MANGAL

Meğerse milyonlarca Türk vatandaşı olarak, devletimizin eski birçok kurumuna özür borçlu büyüyen bi nesilmişiz, biz. Aha geldik gidiyoruz, gerçeklerden kaçmayalım. Şu yaşlarımıza değin evimize gelen tüm faturalarla dalga geçmedik mi toplu halde?
Diyelim, su faturasını biraz fazla bulduk, belediye tahsilât memuresi hanımefendilere; ''Hamam mı işletiyoruz bacım?'' diye sitemler mi etmedik?
Elektriğin dip toplamını beğenmedik örneğin; ''Topkapı Sarayı'nın faturası olmasın sakın bu, sanırım yanlışlıkla bize gönderildi'' diyip diyip az mı söylendik Tedaş gişe kuyruklarında?
Sabit telefonlar da yüklü geldi bazen; ''Her gün Amerika Başkanıyla görüşsek anca bu gadar yazar yahu, bu nedir be gardeşim'' şeklinde konuşarak bi sağa bi sola tur atmayanımız var mıdır PTT içlerinde? 
''Kuru hayal fani dünya'' boşumuş!
****
Doğrusu Allah'ın sopası sayılır, şu yeni yaşadığımız fatura faciaları. Çok abartmış, çok günahlar almışız demek vaktiyle. Fatura dediğin şey, 2022 yılında başlarımıza gelenler imiş!
Sözgelimi, en son gelen doğalgaz faturası; ''Acaba magma tabakasını mı direkt bizim eve yazdılar?'' diye düşünmeme yol açacak denli ağır idi... Elektrik faturasını gördükçe; ''Galiba Keban Barajı'nın enerji sarfiyat bedelini tek başıma ben ödeyeceğim artık, ne yapayım vatan sağ olsun'' diyen biri oldum çıktım.
Suya ağzımı açamam bakın, açarsam çok ayıp ederim. Olimpik yüzme havuzu ayarında henüz faturalarımız, Atlas Okyanusu aşamasına ulaşamadık çok şükür.
Devletimiz kutsalımızdır, her ne olursa olsun küsemeyiz. Bulur buluşturur, öderiz hepsini, merak etmesinler.
****
Yalnız!
Caddeleri, sokakları adımlarken dikkatle bakmalı artık herkes. İbret-i âlem için! Can gözüyle görmeli!
Ana cadde, ara sokak ayrımı kalmadı. Tüm esnafımız loş ışıkta oturuyor dükkânlarında. Bikaç istisna dışında, tüm işyeri sahipleri ve personel montla çalışıyor içeride. Işıl ışıl bi ortamda olmaktan ve ısınmaktan vazgeçilmiş. Mecburen. Gördükçe içlerimiz üşüyor.
Ulusal markalar bile tasarrufa gitmiş, tabela vs gibi acil olmayan lambaları söndürmüş… Bu memleket, işgal yıllarında, Kurtuluş Savaşı sırasında bile bu durumlara düşmemişti. Acı olan budur.
Tıpkı eğitim gibi, tıpkı sağlık gibi, tıpkı askerlik gibi, ışıtmak ve ısıtmak da devletin ana görevi olmalıydı oysa. Üç beş tane ''malum'' ve ''hepimize alenen sövmüşlüğüyle'' meşhur firma, kendi elektriğimizi bize satamamalıydı.
İngiliz zırhlıları limana mı demirledi, Yunan süvari birlikleri Gazi Caddesi'ne mi girdi diye kaygılanır oldum artık? Arada bi, dönüp dönüp sağımı-solumu kolaçan etmeye başladım ki, ona göre vaziyet alıp, gerekirse kılıç kuşanacak, en azından süngü takınacağım?
Varsalar bilelim. Geldilerse duyalım. Bikez püskürtmüştük, yine püskürtürüz!
****
Belleğim yanıltıyor da bi hata yapıyorsam lütfen bağışlayınız, bizim kuşak için doğalgaz, Sovyetler Birliği'ne (ve Doğu Bloğu ülkelerine) özgü bi kavramdı. Boldu, bedavaydı, olağanüstü yüksek derecede ısıveren bi kaynaktı. Çoğu filmlerde, Sibirya çadırlarında kısa kollu tişörtle çalışan görevlilere rastlardık. Belki de bu görüntüler idi beyinlerimizi çelen?
Sosyalizmin, dünya durdukça yaşatılması gereken üç-beş yanından biriydi, kısacası doğalgaz. Aynı zamanda Allah'ın insanlığa bi nimetiydi.
Ülkemize, bölgemize, şehrimize, semtimize, apartmanımıza ve nihayetinde evimize doğalgaz ulaştığında yeminle çok sevinmiştik. Ohh bee dedik hepbir, artık gümbür gümbür ve üstelik ucuza ısınacaktık? Nasıl unutayım, daha bikaç yıl oldu-olmadı bu duyguları yaşayalı?
Maalesef…
Malum ve meşhur firmalar, dünyanın en pahalı ve (içine ne kattılarsa artık?) en ısıtmayan doğalgazını satmaktalar bize. İçimden geçen tekbi cümlecik var bunlara yönelik;
Bu hesap elbet bigün sorulur.
****
Aralarında bikaç tane can dostumun da bulunduğu esnafımız mangal yakıp ısınmaya başladı artık. Nasıl ki alkole gelen korkunç zamlardan sonra her bi Türk vatandaşı kimyager olabilmişse, şimdi de herkes birer mucit gibi düşünmeye başladı. Yakında, Giresun'da, dünyamız için henüz bilinmeyen bi enerji kaynağı bulundu haberleri çıkarsa kimse şaşırmasın.
Ve mangal deyip de geçmesin kimse. Şu gezegen kuruldu kurulalı, bildiğimiz en yüksek ısıya sahiptir mangal közü denen şey. Taraflı olabilirim, bu anlamda da sorun yok, Giresun'dan başka bi yerde mangal görmedim çünkü. Şehrimin soylu geçmişine pek yaraşır mangal olgusu…
Belki de ülkemizin ekonomik kurtuluşu, tüm dünyaya Giresun'dan çekilecek ''mangal közü boru hattına'' bağlıdır. Neden olmasın? Yapmamız gereken, diğer tüm meslekleri bırakıp, şehir merkezini ve tüm ilçeleri taş fırınlarla doldurmak olmalıdır. Binlerce fırın…  Her sabah milyon ton köz ihraç edilebilir böylelikle. El âlem ısınma görür. Bilumum organları bayram eder!
O kadar ekmeği ne yapacağız dediğinizi duydum, sesleriniz kulağıma geldi, kıvırmayın şimdi. Çavuşlu Ekmeği yapıp, her sabah gemilerle ihraç edeceğiz tabi, dediğiniz de laf mıdır? Elin gâvurunun midesi ekmek görür!
****
Edebiyattır da mangal az biraz. Aşka dairdir.
Akşam külün üzerini kapatıp gidersin, fakat sabah geldiğinde közün yeniden yandığını görürsün. Yani sevdiceğinden ayrıldın diye, biter mi sanırsın aşkın? Üzerini örtersin sadece, için için yanarsın yine.
O yüzden böyle sanat eseri gibidir renkleri.
Çıtır çıtır çıtır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?