012 tarihinde, Amman Büyükelçimizle yaptığı bir mülâkatta, Büyükelçimizin kendisine söyledikleri bugün aynen gerçekleşmiştir. Fehim Taştekin, daha önce de naklettiğimiz  bu mülâkatı şöyle aktarmış: “Büyükelçi, Suriye dosyasının taşıdığı bölgesel riskleri ve Orta Doğu'nun gerçek dinamiklerini hafife alan Ankara'nın yaklaşımlarından dolayı ziyadesiyle endişeliydi. Elçiliklerden gelen uyarıları dikkate almayan, 'second track' diplomasisiyle iş gören;  yani, gayriresmî sivil unsurlarla çalışan, bagajında ideolojik angajmanlar bulunduran ve büyük iddialar eşliğinde etki alanını genişletmeye bu kadar hevesli olmasına rağmen, bölgeyi tanımayan hükümetin hızla duvara çarpacağını anlattı!”

Bugün ne yazık ki, duvara çarpmış bir durumdayız!

Başlangıçta sessiz kalan, hattâ zaman zaman 'Katil Esed' söylemlerine de iştirak eden CHP, bugün daha aktif.  Bu da kuşkusuz iyi bir şey. Fakat, bölgemizde yaşananları hâlâ daha  idrak edemeyenler var!

Meselâ,  Yeniçağ Gazetesinde Orhan Uğuroğlu şunları yazabilmiş: “35 yıldır Türkiye'den temizlenemeyen PKK ile, uzantısı PYD/YPG'nin, Fırat'ın doğusundan, Kandil'den ve Sincar'dan temizlenmesi Türkiye'nin hedefidir. Ancak çok önemli sorun var. PKK, PYD ve YPG'nin arkasında ABD var, Rusya var. Avrupa ülkeleri var. Yanlarında ise HDP var. Bunların desteğini kesmeden, teröristlere uzanan yardım ellerini koparmadan terör örgütlerini yok etmek kolay mı? Fırat'ın doğusunda PYD/YPG silâhlı terör ordusunun yapılanması yılardır sürüyor. Rusya destekliyor. Amerika bir orduda olması gerekenden fazlasını silâh, mühimmat, zırhlı araç, eğitim ve para yardımı olarak PYD/YPG terör örgütüne veriyor. Bununla da kalmıyor resmen 'Müttefik' ve 'özerk PYD bölgesi'  ilân ediyor.” 

PKK/PYD'ye Amerika desteğini belirtenler, nedense Rusya'yı da işin işine katmaktan geri durmuyorlar! Suriye'nin Kuzeyi'ndeki operasyonlarımızı Rusya'nın desteğiyle yaptığımızı; PKK/PYD'nin Amerika tarafından, 'Kara Ordusu' olarak ilân edildiğini hatırlatalım ve şu soruyu soralım: “Eğer Türkiye, Amerika yerine, Rusya ile müttefik olsaydı, Rusya bize Amerika kadar düşmanca davranır mıydı?” 

Bugün Türkiye-Rusya dostluğunu engellemek isteyen gizli Amerikancılar hep, 'Amerika'dan radikal bir kopuşun Rusya'ya radikal bir bağlanışın' tehlikesinden söz ediyorlar!  Ne yazık ki, 1945'ten itibaren Amerika ile kurulan ilişkiler, ülkemizde çok güçlü bir Atlantikçi yapının gelişmesine hizmet etmiştir! Türkiye'nin bağımsızlığı umurlarında olmayan bu lobi, Amerika'dan kopmayı dünyanın sonu zannediyor!

SURİYE'DE NE YAPILMALI?

Bugün kimileri, Suriye'deki Amerikan askerleri yetmezmiş gibi, NATO'yu da imdada çağırıyorlar! Hâlbuki,  yapılması gereken, iktidarın 'Katil Esed' inadından vazgeçerek, bir an evvel Ankara-Şam diyaloğunu başlatmasıdır. Bu diyalog Türkiye'nin elini büyük ölçüde güçlendirecektir.

 Rusya da öteden beri Ankara–Şam diyaloğunun başlatılmasını istemekte, Adana Mutabakatı hatırlatmaktadır! Rusya, Türkiye'nin Suriye topraklarında tek başına yapacağı bir askerî harekâta karşı olduğunu da açık bir dille bildirmiştir.  Nitekim, son olarak, Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova yaptığı açıklamada, Suriye topraklarında düzenlenecek tüm askerî harekâtlar için Şam yönetiminin onayının alınması gerektiğini hatırlatmıştır!  Zaharova, “Burada egemen bir ülke söz konusu olduğu için terörle mücadele faaliyetleri için Şam'ın onayı alınmalıdır” diyor! 

Suriye ile kurulacak diyalog, Amerika'yı da uluslararası arenada zor durumda bırakacaktır. Şu da çok iyi bilinmelidir ki, Amerika bu topraklardan defolup gitmedikçe,  bölgemize huzur ve barışın gelmesi mümkün değildir ve bunun yegâne yolu Türkiye'nin, başta Rusya olmak üzere Bölge Devletleriyle yakın işbirliği içine girmesidir.

Devlet Aklı, başta Rusya olmak üzere Bölge Devletleriyle birlikte hareket etmemizi emretmektedir. Bunun Atatürk'ün politikası olduğunu hatırlatırız!  Bugün yaşadığımız sorunların ana nedeni, O'nun bu gerçekçi siyasetinin, ölümünden sonra terk edilerek, Batı Emperyalizmi ile ittifak içine girilmesidir. Bu ittifak yüzünden Türkiye hep kaybetmiştir. Ne yazık ki, Atlantikçi lobi bunların tartışılmasını bile önleyebilmektedir! 

HDP'Lİ BELEDİYELERE KAYYUM ATANMASI

Bazı HDP'li Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden uzaklaştırılmaları kararını destekliyoruz. Hiçbir devlet, bir terör örgütünün, Demokratik Mekanizmaları kullanarak, devletin altını oymasına göz yummaz.  Maalesef bizim güzelim ülkemizde, aydın olmak için devlet karşıtı olmaları gerektiğine inan-dırıl-mış gafillerin desteği ile, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde görülmesi mümkün olmayan hadiseler yaşanmaktadır.  2016 yılındaki akademisyenler bildirisi bunun vahim bir örneğiydi. Şimdi de, HDP'li başkanların görevden uzaklaştırılmalarına, 'Seçimle gelen ancak seçimle gider' düz mantığı ile karşı çıkılmaktadır! Hâlbuki, bugün asıl tartışılması gereken, HDP gibi, terör örgütü ile bağı açıkça meydanda olan bir partinin siyaset sahnesinde bulunmasına nasıl izin verildiği olmalıdır. Şimdi tutuklu olarak yargılanmakta olan bu partinin Eş Başkanlarından Figen Yüksekdağ'ın şu sözünü hatırlatırız: 

“Biz sırtımızı YPJ'ye, YPG'ye ve PYD'ye dayıyoruz! Bunu söylemekte, bunu savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz!”  

- Yeşilgiresun Gazetesi, İsmail Şefik Aydın tarafından kaleme alındı
https://www.yesilgiresun.com.tr/makale/4975644/ismail-sefik-aydin/adim-adim-kukla-kurdistan