YAHYA KEMAL'DE PUŞKİN'İN İZİ

Yapıtlarıyla ulusal sınırların ötesine taşarak dünya yazınında yer almış büyük bir Rus şairi ve yazarıdır, Aleksandır Sergeyeviç Puşkin (1799-1837); modern Rus yazınının oluşmasında önemli katkıları olan birikimli, donanımlı bir Rus aydını. Ülkemizde daha çok “Yüzbaşının Kızı, Maça Kızı, Erzurum Yolculuğu, Poemalar” adlı yapıtlarıyla tanınır. Şiirlerinin bir kısmı, Ataol Behramoğlu'nun başarılı çevirisiyle “Seviyorum Sizi –Seçme Şiirler” adıyla yayınlanır.
Kuşkusuz, Rus şiirinin emekleme döneminden kurtulup ayağa kalkmasında; gelişmesinde, olgunlaşmasında, dünyaya açılmasında emeği olan bir ozandır, Puşkin. İzleği sevi (aşk) olan “Seviyorum Sizi” adlı şiiri, Puşkin'in şiir sanatı, şiir anlayışı (poetika) ile ilgili önemli ipuçlarını içerir: Sevi (aşk) ve sevgi!
Seviyordum sizi: ve bu aşk belki
İçimde sönmedi bütünüyle;
Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi;
İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.

Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi,
Kâh ürkeklik, kâh kıskançlıkla üzgün;
Bu öyle içten, öyle candan bir sevgiydi ki,
Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin.
Dizelerde, sevi ipliği ile ilmek ilmek dokunmuş sevgi kumaşı. Sevi ve sevgi ozanların işlediği evrensel bir tema! Sevgi olmasa şiir olabilir miydi? Sanmıyorum. Sevgi yürektir; yürekten gelen sıcak bir ses, derin, içli, coşkun bir duygudur. Şiirin temeli, özü sevgidir diyebiliriz, rahatlıkla. Sevgiyle ilintili tüm temalar şiirin sevi pınarından akan sularla yunmuş, yıkanmış, arınmıştır.
Şiir söz konusu olduğunda, kuşkusuz, ozanlar önceki ozanlardan etkilenmiş; sonraki ozanları etkilemişler… Birbirinden güzel, etkili sevi ve sevgi şiirlerine imza atmışlar. Yunus Emre hem kendinden önceki ozan Ahmet Yesevi'den etkilenmiş hem de kendinden sonraki onlarca ozanı etkilemiş. Karacaoğlan'ın sesi Âşık Veysel'de yankılanmış… Büyük, öncü ozanlar gelenekten beslendiği gibi geleceği de beslerler. Şiirlerinin bir yüzü geçmişe yani geleneğe diğer yüzü geleceğe dönüktür. Edindikleri bilgi, birikim ve donanımla bir yandan kendilerine özgü şiir atmosferi ve şiir dili oluştururken diğer yandan etkiledikleri ozanlarla bu atmosfer ve dili geleceğe taşırlar. Yüzyıllarca, şiirdeki bu iletişim ve etkileşim süregelmiştir; yüzyıllarca süregidecektir. Genelde, ozanların şiir döngüsü böyledir. Kendinden önceki ozanlardan etkilendikleri, kendini buldukları ve kendinden sonraki ozanları etkiledikleri açık bir gerçektir.
Yahya Kemal de doğal olarak kendinden önceki ozanlardan etkilenmiş, kendini bulmuş ve kendinden sonraki ozanları etkilemiştir. Fransa'da bulunduğu yıllarda (1903-1912) şiirlerini incelediği Paul Verlaine, Jose Maria Heredia, Charles Baudelaire gibi ünlü ozanlardan ve tarihçi Albert Sorel'den etkilenir. Yahya Kemal, ünlü Rus ozanı Puşkin'den de etkilenmiş midir? Bunu anlamanın, öğrenmenin bir yolu, kuşkusuz, Puşkin'le ilgili kaynaklara, belgelere gitmektir. Bir diğer yolu da Puşkin'den okuduğunuz bir çeviri şiirde yer alan bir sözcüğün ya da dizenin / dizelerin sizi bir başka ozanın dize ya da dizelerine taşımasıdır. İlk yol bilinçli bir seçimdir, ikinci yol rastlantısal. Bu ikinci yol, bende, Yahya Kemal'in Puşkin'den etkilendiği izlenimi uyandırdı.
Okumakta olduğum bir kitapta, Sefer Aytekin'in başarıyla dilimize çevirdiği ve 1946 Tercüme Dergisi şiir özel sayısında yer alan Puşkin'in “Şaire” adlı şiirine yer verilmiş. Şiir şöyle başlıyor:
Ey şair! Kulak asma sevgisine sen halkın
O canım methüsena, anlık gürültü, geçer;
Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın
Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boş ver.

Sen çarsın yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü
Yürü hür vicdanının seni çektiği yere,
Olgunlaştır, sevgili meyveyi, tefekkürü;
Hizmetinde karşılık bir mükâfat bekleme.

İkinci dörtlükteki “Yürü hür vicdanın seni çektiği yere” dizesi beni, Yahya Kemal'in “Deniz Türküsü” şiirinde geçen bir dizeye götürdü: Yürü hür maviliğin bittiği son hadde kadar! Bu iki dize bir anlamda örtüşüyordu. Bu durum tamamen rastlantısal mı yoksa etkilenme mi? Her iki dize de “Yürü” eylem sözcüğü ile başlıyor. Puşkin'de yer alan “hür vicdan” Yahya Kemal'de “hür mavilik”! Devamında Puşkin, “seni çektiği yere” ile tamamlıyor dizeyi, Yahya Kemal “ bittiği son hadde kadar” ile… Yahya Kemal'in Deniz Türküsü şiirini yeniden okuyorum. Şiir şöyle tamamlanıyor:
Girdiğin aynada, geçmiş gibi diğer küreye,
Sorma bir saniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"
Ayılıp neşeni yükseltici sarhoşluktan,
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
Duy tabiatta biraz sen de ilah olduğunu,
Ruh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız,
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Ozan de bir insan, sonuçta. “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar” söylemindeki 'insan' yerine 'ozan' sözcüğünü koyduğumuzda, şiir, Puşkin'in şiiri ile yakınlaşıyor. Ozana / ozanlara sesleniyor Puşkin. Halkın beğenisinden çok kendine, kendi sesine önem ver; özüne dön; düşünceyi ve sevgiyi olgunlaştır diyerek özgüvene dayalı öğüt veriyor, yol gösteriyor. Yahya Kemal, insanın özünde var olan merakı, öğrenme isteğini; kendini aşma, sonsuzluğa ulaşma duygusunu işliyor. İmgelerle kurguladığı, güçlü, etkili, etkileyici, coşkulu dizelerle kaleme aldığı “Deniz Türküsü” şiirinde dar anlamda insana / insanlara geniş anlamda ozana / ozanlara sesleniyor. Sonuçta ozan duyar, duyumsar, düşünür, düş/ler kurar ve bunları imgelerle yoğurup, kendine özgü bir dille kurgulayarak göz kırpan yıldızlara dönüştürür. Ozanın işi budur. Yahya Kemal insanın yaradılışında var olan duyma, duyumsama, düşünme ve düş/ler kurma; sonsuzluğa erişme, kendini aşma, geliştirme, ötelere ulaşma isteğinin önemine vurgu yapıyor. Her iki şiirde de ortak nokta sevgi ve tutku. İnsanı yaşatan, düşündüren, duygulandıran, duyumsatan, düşler kurduran, sevgi değil mi, insanı yaşama bağlayan tutku değil mi?
Yalnızca ozanlar, yazarlar değil tüm sanatçılar etkilenme ve etkileme çemberi içinde yer almış. Bu, bir anlamda kültürün, bilginin, emeğin, sanatın kuşaklardan kuşaklara aktarılarak yeni yeni ufuklara yelken açmasına ön ayak olmuş. Mimar Sinan da böyledir; bu aşamalardan geçerek özgün yapıtlara imza atmıştır. Mozart da, Chopin de böyle… Böylece gelişimin, değişimin, yenilenmenin ve özgün yapıtlar ortaya koymanın önünü açmış…
“Şaire” şiirinin ikinci dörtlüğü “Sen çarsın yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü” dizesiyle başlıyor. Bu dize, beni, hak ve özgürlük mücadelesinin simgeleşmiş ozanı Tevfik Fikret'in “Hak bellediğin yolda yalnız gideceksin!” dizesine götürüyor. Kuşkusuz Yahya Kemal kendini bulma döneminden önce Tevfik Fikret'in şiir dünyasından da etkilenmiştir. Gençliğe ümit veriyor, hedef gösteriyor, gençliği yüreklendiriyor Fikret. İnandığınız, hak bellendiğiniz yolda bir başınıza kalsanız da yürüyün diyor. Bu tutumunu, düşüncesini, anlayışını bir başka şiirinde kaleme aldığı şu dizelerde daha da pekiştiriyor:
Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
Ahmet Muhip Dıranas, Fikret'in bu özgüven duygusu yüksek, kararlı, sağlam yapılı şiirini özünü, dokusunu bozmadan yabancı dillerden alınan anlaşılmaz sözcüklerin yerine günlük dilde kullanılan sözcükleri yeğleyerek yalın, sade bir dille yeniden sunmuş okurlara. Böylece, Fikret'in eskimiş şiir diline yeniden can suyu vermiş:
Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gök kubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.
Etkileme ve etkilenme, bir başka söylemle alış-veriş yalnızca iki ozanla sınırlı değildir. Bir ozan, bir yazar ya da sanatçı birçok ozandan, yazardan, sanatçıdan etkilendiği gibi birçok ozanı, yazarı ve sanatçıyı da etkiler… Modern Rus şiirinin oluşumunda öncü rolü olan Puşkin, kuşkusuz Byron, Goethe, Dante, Shakespeare, Schiller vb. kendisinden önceki yazar ve ozanlardan etkilenmiş; Çehov, Dostoyevski, Turgenyev, Maksim Gorki vb. kendisinden sonraki yazar ve ozanları etkilemiştir.
Puşkin'in “Şaire” adlı şiirini okurken bir yandan Yahya Kemal'in dizelerini anımsadım; diğer yandan Tevfik Fikret'in. Hür vicdanın sesini duydum yüreğimde; hür maviliğin huzurunu, dinginliğini, tadını, hazzını duyumsadım içimde; fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesillerin ruhumda yarattığı heyecanıyla alevlendi düşüncelerim… Anladım ki etkileme ve etkilenme ozanlarla, yazarlarla, sanatçılarla sınırlı değil. Bunun da ötesinde okuyucuları da etkisi altına alan derin bir akış, sıcak bir alış veriş…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özcan Temel --- Okunma

# Bir, gibi, Çok, Yeni

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?