Bütünü Görmek!

Planlamanın, gerekliliğine ve önemine ilişkin daha önce de yazmıştım. Planlamanın, amacı, kıt kaynakların en verimli kullanılmasını sağlamaktır.  Ekonomi bilimi, kıt kaynakların bölüşümüdür. Sermaye birikimi sahipleri, kıt kaynakları hem yönetir, hem de fiyatını belirler. Sermaye birikiminin yoğunluğu aynı zamanda gelir dağılımının bozukluğunu gösterir. Son yirmi yıllık sürecin, sermayenin yoğunlaşmasını ve gelir dağılımı bozukluğunu daha da artırdığı görülmektedir. 
Gelir dağılımı açısından nüfus, % 20'lik dilimleri üzerinden 5 ayrı katmana ayrılır. En üsteki % 20'lik dilim milli gelirin çok büyük bir kısmını alırken, en alttaki %20'lik dilim milli gelirden çok az pay alır. Ortada kalan üç dilim, genellikle nüfus paylarının altında ve en alttaki dilime göre gelirden görece daha fazla pay alır. Nüfusunun üzerinde gelirden pay alan tek dilim, en üstekilerdir. Son kırk-elli yılın genel görünümü budur. Son yirmi yılda ise tablo en üsteki dilim lehine sürekli bozulmuştur. Bu tespitler dikkate alınmadan yardımların ve elektrik fiyatlarına gelen zamların analizi eksik kalır.  
***      
Yeşilgiresun Gazetesinin 04.02. 2022 günlü nüshasında “Vatandaş Gittikçe Fakirleşiyor. Espiye'nin Yarısına SYDV Yardımı Yapıldı” başlığındaki haberi okuduk. Haberden 2021 yılı içinde 18.442 ihtiyaç sahibine 15 milyon Liralık yardım yapıldığını, Espiye'nin nüfusunun 36.500 olduğunu öğrendik. 
İhtiyaç sahiplerinin sayısının, nüfusun yarısından fazla olması dikkati çekicidir. Bir kişinin birden fazla yardım alma olasılığı olsa dahi, % 20'lik dilimler sıralamasına göre alttan üçüncü dilimin yardıma muhtaç olduğunu göstermektedir. Espiye ilçesi, tek başına yoksulluğu göstermez ama sorunun çok ciddi olduğunu ortaya koyar.  Önemli bir göstergedir, nüfusun büyük bir çoğunluğunun yardıma muhtaç olduğunu gösterir. En attaki % 20'lik dilimin gelirsiz yaşadığını ortaya koyar. Bu kişiler için elektrik giderindeki 1,- Liralık artışın, ödenemez olduğu fark edilmelidir. Gelişmiş ülkelerde kişi gelirinin % 1'inden az olan elektrik ve ısınma gideri, ülkemizde 3.000-4.000,- TL. civarında ücret, emekli maaşı alanlar için yalnızca elektriğin payı % 10'lar düzeyindedir. Isıtma gideri ile birlikte bu oran çok yukarılara çıkmaktadır. Bu tablo, gelir dağılımı bozukluğunu somut biçimde açığa çıkarmıştır.         
***    
Yeşilgiresun Gazetesinin aynı sayısında “Elektrik Zammı İş Dünyasını da Tedirgin Etti”  başlıklı haberi de okuduk. Haberden GTSO Başkanının elektrik fiyatları için verdiği demeçte tüm sektörlerde zamlı elektrik faturalarının kabul edilemez boyuta geldiğini, ekonomik yapıyı tehdit ettiğini, fiyatların kabul edilebilir seviyelere çekilmesi gerektiğini, aksi halde işsizliği ve işletme iflaslarının geleceğini belirtmiştir. 
Ülkemizin ekonomik yapısı, gelişmiş ülkelerle karşılaştırılarak yorum yapılamaz. Ülkemizdeki mikro ve küçük işletmeler ekonominin hem lokomotifi, hem de katarın tamamına yakınını oluşturur. Tüm işletmelerin % 90'ı mikro ve küçük işletmelerden oluşur. Bu nedenle, elektrik fiyatlarına yapılan zamlardan işletmelerin olumsuz etkilenme oranı yüksektir.  
Tüketim miktarı taban alınarak elektrik fiyatlarına gelen zam oranlarını indirmekle ve değiştirmekle sorun çözülmez. Hem doğrudan tüketici boyutunda, hem de esnaf ve tacirden olaşan üretim ve hizmet sunanlar boyutuna sorun çok büyüktür.   
***    
Enerji maliyeti, tüm ekonominin rekabet etme gücü başta olmak üzere ihracat miktarını ve tutarını etkiler. Toplam üretimi ve katma değerin büyüklüğünü de etkiler. Gelişmiş ülkelerin birçoğunda doğrudan veya dolaylı teşviklerle, açıktan veya gizli desteklerle üretim yapanların enerji gideri, en aza indirilir. Ülkemizde üretime destek verilmediği gibi enerji fiyatlarının düşürülmesi yönünde teşvik ve destek verilmesinde de başarılı olunduğunu söyleyemeyiz. Hatta başarısızdır. Şöyle ki,  ithal doğalgaz ve kömürden elektrik üretilmesiyle küçük hidroelektrik santralleriyle pahalı elektrik üretilmesinin fiyatları olumsuz etkilediği açıktır. Elektrik pazarlayan şirketlerin gözleri dönmüşçesine kâr hırsının da fiyatları olumsuz etkilediği ortadadır. Özel şirketlerin, birçok hukuki dayanak ve muhasebe işlemleriyle kârlarını en yükseğe çıkardıkları da bilinmelidir. Birçok transferler yoluyla kârlarını azaltarak, gizleyerek vergi vermeme yolunu izledikleri dahi söylenebilir.   
***    
Gelir dağılımı bozukluğunu gidermek için politikaların bütüncül olarak ele alınması gerekli ve zorunludur. Toplumun, en dezavantajlı % 20'lik diliminden başlayarak gelir dağılımı bozukluğunu düzeltici önlemler alınmalıdır. Nüfusuna göre milli gelirden az pay alan 4 dilimin geliri derhal artırılmalıdır. 
Ülkemizin, emperyal bir güç olmadığını bilinmelidir. Emperyal güçler, ülkemize özelleştirmeyi dayatmışlardır. İtiraz edenlerin, itirazı dikkate alınmamıştır. Yıllar, itiraz edenleri doğrulamıştır. Dolayısıyla çözümlerin, bu tespite göre yapılması gereklidir. 
Zamanında, verimliliğin artacağı, maliyetlerin düşürüleceği gerekçesiyle özelleştirme yanlısı olanları ya da özelleştirmeye itiraz etmeyip, susanların bugün dahi korkarak, cılız bir şekilde sesini çıkardığını görüyoruz. Elektrik fiyatlarının kabul edilemez boyuta geldiğini, işsizliğin ve iflasların yaşanacağını söylermiş gibi yaparak itiraz ettiklerini sanıyorlar. Bilinen kıssadan hisse hikâyesidir: Bugün erikçi, hıyarcı geçiyorsa yarın karpuzcunun geçeceğini önceden bilmek, görmek gerekir. Alçak sesle ve korkarak itiraz edilmez. Gelen fırtınanın çok güçlü olduğu görülmeli ve itiraz edilmelidir. Derhal, elektrik şirketleri kamulaştırılmalıdır. Bu talep, toplumun başta esnaf ve tacirleri olmak üzere tüm kesimleri tarafından yükseltilmelidir. Aksi halde iflasların yıkıcı etkisi tüm toplum kesimlerini sarar.  
Tüm üretici sektörlere maliyetine enerji verilmelidir. Konutlara da en az günlük 10 Kw-saat tüketimi, maliyetine verilmelidir.  Maliyetiyle vermek demek, şimdi olduğu gibi özelleştirilmiş dağıtım şirketlerinin maliyetleri değildir. Kâr transferleri barındırmayan ve giderlerin en aza indirilmiş olan maliyettir. 
Planlamasız yaşam pahalıdır. Planlamasız ekonomi, israfın beşiğidir. Planlamasız ekonomi, geçmişi, şimdiyi ve geleceği tüketir. Gelir dağılımın bozukluğu, yaşamı boşa geçmiş insan yığınını gösterir. Üretilmeyen ekonomide, gelir büyümez, borç büyür. 
Bütün, planlamayla görülür.     

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?