KISA ve UZUN

Nasıl bi ruh haliydi anımsamıyorum, geçen haftaki köşe yazımı yazarken coştukça coşmuşum. İnsan, sıcağı sıcağına ayırdına varamıyor, gazeteyi elime aldığımda beynimden vurulmuşa döndüm.
Ve inanın üzüldüm. Çok uzun yazmışım? Toplum içinde çok fazla konuşarak sevimsiz duruma düşenler misali, uzun bi yazıyla sizleri yorarak zamanlarınızdan çalmışım. Kuşkusuz, Can Akengin'i iyi anlatabilmek için yapmışım bunu.
Tüm okurlarımdan özür diliyorum, uzun yazı yazmak asla doğru bişey diğildir.
***
Ne zamandı, neredeydi, valla aklıma gelmedi şimdi? Öyle çok da eski sayılmaz ama... Bi dinleti için toplanmış izleyiciler arasındaydım. Sunucu kadın, kürsüye çağırdı birini. Ve ''Değerli konuklar, şimdi programımıza başlamadan önce, Sn Falanca Bey'i, kısa bi konuşma yapmaları için mikrofona davet ediyorum'' dedi.
Alkışladık tabi herifi, ama ayıp oldu bence sanki. Koskoca adama ''kısa konuşma çağrısı'' yapılır mı gardeşim?
O kadarını tahmin edemem, adamcağızın önceden vukuatı olabilir, vaktiyle çok uzun konuşmalar eyleyerek milleti canından bezdirmiştir belki bikaç kez. Veya ne bilim, o geceki program çok yoğundur, herkes kısa konuşmak zorundadır? Daha en baştan nerden bilelim, geldik oturuyoz işte kuzu kuzu. Şaşırdık kaldıktı böyle bi uyarıya. Bi ihtimal, abimiz kısa konuşma yapmasıyla meşhurdu, o kısacık konuşmaları tadından yenmez cinstendi? Kaldı içimde ukde, çözemedim…
Yine de sonuç itibariyle ayıp edildi bence. Bana yapılsa, acaba ne ederdim aynısı? Bozulurdum herhalde? Gerçi bencileyin, eğer mikrofona çıkmış da gırgır yapmıyorsam, işin cılkını çıkarmayacaksam eğer, bi topluluğun önünde hep kısa konuşmuş bi kardeşinizimdir. Bilirim ki, hiç kimse üç cümleden fazlasını dinlemez ve konuşmacıyı iplemez! Sözlerime başlamadan da mutlaka; ''Hanımefendiler, beyefendiler, merak etmeyin çok kısa konuşacağım'' derim hep.
***
Çünkü ağzım yanmış yıllardır. Başkasına yaşatmak istemem. Biz, gündelik yaşamda bile uzun konuşmayı seven bi milletiz. Misal, arar beni biri; ''Ya Gürselciğim, sende Ali Bey'in telefonu vardır, söyler misin bana''? Neden söylemiyim; ''Tabi abi, yazıver hemen, söylüyom aha, 532''derim. Ama bizim millete sırf 532 diye başlamak yetmez. Şöyle tekrar edecektir beni; ''Evet Gürsel, 0 532, evet''?
Ula ben sıfır demedim ki!
***
Yok, gardeşim, asla kısa konuşamıyoruz biz. Tesadüfen kısa konuşabilenimiz de bağırarak konuşuyo bu kez. Turistlere tane tane ve bağırarak söyleyince, Türkçe sözcüklerimizin kendiliğinden İngilizceye dönüşmesi misali, yaşlı bi teyzeye dolmuşta adres tarif etmemiz de aynen öyle diğil midir? Yüksek sesle ve sözcükleri uzata uzata söyleyince teyzemiz daha iyi anlıyo sanmıyor muyuz? Yahu bitek; ''Teyzeciğim burada inecen, karşıya geçecen'' de kulağına kadıncaazın yeter! Ne gezer? Bütün dolmuş dinleriz mecbur; ''Şim-dii pos-taaa-nee-nin ora-daaan, neymiiiş, postaa-neniin, ora-daan''?
O mübarek teyzem seni suya götürür, susuz getirir la! Kiminle dans ediyorsun?
(Valla da billa da başka bişeyle uğraşırken, tesadüfen, bilmeden ''İnstagram'' denen zımbırtıya girmiştim bikaç ay evvel. İtiraf edeyim, orayı ''Adres bildirme yeri'' sanıyordum ve güya İzler Dergimizi ve Belemit markalı yerel gıda ürünlerimizi tanıtacaktım. Meğer öyle diğilmiş. O gün bugün, başka da hiç bişey yapmadım İnstagram'da. Pes arkadaş, baktım 500 tane takipçim var? Deli misiniz, divane misiniz ula siz? Napacak acep bu herif diye, PC başında beni mi bekliyonuz?
Kısa bi konuşma yaparkenki fotolarımdan atayım bari…)
***
Rahmetli babam da kısa konuşan bi adamdı. Ve sanırım gelen telefonlardan pekbi bezmişti, aynen benim gibi… Dönüp 40 yıl kadar geçmişe, çevirin bakim işyerimizin telefonunu. 216 13 56. Tekrar edin hele bi… Yok, be goçum, gözünüze girsin 0 216, başında sıfır-mıfır yok. Hatta 216 bile yok... İşte babam açtı telefonu. Dinleyin. Beş saniye kadar hiçbişi demedi. Sonra derinden bi ''Pöffff'' dedi. Yirmi saniye sonra ''Aaa-lo!'' dedi. İnsana ne diyeceğini şaşırtırdı rahmetli. Yahu İstanbul'dan yaz tatiline gelmişim, eve girmişim, doğrudan 1356'yı aramışım. Aranmaktan bunalmış babamın ilk tepkisi ''Pöffff''!
-''Alo baba ben geldim, evdeyim''.
-''Hoş geldin küçük inek, yemekte görüşürüz''.
Biz baba-oğul asla uzun konuşmazdık.
Şimdilerde büyük kızım Çiğse'ye geçmiş bu huy biraz. Arayın Çiğse'yi görün vaziyeti. Telefonu açar ve hiçbi şey demez kızım. Alo dahi demez. Öylece bekler. Karşında biri olduğunu anlayamazsın bile. Canım kızım benim.
Aynı dedesi!
***
Geliniz size kısa konuşmanın en kral örneğini vereyim. Anadolu'nun çeşitli bölge türkülerinde, kızını sevdiği delikanlıya vermeyen ''Zalım ana'' olgusu mevcuttur. Zalım sözcüğünde asla saygısızlık içermeyen bi sitem görülmekte olup, aynı tepki Giresun türkülerinde ''Cazu anan'' şekline dönüşmektedir. Bizler, hepimiz, birer cazu anan olgusu yaşamış insanlarız geçmişlerimizde. Yine de biz Giresun erkek çocukları olarak da asla hadsizlik etmedik analara. Çoğuyla bugün bile görüşürüz ve ''Cazu'ya selam söyle'' deriz, artık bacımız olmuş kızlarına.
***
Giresun'un bi yeryüzü cenneti olduğu yıllarda, o 1356'lı telefonun olduğu işyerimize, yani babama, bi mektup gelmişti. Lisedeydim ben. Zarfın adres yerinde sadece ''Sn Giresun, Kaya Ekmekçi'' yazıyordu. Çok güldüktü buna biz. Gelip o mektubun babamı bulmasına…
(Sonradan ben de okul kazanıp İstanbul'a gittiğimde abime anlattımdı bunu. Bigün biz de deneyelim dedik, babama en kısa adresli mektup nasıl gider? Yazacaktık; ''Gaya Bey, Giresun''. Deneyecektik. Unuttum valla, büyük olasılık, yapmışızdır)
(Ben de aslında az konuşan biriyimdir. Çoğu insan beni Türkçeyi tam bilmeyen, şehre sonradan yerleşmiş bi turist sanırdı bu yüzden. Hatta yeni evlendiğimizde, eşimin uzak akrabalarından biri; ''Yahu Olcay bu dilsiz çocuğa neden varmış'' diye söylenmiş'miş falan yani)
***
Kısa bi yazı olsun diye epey özendim ama affola, yine uzun oldu galiba.
En iyisi sizlere bi Giresun türküsü söyleyip gönüllerinizi alayım;
 –''Usul yavaş bas da gel / Dökmeler oynamasın / Evin arkasından gel / Cazu anan duymasın''.
Geçmişimdeki tüm cazu anaların ellerinden öperim. Onlar kendilerini bilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?