SULTAN ABDÜLHAMİD'İN RUSYA SİYASETİ (4)

RUSYA GERÇEĞİNİ GÖREN AYDINLAR DA VAR!
Prof. Mehmet Şahin'in Habertürk TV'de dinlediğimiz Soçi analizi takdire şayandı. İktidara yakın bir isim olan sayın Şahin'den bu kadar gerçekçi bir analiz doğrusu beklemiyorduk. Burada, Sabah Gazetesi yazarlarından sayın Bercan Tutar'ın, Rusya ve Çin'le işbirliği hakkında yaptığı olumlu değerlendirmeleri de takdirle karşıladığımızı belirtmek isteriz. Umarız, bu sağduyu dalgası giderek yaygınlaşır. Yaygınlaşacağa da benziyor. Çünkü, bir anket şirketinin yaptığı kamuoyu araştırmasında, Rusya ile yakınlaşılmasını isteyenlerin oranı yüzde 40'ı aştığı hâlde, Amerika'yı tercih edenlerin oranının yüzde 36 civarında kaldığını göstermektedir. Batı'nın fonladığı onlarca STK'nın Amerika propagandasına rağmen, halkımızın, 80 yıllık 'Amerika dost, Rusya düşman' ezberini parça parça edecek bu yaklaşımı gerçekten çok önemli bir gelişmedir. Temennimiz, Batı hayranı aydınlarımızın, siyasetçilerimizin ve özellikle sayın muhalefetimizin, millî menfaatlerimizin nerede olduğunu  artık görmeleridir. 
RUS BÜYÜKELÇİSİNİN ÖNEMLİ UYARISI!
Rusya'nın İstanbul Büyükelçisi Nelidov'un, 24 Temmuz 1892'de Sultan Abdülhamid'in en güvendiği isimlerden biri olan Salih Münir Paşa'ya söylediği şu sözler de çok önemli bir tarihi vesika niteliğindedir: ”Rusya'ya mütemayil olduğu için Sultan Abdülaziz'e bir zarar gelmemiştir. Rusya taraftarlığıyla itham olunan vekilleriniz iktidar mevkiinde kaldıkları sürece, Sultan Abdülaziz'in hal'i mümkün olamamıştır ve olamayacağı anlaşıldığından, İngilizler türlü iftiralarla ve ithamlarla azillerine çare bulmuşlar ve ancak ondan sonra iktidar mevkiine gelen ve İngiltere'ye taraftarlığıyla bilinen Mithat Paşa, Hüseyin Avni Paşa ve Rüştü Paşa gibi hainler vasıtasıyla, hal' cinayetini yapmışlardır. Bu vaka, sizin için hatırlanmaya, düşünülmeye ve uyanıklığa lâyıktır. Elhasıl İngilizler ve onların taraftarlarına itimat etmeniz caiz değildir” (Salih Münir Paşa, “Geçmiş Zamanlar”, s. 212)!
Rus Büyükelçisinin yaptığı bu tespitler son derece önemlidir. Büyükelçi Nelidov, tarihimizin karanlıkta bırakılan bir hadisesi olan Sultan Abdülaziz'in darbeci paşaların düzenlediği bir askerî darbe ile tahttan indirilmesi ve öldürülmesi hadisesini hatırlatarak, bu olayın arkasında İngiltere'nin olduğunu belirtmekte ve bundan sonra daha uyanık olunması gerektiğini hatırlatmaktadır ki, Sultan Abdülhamid, saltanatı müddetince bu uyanıklığı göstermiştir.
ÖNCE MAHMUD NEDİM PAŞA'YI 
TASFİYE ETTİLER! 
İngiliz sefiri Henry Elliot Sadrazam Mahmud Nedim Paşa'ya karşıydı. Çünkü, Mahmud Nedim Paşa, İngiltere'nin Osmanlı Devleti aleyhine giriştiği komploların farkındaydı. Bu komploları önleyebilmek için de, Rusya'ya yaklaşmayı uygun görüyordu. İşte, İngiliz sefirinin Mahmud Nedim Paşa'ya, “Nedimof” ismini takmasının sebebi de budur. Nizameddin Nazif Tepedelenlioğlu'nun belirttiğine göre, bu sefir cenapları, Sultan Abdülaziz'i hal' edip (tahttan indirip), katleden paşalar ve kumandanlar kadrosunun birinci derecede dirijanı (çekip çevireni) olmuştur. Bu iş için bu zat, İngiliz bütçesinden yedi milyon altını sere serpe sağa sola dağıtmıştır (Raif Karadağ, “Muhteşem İmparatorluğu Yıkanlar”, s. 257). 
Günümüzde ise bu karanlık işleri çekip çeviren devlet bilindiği gibi, 'müttefikimiz ve de stratejik ortağımız' Amerika'dır! Böyle dostu olanın düşmana ne ihtiyacı kalır ki?
RUSLARLA ERMENİ SİYASETİMİZ BİRDİ!
Doğan Avcıoğlu'nun belirttiğine göre, Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa, Abdülhamid'e gönderdiği bir raporda şu önemli tespitleri yapmaktadır:
 “İngiltere'nin Ermenilerin emel ve isteklerini alkışlar ve onları destekler bir politika gütmesinin nedenine gelince, ortaya bir Ermenistan sorunu çıkarıp, Avrupa'nın kararıyla, Rusya sınırı yakınlarında bir Ermenistan Beyliği ya da yarı bağımsız bir Ermeni ili kurulacak olursa, Rusya Ermenilerinin de millî duyguları coşarak, Rusya'nın böğründe rahatsız edici bir çıban olacaktır” (Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”,  s. 1075).
Osmanlı diplomatlarının dünyayı nasıl takip ettiklerini görüyor musunuz? 
Bu, Atatürk Dönemi diplomatlarında da böyleydi! Şunu da belirtelim ki, Galatasaray Lisesi mezunu olan Salih Münir Paşa, Sultan Abdülhamid'in maiyetindeki önemli bir isimdi. 1878 Berlin Kongresinden sonra, Ermeni meselesi Avrupa'da taraftar toplamaya başlayınca, Abdülhamid tarafından özel olarak, 1892 yılında Paris Büyükelçiliğine gönderilmişti.  
İngiltere'nin Osmanlı topraklarındaki Ermenilerle bu kadar ilgilenmesinin sebebi, sadece Rusya'yı sıkıştırmak değildi. İngiltere'nin büyük ekonomik menfaatleri söz konusuydu. Doğan Avcıoğlu bu konuda da şu değerli bilgileri veriyor: “Ermeni sorununda İngilizlerin davranış biçimi, Ermenileri değil, yalnızca kendi çıkarlarını korumak amacına yönelmiş bulunuyordu. Doğu Anadolu kendisi için çok önemliydi. Trabzon, Erzurum ve Doğu Beyazıt aracılığıyla, Karadeniz'i İran'a bağlayan ticaret yolu bu sırada önem kazanmıştı. 1840 yılından itibaren Manchester'e yerleşen Ermeniler, İngiltere tezgâhlarının dokuduğu pamuklu kumaşları bu yoldan İran'a ve Orta Asya'ya gönderiyorlardı, 1870 yılından sonra İngiltere'de artmaya başlayan mâmul pamuklu stokları büyük bir ekonomik bunalım yaratmak yolundaydı. Bu ticaret yolu, stoklar için tek kanaldı” (Avcıoğlu, age. s. 1074).
Rusya'nın, Ermenileri Ruslaştırma siyaseti gütmeye başlaması, Abdülhamid'in de işine gelmekteydi. 1881'de tahta çıkan Çar III. Aleksandr, Ermeni millî duygularını öldürmeye, kiliselere el atmaya koyulur. Çarlık Rusya'sı, Osmanlı Devleti sınırları içinde özerk bir Ermenistan'ın, kendisi için de tehdit oluşturacağını görür. Nitekim, Ermeni meselesinin en kızıştığı bir dönemde, Rus Dışişleri Bakanı Lobanof, Almanya'ya “Özgür bir Ermenistan bizce kabul edilemez” diyecektir! Londra Büyükelçisi Saffet Paşa “Balkanlarda Özerk bir Bulgaristan yapmaktaki hatasını anlayan Rusya'nın, bunu Doğu'da tekrarlamayacağını” İstanbul'a bildirir (Avcıoğlu, age. s. 1082). Doğan Avcıoğlu, Abdülhamid'in Ermeni politikasını, Çar'ın el altından desteği ile yürüttüğünü belirtmektedir! 
Bu da Sultan Abdülhamid'in nasıl bir politika kurdu olduğunu göstermektedir.
Doğan Avcıoğlu'nun da belirttiği gibi, Rusya 1877-1878 Harbi'nden sonra, artık Doğu'ya yöneldiğinden, kendi ülkesinin imarına ve ekonomik kalkınmasına öncelik verdiğinden ve Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün İngiltere'nin daha çok işine yarayacağını gördüğünden, Sultan Abdülhamid'i destekliyordu. İngiltere ise, Türkiye'yi sürekli olarak sıkıştıracaktır. İngiltere'nin bir korkusu da, Mısır'da yeniden Osmanlı hâkimiyetinin tesis etmesidir. Çünkü, Sultan Abdülhamid İngiliz işgalini tanımamıştı. Rusya'nın doğuya yönelmesinden sonra, Balkanlar da, İngiltere tarafından karıştırılacaktır. Ermeni ayrılıkçılığı, Balkanlardaki sürekli kargaşa, Islahat baskıları Sultan Abdülhamid'i iyice bunaltır. Fakat Sultan Abdülhamid, bunların hepsiyle baş etmeyi başaracaktır. Bu baskılar Sultan Abdülhamid'den sonra da devam edecek; Türkiye ancak, Atatürk'ün sayesinde ulaştığı Cumhuriyet yönetimiyle huzura kavuşacak, fakat, Atatürk'ten sonra, devletimiz yeniden Batı'nın yörüngesine sokulacaktır. Buna hep Sovyet Tehditleri gerekçe olarak gösterilmiştir ki, aslı yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?