Ufak Tefek Meseleler

Şiire, romana başladım. Abur cuburu bıraktım. Çiçeklere gülümsedim tüm samimiyetimle. El salladım martılara bir de boşluğa.
Gün aşırı bisiklete çıkıyorum. Banklarla ilerlettim ahbaplığı, kaldırımlarla dostluğu. Sahille bakışıyoruz gizli gizli. Usanmadan ben yazıyorum, o siliyor. Ben söylüyorum, o yutuyor; o uğulduyor, ben susuyorum. Ara sıra alıp başımı gidecek gibi oluyorum, ağzında köpüklerle beni kovalıyor, izin vermiyor hiçbir yere gitmeme. Ahh, dilimde engin denizlerin tuzu...!

Güneş bütün işi gücü bırakmış bulutlarla saklambaç oynamanın derdinde. Bulutlar renkten renge, şekilden şekile girmenin telaşında. Bense ağaç gölgeleriyle tutuştuğum bir köşe kapmacadan daha yenik ayrılmanın yorgunluğuyla gölgemle savaşta…

Yüzümde hissettiğim rüzgârın bende bıraktıklarıyla benden götürdüklerinin muhasebesini yapamaz oldum artık! Rüzgarlar mı insafsız, insanlar mı vefasız çetelesinde ibre açık ara insanlardan yana!

Bunca insan kalabalığı içinde tek tük tanıdık yüzler… Ufak tefek hatıraların bir canlanıp bir sönmesi… Kısa kısa cümleler, yarım yamalak tebessümler, jestler, mimikler… 'Ne kadardır görüşemiyoruz'lar, 'arayı açmayalım'lar, 'muhakkak'lar, 'inşallah'lar…

İnsanın yalnızken bile yalnız kalamaması ve kalabalıklar içinde yalnızlığın Nirvana'sına ulaşması, al sana modern çağın harika bir açmazı daha!

Modernlikti-ilkellikti, eskiydi-yeniydi, geçmişti-gelecekti, şuydu-buydu yine, yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyecek ne gücüm var ne de niyetim!

Durum, stabil. Konum, meçhul. Rakım, yerle yeksan. İrtifa, düşmekte.

Olağan şüpheliler gibiyiz bu sıralar kelimelerle! Ne onlar derdime çare ne ben onlara pervane… Yatağına kırgın ırmaklar misali bir küs bir barışık… Aynalar iyi ki konuşamıyorlar! Düşünsene aynaların dili olduğunu? Arkamızdan kıs kıs güldüklerini sen de duymuyor musun? Kendi endamınızda hasedinizden çat çat çatlayıverin emi boyu posu devrilesiler!

Kimse bir günün eskisi gibi yine yirmi dört saat olduğuna inandıramaz beni! Yaygın kanaatin aksine biz hızlandıkça zaman yavaşlamıyor, sanki! Koşmak yerine yürümeyi hatırlarsak belki yeniden tutabiliriz zamanı!

Hoş değil aram asri zamanlarla. Sevemedim bir türlü modernizmi de postmodernizmi de! Kim ne derse desin içinde yaşadığımız çağ, dijital çağdan ziyade dijital kıyamet!
İyiyi, güzeli, doğruyu ve daha birçok şeyi yeniden tarif etmek gerekmiyor mu sizce de?
Ne zaman buralara geldi mevzu anlayabilmiş değilim! Daha biraz önce bisikletimi dünya turuna çıkmak için ikna etmeye çalışmıyor muydum ben? Sahille söyleşip, güneşle kovalamaca oynayan ben değil miydim?
Hani 'en kısa zamanda'lar, 'muhakkak bekliyorum'lar, 'mutlaka aramalısın'lar, 'özletmeyin'ler…
Cevabını merak etmediğim sorularımla ben daha fazla gölge etmeden çekileyim huzurdan…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?