Yüzyılın Skandalı*

 Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu, bir kitap tanıtma yazısı değildir. Her ne kadar yazıların içeriklerinden bahsetmemek için kendimle amansız bir savaş versem de! Sadece kitaba adını veren ve hacimce kitapta önemli bir yer kaplayan gazete haberinin İtalya’da 1950’li yıllarda hala gizemini koruyan şüpheli bir genç kızın ölümüyle ilgili olduğunu söylemekle yetineyim.

            Yüzyılın Skandalı, Gabriel Garcia Marquez’in muhtelif zamanlarda, muhtelif gazete ve dergilerde ve dahi muhtelif(nedense değişik, farklı, başka, diğer, öteki vb. kelimelere göre muhtelif sözcüğünün tınısı kulağımda daha hoş bir armoni oluşturdu) ülkelerdeki yazılarından derlenen bir seçki.

            “Büyülü gerçekçilik” akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Marquez’i, dilimize çevrilen Yüzyıllık Yalnızlık, Kolera Günlerinde Aşk, Kırmızı Pazartesi, Yaprak Fırtınası, Mavi Köpeğin Gözleri, Anlatmak İçin Yaşamak, Labirentindeki General, Şer Saati, Aşk ve Öbür Cinler ve daha birçok kitabıyla yakından tanımaktayız.

            Yazımıza konu olan kitap her ne kadar kitap ve gazete yazılarından bir seçki olsa da Marquez’in o büyülü ve sürprizlerle dolu üslubunun kitaptaki tüm yazılara sindiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Günlük, alelade- ve sizi hiç mi hiç ilgilendirmeyen-bir gazete haberi, Marquez’in o eşsiz, eksantrik üslubuna eşlik eden egzotik edayla sizi sarıp sarmalayan ve daha ne olduğunu anlayamadan kendinizi büyülü bir dünyanın içinde dolaşırken bulduran fantastik ve bir o kadar da gerçekçi gazeteci gözünden olayların bir tanığına dönüştüren yeteneğine kapılıp gidiyorsunuz.

            Yazarın gündelik bir vakayı edebi bir kisveye büründürerek bütün bir insanlığa mal etmesini hayranlıkla takip ederken dünyanın her neresinde olursanız olun o, sizi hiç ama hiç ilgilendirmeyen haberle yahut durumla kendinizi bir gönül bağı yahut düşünce birlikteliği kurmuş bir halde buluveriyorsunuz.

            Bu, yazarın edebi kimliği ile gazeteci kişiliğinin birbirine karışmasından ziyade Marquez’in elindeki malzemeye bakışı, o malzemeyi yeni baştan inşa etmesi ve bunu yaparken de okurun doğru bilgi edinme hakkına asla zeval vermeden bütün olup biteni kendi efsunlu anlatımıyla ama gerçeğe tamamen sadık kalarak oluşturduğu bir evrenle sizi baş başa bırakıveriyor.

            Hiç bitmemesini dilediğiniz kitabın sayfaları arasında dolaşırken gazete, gazetecilik, okur/luk, bilgi, yorum, üslup, yerellik-evrensellik gibi kavramlar üzerinde bolca düşünmeye de vakit bulabiliyorsunuz.

            Eli az çok kalem tutan herkes günün birinde yazdıklarını bir kitapta görmek ister. Bakmayın siz sadece kendim için yazıyorumculara yahut hiçbir şekilde yazdıklarının yayımlanmasını istemezükcülere! Latife bir yana yazıp çizdiklerinin gizli saklı kalmasını dileyenlere pek katılamasam da düşüncelerine saygı duyduğumu eklemek isterim. Ancak fena mı olurdu hani yukarıda sıraladığımız kitaplar gibi bizim de kitaplarımız rafları süslesin, elden ele dolaşsın, sohbetlere, yazılara, araştırmalara konu olsun. Kendi durumuma dair, aç tavuk kendini …

            Tam da burada Milan Kundera’nın “Saptırılmış Vasiyetler” ine kocaman bir parantez açmak kaçınılmaz oldu. Malumunuz Kafka dostu ve arkadaşı M. Brod’a ölümünden sonra yazdıklarının yayımlanmak yerine yakılmasını vasiyet eder. Bugün artık şaşmaz bir şekilde biliyoruz ki bu vasiyet yerine getirilmemiştir. İyi ki de bu vasiyete uyulmamış! Şimdi konumuz o günden bugüne süregelen ahlaki bir tartışmada taraf olmak olmadığı için bu parantezi açma nedenime devam edeyim izninizle. Kundera, M. Brod’u Kafka’nın vasiyetini yerine getirmemekle suçlarken, yani tüm o metinlerin yakılmasını ve hiçbir okurun onları okumaması gerektiğini ama tüm bunlara karşın iyi bir Kafkasever olarak o metinleri büyük bir zevkle okuduğunu yazıyor.  Ben de diyorum ki hadi M. Brod bütün ahlaki kuralları görmezden gelerek onları yok etmedi ama seni/beni/bizi, Kafka’nın vasiyetine uymaktan alıkoyan dürtüye pekâlâ direnebilirdik! Ki mademki Kafka yazdıklarının okunmasını istemiyordu; öyleyse kendisi niye onları yakıp küllerini Prag’ın kasvetli göğüne savurmadı?

            Tüm bu okuma macerası esnasında yazılıp çizilenlerin aktüalitenin-daha farklı bir söylemle popülaritenin- kolaylığı yahut cazibesinde bir saman alevi gibi sönmemesi için fikrin, hakikatin emrinde olması, vicdanın sesinin kısalmaması, gönül aynasının pas tutmaması ve maksadın her daim üzüm yemek olduğunun unutulmaması hatırdan çıkarılmamalıdır, vesselam.

* Yüzyılın Skandalı, Gabriel Garcia Marquez, Can Yay.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erol Konal - Mesaj Gönder --- Okunma

# Bir, Yeni, gibi, Çok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?