ABDÜLHAMİD'İN RUSYA SİYASETİ (5)

Önce şu gerçeğin iyi bilinmesi gerekir: Dönemin iki büyük emperyalist devleti olan İngiltere ve Fransa'nın en büyük korkuları, Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya yaklaşmasıdır. Şunu da özellikle belirtelim ki, bugün Amerika'nın ve AB'nin de en büyük korkusu Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşmasıdır! Sultan Abdülhamid'den önce, bu, bir ölçüde sağlanmıştır. Hattâ bilindiği gibi, Kırım Harbi'ne bizi sürükleyenler de İngiltere ve Fransa'dır. Sultan Abdülaziz ve Mahmud Nedim Paşa'nın Rusya'ya yaklaşmaları sonlarını getirmiştir! Ne var ki, diplomasi ustası Sultan Abdülhamid, bu iki emperyalist devletin bu politikalarını etkisiz kılmayı başaracaktır! Sultan Abdülhamid, Veliahdlık döneminde her ne kadar İngiltere'ye yakın durmuşsa da, bu bir politika kurnazlığıydı. Sultan Abdülhamid İngiltere'ye hiçbir zaman güvenmemiştir. 
İngiltere, kendi çıkarlarını garantiye almak için,  1880 yılında Osmanlı'ya çok ağır bir nota vererek, Berlin Antlaşmasında öngörülen Ermeni reformunun derhal başlatılmasını istemişti! Bunun üzerine Abdülhamid, Rus dostluğunu aramaya yönelecektir. Zaten, 1879 yılında, İngiltere'ye rağmen, Abdülaziz döneminde Rusya yanlısı bir politika takip eden ve bu nedenle, İngiltere'nin baskılarıyla  Sadrazamlıktan azledilen Mahmud Nedim Paşa'nın Dahiliye Nâzırlığına getirilmesi, Sultan Abdülhamid'in Rusya'ya temayülünün önemli bir işaretiydi. 
İNGİLTERE DÜŞMAN, RUSYA ARTIK DOST!
Bugün, Amerika'nın vesayetinde 'mutlu, mesut' yaşayan aydınlarımızın pek de merak etmedikleri bir konu Sultan Abdülhamid'in İngiltere'ye bakışı ve Rusya ile kurduğu dostluk ilişkileridir. Bu konuda Doğan Avcıoğlu şu önemli bilgileri veriyor: 
“İngiltere dostluğu ile işe başlayan Abdülhamid, Kıbrıs ve Mısır'ı yutan İngiltere'nin Rusya'ya karşı, Türkiye'yi korumak şöyle dursun, Ermeni özerkliği, Bulgar genişlemesi ve Arabistan'ı ele geçirme hazırlıklarına başlama olayları dolayısıyla Türkiye'yi parçalama yolunda olduğunu anlamıştır. Bu bakımdan,  Şair Eşref'in deyimi ile, 'Mısır'ın elde koçanının kalışı' olayının yanı sıra, Bulgaristan olayı çarpıcı bir örnektir: Bulgaristan Rusya'nın çabaları ile özerklik kazanır. 
Fakat 1884'te, İngiltere yeşil ışık yaktığından, Rusya'nın ve Türkiye'nin karşı çıkmalarına rağmen, Bulgaristan Doğu Rumeli'yi işgal eder: Osmanlı vâlisini yakalayıp hapseder ve Doğu Rumeli'nin Bulgaristan'la birleştiğini ilân eder. 1887'de, Osmanlı'nın onayı alınması gerekirken, bu yapılmadan, Avusturya ordusu subaylarından Ferdinand, Bulgar Prensi seçilir. Avusturya, İtalya ve İngiltere; Türkiye ve Rusya'nın bu oldubittilere karşı çıkmasından; dahası, Türkiye'nin Rusya'ya haklarını terk etmesinden kuşkuludurlar. Buna karşı, aralarında 'Doğu Üç Taraflı İttifakı' adı verilen bir anlaşma imzalarlar.”
Bu anlaşmanın 5. maddesi ilginçtir: 
“Türkiye, Bulgaristan'daki hâkimiyet haklarını başka bir devlete ne terk edebilir, ne de ona bu yolla vekâlet verebilir. Anlaşmalarla Boğazların bekçiliğiyle görevlendirilmiş olan Türkiye, Küçük Asya'daki hükümranlık haklarından hiçbir kısmını başka bir devlete terk edemez ya da bu yolda ona vekâlet veremez” (Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 1078).
Burada Rusya'nın kast edildiği açıktır. İngiltere, Osmanlı'nın Rusya ile anlaşmasından korkmaktadır! 
İngiltere'nin Osmanlı'ya karşı olan politikası, Türk-Rus Harbi'nden sonra değişecektir. Doğan Avcıoğlu'nun belirttiğine göre, bunda, Rusya'nın izlediği politikanın payı büyüktür. Çarlık Rusya'sı, 1890'lardan itibaren Boğazlar, Balkanlar ve Ermenistan ile uğraşmayı bırakarak Sibirya'ya yönelmiştir. Artık Rusya, ne Ermenileri ve ne de Makedonya'da Sırp, Bulgar ve Rum çetelerini Türkiye'ye karşı kışkırtır; tam aksine Balkan devletlerini frenler, statükoyu bozucu her eyleme karşı çıkar. İstanbul ve Boğazları ele geçirmek heveslerinden, gücünün yetmeyeceğini görerek vazgeçer. Bu sayede Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Savaşı'na kadar Rus baskısından kurtulur. Abdülhamid bir hayli rahatlar. O kadar ki, Hikmet Bayur'un yazdığına göre, 'İttihat ve Terakki, Abdülhamid'i Çar'ın bir çeşit adamı' saymaktadır  (Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 39)!
Sultan Abdülhamid'in Paris Sefiri Salih Münir Paşa da, hatıralarında, Bulgaristan'ın Türkiye karşıtı siyasetinde, Avusturya ve İngiltere'den destek aldığını, Rusya'nın Sultan Abdülhamid'le birlikte hareket ettiğini belirtmektedir. Nitekim, Bulgaristan'ın bağımsızlık emelleri hakkında Rusya Sefiri Nelidov, Salih Münir Paşa'ya şunları söyleyecektir: “Ferdinand'ı (Bulgarların, Osmanlı'nın ve Rusya'nın karşı çıkmasına rağmen Bulgar Prensliğinin başına getirmek istediği Avusturyalı Komutan), kabul etmeniz birçok sebepten dolayı katiyen caiz değildir. Ezcümle, Bulgarlar Türkiye'nin pek mühim bir parçası olan Şarkî Rumeli'yi gasp etmişlerdir ve hâlâ daha iade etmemişlerdir” (“Geçmiş Zamanlar”, s. 90). 
Bulgarlar Şarki Rumeli'yi Avusturya ve İngiltere'ye güvenerek işgal ettiler!   Görüldüğü gibi, bu işgale karşı çıkan Rusya, Bulgaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olarak varlığını sürdürmesinden yanadır. Bulgaristan'ı tahrik eden ve cesaretlendiren ise İngiltere'dir!
Bu Osmanlı-Rus yakınlaşması İngiltere'yi ürkütmüştür. İşte 1887 yılında, İngiltere, İtalya ve Avusturya arasında imzalanan 'Doğu Üç Taraflı İttifakı' isimli anlaşma bu telâşın eseridir. 
İngiltere; 'Türkiye'yi Türkiye'ye rağmen korumak' amacı güden bu anlaşma için, Türkiye'nin işbirliğini ister! Eğer, Türkiye işbirliği yapmaz; oldubittileri düzeltmek isterse, bunu gayrimeşru sayan antlaşmanın sekizinci maddesinin yaptırımı hazırdır. Buna göre, “Eğer, Bâbıâli'nin hareketleri, yukarıdaki gayrimeşru girişimlerle bir ortaklık ve onlara uygunluk niteliğini kazanırsa, Üç devlet, Osmanlı topraklarından uygun görecekleri yerleri geçici olarak işgal edeceklerdir!”
Avcıoğlu'nun belirttiğine göre, “Daha ilginç olan ise, İngiliz belgelerinde, 'İngiliz'den daha İngilizci' diye nitelenen Sadrazam Kâmil Paşa'nın bu antlaşmayı sevinçle karşılaması ve bu üç devletin 'Türkiye'yi Türkiye'ye rağmen korumak' kararlılığını kendisinin başarısı saymasıdır” (Avcıoğlu, age. s.1079)! 
Sadrazam Kâmil Paşa, Saraya gönderdiği bir raporda, “İşbu devletler topluluğunun ittifak dairesine girebilmek için onlara yaklaşmak gerekir” tavsiyesinde bulunacaktır! Rusya dostluğunun bilincinde olan, İngiltere'yi en güvenilmez devlet olarak gören Sultan Abdülhamid ise, Sadrazamının bu girişimini, Rusya'ya karşı kışkırtıcılık sayar ve Kâmil Paşa'ya, günümüzün dış politikasını belirleyenlere önemli bir ders niteliğinde olan şu direktifi verir: 
“Belirtmeye gerek olmadığı üzere, Rusya Devleti, Osmanlı Devleti ile komşu olup, istediği zaman çok sayıda asker göndererek, tâ Musul ve Bağdat'a kadar Anadolu illerini işgal eylemesi kendisince mümkün olduğu ve gerçi Bulgaristan'da Rusya'ya karşıt bir parti var ise de, halkın büyük çoğunluğu Rusya'ya dönük ve eğilimli olduğu gibi, Karadağ halkı dahi, büsbütün kendisine bağlı ve tutkun ve Sırbistan ile Romanya halklarının bir kısmı bile Rusya'ya yatkın bulunduğundan, Rusya Devleti asla gücendirilmeyip, kendisiyle iyi geçinebilmek önemli ve gereklidir. Sorunun başından beri Osmanlı Devletince izlenen doktrin, bu ilkeye dayanmaktadır” (Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”,  s. 1079). 
Sultan Abdülhamid'in Kâmil Paşa'ya yaptığı bu uyarı çok önemlidir. Ne yazık ki, Atatürk'ten sonra bu millî idrak yok olduğu için, Millî Şefimiz, Abdülhamid'in yapmadığı şeyi yapmış ve Batılı ülkelerle ittifak ilişkisi içine girilmiştir! Böylelikle, Batı'nın vesayet kemendi kendi ellerimizle boynumuza geçirilmiştir ki, hâlâ daha boynumuzdadır! 
Doğan Avcıoğlu'nun belirttiğine göre, Abdülhamid'in bu tavrı üzerine, İngiliz yöneticileri küplere binerler; Abdülhamid'e 'KIZIL SULTAN' adını takarlar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?