RUSYA- UKRAYNA SAVAŞI'NA NASIL BAKMALIYIZ? (2) (SON)

UKRAYNA ÇOK YANLIŞ HAREKET ETTİ
Rusya-Ukrayna savaşına tek taraflı bakılamaz. Rus yayılmacılığından söz edenlerin, NATO-ABD yayılmacılığını görmek işlerine gelmiyor! Yayılmacı NATO, Rusya'yı isteyerek savaşa kışkırttı. Hatırlayınız: Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasından günlerce önce, Batılı ülkeler, büyükelçiliklerini Ukrayna'dan taşıdılar! YPG'ye verdikleri ağır silahları Ukrayna'ya vermediler. Rusya'yı savaşa tahrik ederek, tarihi boyunca görülmemiş yaptırımları uygulamaya başladılar. Ayrıca Amerika, AB'yi de hizaya getirdi! AB artık iyice Amerika'nın kontrolündedir! Amerika bunun için Ukrayna'yı bir güzel kullandı. Zavallı Ukrayna eğer, devlet geleneğine sahip bulunsaydı, bölgenin jeopolitiğini doğru tahlil eder ve NATO ve AB üyesi olmakla bir şey kazanamayacağını, bu suretle Rusya'yı tahrik edeceğini görür ve Finlandiya'nın II. Dünya Harbi'nden sonra yaptığı gibi, tarafsızlık siyasetini seçerdi. Bu, Ukrayna'yı inanınız daha güçlü kılardı. Fakat Soros'un adamları ve içlerindeki Batı yanlıları, Ukrayna'ya çok yanlış adımlar arttırdılar. Şimdi, Ukrayna'nın bu tarihî hataları görmezden gelinerek, Rusya'nın saldırısı karalanıyor. Atlantik hayranları, harp mağduru siviller üzerinden Rusya'ya karşı bir psikolojik harekât sürdürüyorlar. Tabiî, Amerika'nın hiç suçu yok! Onlar dünya barışını ve demokrasiyi savunuyorlar! Hâlbuki, Amerika dünya barışı için en büyük tehdit! Rusya'nın çökmesinin sonuçlarını değerlendirmekten aciz bir güruh, Rusya düşmanlığını sürdürüyor. Rusya çökerse, Amerika dünyaya hâkim olduğunda, neler olacağını bir türlü göremiyorlar. Bu bakımdan, Başkan Putin'in, Askerî Harekâtın sabahında yaptığı konuşmadaki, Batı'nın Dünya Hâkimiyeti konusundaki sözleri son derece önemlidir.
AMARİKA VE NATO'NUN YAYILMACILIĞI
Amerika ve NATO, Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte, Rusya'nın terk etmek zorunda kaldığı Doğu Avrupa'ya yayılarak, Rusya'nın burnunun dibine kadar sokuldu. Amerika Rusya'nın başına Yeltsin'i getirdi. Fakat Putin, derin Rus devletinin de desteğiyle Rusya'ya el koydu. Rusya şimdi “Ben de varım” diyor. Amerika'nın dünya liderliğine itiraz ediyor. Bu bizim için de iyi bir şey değil mi? Tek Kutuplu Dünya'da Amerika'nın bizi nasıl kullandığını gördük. Şimdi Rusya, Amerika'yı dengeliyor. Rusya'nın Ukrayna konusunda gösterdiği tepkiyi haksız bulanların, faraza, Rusya Meksika'ya yerleşmiş olsaydı, acaba ABD nasıl bir tepki gösterirdi diye düşünmeleri gerekir. 1962 yılındaki Küba Krizi'ni hatırlatırız! Rusya, ABD ve NATO'nun altını oymasını seyredecek miydi? Bu sorulara objektif bir cevap verebilmek için önce Atlantik seviciliğinden kurtulmak gerekir.
TÜRKİYE NE YAPMALI?
Türkiye, Kırım'ın Rusya'ya katılmasını kabul etmiyor ve bunu haksız bir ilhak olarak kabul ettiğini sürekli olarak açıklıyor. Bu doğru bir politika değil. Bir kere, Rusya Kırım'ı ilhak etmedi ki. Kırım, bir halk oylaması sonucu Rusya'ya katılma kararı aldı. Yine hatırlatalım ki, Kırım Ukrayna toprağı değildi. 1774 Kaynarca Antlaşması ile biz Kırım'ı Rus Çarlığına terk ettik. Sovyetler Birliği döneminde, Stalin'in 1953 yılında ölümünden sonra devletin başına gelen Kruşçov, Kırım'ın idaresini Ukrayna'ya bıraktı. Fakat o zaman Ukrayna Sovyetler Birliği topluluğunun bir üyesiydi. Sovyetler Birliği 1989'dan sonra parçalanınca, Ukrayna da bağımsız bir devlet oldu ve Kırım bir sorun olarak meydana çıktı. Çünkü Kırım olmazsa Rus donanması Karadeniz'de hiçbir varlık gösteremezdi. Bu Rusya tarafından kabul edilebilir miydi?
İktidar, bu tarihi arka plânı hiç dikkate almadan, Kırım meselesinde açıkça Ukrayna'dan yana tavır aldı. Hâlbuki, bizim Rusya ile stratejik ilişkilerimiz var. Tabiî ki, Ukrayna ile de iyi geçinilmelidir ama, Rusya ile ilişkilerimiz bizim için hayatî öneme sahiptir. Bir kere iyi bilinmelidir ki, Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerimizde de, Rusya'yı dikkate almayarak, bir ilerleme kolay kolay sağlanamaz. Çünkü, bu devletlerin Rusya'yla köklü ilişkileri var. Zaten, Türk Devletleri Teşkilatı'nın Aksakalı olarak kabul edilen sayın Binali Yıldırım'ın, “Rusya ve Çin, bu teşkilatın tabii üyeleridir” sözü de, bu gerçeğin idrak edilmiş olduğunu göstermektedir. O zaman, devletimizin Rusya- Ukrayna meselesinde daha itidalli hareket etmesi gerekmez miydi? Rusya, Ukrayna topraklarına girdiğinde, hem sayın Erdoğan'ın hem de Dışişlerimizin 'bunun kabul edilemez olduğunu' açıklamaları doğru muydu? Fakat, sayın Erdoğan'ın, “Ukrayna'dan da Rusya'dan da vazgeçemeyiz” şeklindeki açıklaması bu tutarsızlığımızı bir nebze olsun düzeltmiştir. Bu arada, sayın Meral Akşener'in, Ukrayna'ya daha fazla SİHA verilmesi, S-400'lerin iade edilmesi, Akkuyu Nükleer Santrali'nin millileştirilmesi şeklindeki uçuk talebini de hatırlatmalıyız. Bu 'milliyetçi' partimizin, Atlantikçilik ipine sıkı sıkıya sarılmış olduğu görülüyor. Yadırgamıyoruz. Çünkü bu durum AKP içinde de CHP içinde de oldukça yaygındır.
Buradan tekrar hatırlatalım: Atatürkçü olmak için, milliyetçi olmak için önce Atatürk'ü iyi anlamak, sonra da Anti Emperyalist, devletçi ve halkçı olmak gerekir. Görünen o ki, bizim Milliyetçi ve Atatürkçüler, Soğuk Harp'in Anti-Komünizm siyasetinin etkisinden daha sıyrılamamışlar!
Bugün, Çin, Azerbaycan, İran, Venezuela, Nikaragua, Kuzey Kore, Suriye, Pakistan Rusya'nın yanında yer almaktadırlar. Sayın Aliyev'e ayrıca kulak verelim. Aliyev, “Türkiye, Rusya ve Azerbaycan birlikte hareket etmelidir” diyor! Rusya'nın Ukrayna saldırısının ardından Moskova'ya giderek, Rusya ile bir ittifak imzalıyor! Bize göre, yaptığı son derece yerindedir. Bıkmadık mı Amerika'dan yediğimiz kazıklardan? Yaşadığımız bunca olaydan sonra, hâlâ daha, Amerikancılıkta ısrar nasıl bir akıl tutulmasıdır? Ya Hu! Bu adamlar değil miydi Halk Bank Genel Müdürü'müzü, Amerika'nın yaptırımlarını dinlemeyerek, İran'la iş yaptı diye Amerika'da tutuklayan? FETÖ'yü devlette örgütleyen ve 2016 yılında Askerî Darbeye teşvik eden kimdi? 1990 sonrasının suikastlarını kim yaptırdı? 1992 yılında Muavenet muhribimizi vurarak 5 denizcimizi şehit eden Amerika değil miydi? 16 Mayıs 2001 tarihinde CASA uçağımız düşürülerek, 34 seçkin askerimizin şehit edilmesinin sorumlusu kimdi?
Casa uçağımızın, Başbakan Bülent Ecevit'in, 15 Mayıs 2001 tarihinde yaptığı, “Kuzey Irak'ta Kürt devleti fiilen kuruldu' açıklaması ve bir gün sonrasındaki, bunun 'Casus Beli' yani, “Savaş Nedeni” sayılacağına dair uyarısından hemen sonra düşmüş olduğunu hatırlatalım!
Orgeneral Eşref Bitlis Paşa'nın, 17 Şubat 1993 tarihinde, sözde bir uçak kazası sonucu ölümünün sorumlusu kimdi?
4 Temmuz 2003'te, Irak'ta, askerlerimizin başına çuval geçiren Amerika'ya nota bile verememiştik!
17 Aralık 2003 tarihinde 5 Özel Tim görevlimizin, Bağdat Büyükelçiliğimizdeki koruma görevlerine giderlerken, Musul yakınlarında pusuya düşürülerek şehit edilmeleri de, ABD askerlerinin kontrolünde olan bir bölgede gerçekleşmişti!
Peki, PKK'yı örgütleyen, silâhlandıran ve Suriye'nin Kuzey Doğusunu bu bölücü örgüte teslim eden kim? Amerika değil mi? Fakat gelin görün ki, bizim 'milliyetçilerimiz' hâlâ daha Amerika'yı değil, Çin'i ve Rusya'yı hedef tahtasına oturtuyorlar! Ne yazık ki, milliyetçi olduklarını iddia edenlerin önemli bir bölümü, hâlâ daha, Soğuk Harp Döneminde, Amerika'nın şekillendirdiği Anti-Komünizm temelli milliyetçiliğini sürdürmektedirler! Bu, Atatürk'ten beslenmeyen bir milliyetçiliktir. Tarih şuuruna sahip olan bir Türk Milliyetçisi her şeyden önce, en büyük düşmanımızın Amerika olduğunu görür. Amerika vesayetinin ancak, başta Rusya olmak üzere bölge devletleriyle işbirliği yapılarak kırılabileceği idrak edilemiyorsa, bu milliyetçiliğin bu millete bir hayrının dokunması mümkün değildir. Ne yazık ki, Sultan Abdülhamid'in ve Büyük Atatürk'ün feraseti bunlarda mevcut değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?