SULTAN ABDÜLHAMİD'İN RUSYA SİYASETİ (3)

RUSYA'YLA 1877-1878 HARBİ
Rusya'ya karşı çok ağır bir mağlubiyetle sonuçlanan 1877-1878 Harbi'nin, Sultan Abdülaziz'i tahttan indiren Darbeci Paşaların basiretsizliği yüzünden çıktığını daha önce yazmıştık! Sultan Abdülhamid,  Rusya ile uzlaşmaktan yanaydı. Fakat, bu arzusunu başta Mithat Paşa olmak üzere, darbeci paşalara bir türlü anlatamadı. İngiltere'ye pek güvenen Darbeci Paşalar, Rusya ile uzlaşmak mümkünken, devleti bu harbe sokarak büyük bir mağlubiyete sebep oldular. Bu nedenle büyük toprak kayıplarının yanında, bir de Rusya'ya çok ağır bir harp tazminatı ödemek durumunda kaldık.  Gerçi, harbi kazanan Rusya da malî bakımdan oldukça sarsılmıştı. Çünkü, bu harbi sürdürmek için Batılı finans çevrelerinden büyük borçlar alınmıştı. Rus Çarı, Osmanlıyla savaşmanın değil barış içinde yaşamanın daha hayırlı olduğunu bu tecrübe ile iyice anlamıştı! Sultan Abdülhamid de zaten barış yanlısıydı. Sultan Abdülhamid'in ve Rus Çarının bu basireti, Rusya ile uzun bir barış dönemini getirecektir. Ne var ki, İttihatçılar 1914 yılında ülkeyi harbe sokarak, Rusya ile yıllardır sürmekte olan barış dönemini sona erdirirler. Tuhaf olan ise, bütün bu gerçeklere rağmen, Sultan Abdülhamid'in, 'En büyük toprakları kaybeden padişah' olarak suçlanması; İmparatorluğu yıkıma sürükleyen İttihatçılar hakkında ise, tek kelime eleştiri yapılmamasıdır! 
ABDÜLHAMİD'İN RUSYA SİYASETİ 
Bu gerekli bilgilerden sonra, Sultan Abdülhamid'in Rusya siyasetine gelebiliriz. 
1887 yılında Rusya'ya karşı Avusturya, İtalya ve İngiltere üçlü bir ittifak kurmuşlar ve Türkiye'yi de Rusya'ya karşı 'KORUMAK' istemişlerdi. Türkiye bu ittifakın koruyuculuğunu kabul etmezse, topraklarını işgal ederek onu zorla koruyacaklardı! İşin ilginç yanı, 'Rusya Düşman, İngiltere Dost'  görüşünün şampiyonluğunu yapan ve büyük devlet adamı diye ün kazanan Sadrazam Kâmil Paşa'nın, bu ittifakı sevinçle karşılaması ve “İşbu devletler topluluğunun ittifak dairesine girebilmek için onlara yaklaşmak gerek” fikrini savunmasıdır! Hâlbuki, Sultan Abdülhamid denemeyle öğrenmiştir ki, Balkanlar'da ve Doğu Anadolu'da komşu olan Çarlık Rusya'sı, Türkiye'nin başına en büyük dertleri açabilir. Düşmanlık politikası izlemeden önce, dostluk politikası araştırılmalıdır. Nitekim, Sultan Abdülhamid, Kâmil Paşa'ya şu direktifi verir: 
“Rusya Devleti, Osmanlı Devleti ile komşu olup, istediği zaman çok sayıda asker göndererek ta Musul ve Bağdat'a kadar Anadolu ülkesini işgal edebilmesi mümkündür. Balkan Devletleri Rusya'ya yatkındır. Rusya Devleti gücendirilmeyerek, kendisiyle iyi geçinmek önemli ve gereklidir. Osmanlı Devleti'nce izlenen politika bu ilkeye dayanır” (Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”,  s.1589).
Sultan Abdülhamid'in bu gerçekçi siyaseti nedeniyle, İngilizler küplere binerler ve Ermeni politikasını da  bahane ederek, Abdülhamid'e 'KIZILSULTAN' adını takarlar.  
Günümüzün Sultan Abdülhamid hayranları,  hamasi bir Abdülhamid sevgisini bir kenara bırakarak, Sultan Abdülhamid'in bu dahiyane dış politikasını öğrenmeye bakmalıdırlar. Çünkü gerçekten de bu büyük Sultandan öğrenecek çok şeyimiz var.
Ne yazık ki, Sultan Abdülhamid'in bu basiretini İnönü gösterememiş ve Rusya düşmanlığını körükleyerek, ülkeyi Batı'nın kollarına atmıştır! Bu vahim hataya, günümüzde bile ciddî bir eleştiri yöneltilmemesi, aydınlarımızın ve siyasetçilerimizin, Batı'nın ne kadar etkili bir zihin kontrolü altında  olduklarının  göstergesi değil midir?
 ATLANTİKÇİLER 
NE KADAR DA YAYGINLAR!
Ukrayna'ya dron satışımız ve Ukrayna'nın NATO'ya girmesini desteklememiz Rusya'yı çok tahrik etti. Keza Gürcistan'ın NATO'ya girmesini savunmamız da öyle! Ayrıca, Kırım konusunda açıkça Ukrayna'dan yana tavır almamızı da bunlara eklemek gerekiyor. 
Bu arada sayın Onur Öymen'in dış siyasetimiz hakkındaki, bazı vahim tespitleri üzerinde de durmak isteriz: Sayın Öymen 29.09.2021 akşamı Ulusal Kanal'da katıldığı bir programda, Ukrayna, Kırım ve Abhazya konularındaki değerlendirmelerinde, tam bir Atlantikçi ve AB'ci görüntü verdi! Ne yazık ki, bu değerli diplomatımız, sayın Devlet Bahçeli kadar gerçekleri göremiyor. Sayın Bahçeli, “ABD ve NATO ilişkilerinde yol ayrımındayız” açıklamasını yapabildi ki, bu çok önemlidir. Çünkü bugün birçok aydın ve siyasetçi, Amerika'nın ve AB'nin bunca tehditlerine rağmen, hâlâ daha NATO üyeliğimizin önemini vurgulamakta ve Rusya ile işbirliğine karşı çıkarak, ABD ve AB ile birlikte hareket etmemiz gerektiğini tekrarlamaktadırlar. Bunun, Stockholm Sendromundan, yani kendisini öldürecek  olan katile âşık olan kadının durumundan bir farkı yoktur.
Sayın Prof. Ersan Şen'in de, yine bir televizyon programında, 1877-1878 Türk-Rus Harbi'nden söz ederken, “Biz bu harpte, Rusya'nın tavrını unutamayız” şeklindeki talihsiz sözlerini de hatırlatmak isteriz. Bu düşünce, sıkı bir Atlantikçiliğin tezahüründen başka bir şey değildir. Sayın Prof. Şen'e hatırlatmak isteriz ki, Ruslar bizim yiğit düşmanlarımızdır. Tarihimizde “93 HARBİ”  olarak isimlendirilen l877-1878 Harbi'nde,  Rus Çarı II. Aleksandr, Pilevne savunması sırasında, yaralandığı için teslim olmak zorunda kalan Gazi Osman Paşa'nın kılıcını kendisine iade etmiş ve Osman Paşa Moskova'da, Rus Çar'ı tarafından  muzaffer bir komutan gibi ağırlanmıştır. 
Bu arada, özellikle kendilerini Milliyetçi-Muhafazakâr olarak gören aydınlarımıza, Sultan Abdülhamid'in, yaptığı şu çok önemli tespiti de hatırlatmak isteriz: “Çar'ın İmparatorluğu ile, bizim İmparatorluğumuz arasında, hem bütünü itibariyle, hem de ayrı ayrı bakıldığında pek çok benzerlik vardır. Halkın karakteri de birbirini çok andırır. Bütün bu sebeplerle birbiriyle can düşmanı olacaklarına bu iki devlet pekâlâ dost da olabilirlerdi” (Nurer Uğurlu, “II. Abdülhamid'in Hatıraları”,  s. 320). 
Bu sözlerin sahibi Sultan Abdülhamid, Rusya ile çok sağlam dostluk ilişkileri geliştirecek ve bu yüzden, İttihatçılar tarafından 'Çarın Adamı' olarak suçlanacaktır!
 Bugün Rusya'ya ait olan topraklarda, tarih boyunca birçok Türk Devleti kurulmuştur. Tunuslu gezgin İbni Batuta, Odesa'dan Volga'ya kadar Türkçe konuşulduğunu yazmaktadır. “Rus'un derisini kazı, altından Türk çıkar” sözünü hatırlatırız (Fahri Belen, “Tarih Işığında Devrimlerimiz”, Cilt III. s. 50, 61)!
Unutanlara hatırlatmak isteriz: 1683 Viyana Bozgunundan bu yana, Batı'nın saldırılarına muhatabız. İstiklal Harbi'nde Yunan'ı üzerimize sürenler bunlardır. Balkanları, Adalar Denizi'ndeki adaları, Halep'i, Musul'u bizden koparıp alanlar bunlardır.  Kıbrıs'ta iki ayrı halka rağmen, bize 'birleşin' diye olmadık baskılar yaparken, etle tırnak gibi olduğumuz Kürtlerle bizi ayırmak isteyenler bunlardır! KKTC Devletini bir türlü tanımayanlar bunlardır. Başımıza bir PKK belâsı ve FETÖ ihanetini musallat edenler bunlardır. Bu emperyalist devletleri hâlâ daha tanımayanlara Allah izan versin ve Allah yüce milletimizi bunların şerrinden korusun!
FETÖ kalkışmasının başarısız olması üzerine ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, 15 Temmuz sonrası için şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Bizim bazı muhataplarımız ya temizlendi ya da tutuklandı!”
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel ise şunları söylüyordu: “Darbe girişiminin ardından, ABD ordusunun Türk Ordusundaki birçok yakın müttefiki hapse kondu!”
Bu darbe teşebbüsü sırasında, Rusya, Çin, İran ve Kazakistan'ın, açıkça ülkemizin yanında olduğunu da hatırlatmak isteriz! Ayrıca, Rusya'nın bize, Suriye'nin kuzeyindeki hava sahasını açması sayesinde, Suriye Harekâtlarını yapabildiğimizi ve Rusya'nın desteğiyle gerçekleşen Astana Toplantılarıyla (Amerika dışlanarak), bölge barışı yolunda önemli adımlar atıldığı da unutulmamalıdır! Tabiî bunların kavranabilmesi için önce, 'Amerika dost-Rusya düşman' ezberinden kurtulmak gerekir. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?