KAYIP YÜZÜK: "Kooperatifçi Kazım"

Öğretilen zahiridir ve sınırlıdır. Batıni bilgidir daha derin. Kulak görmeye başlar bir süre sonra, eller sayfalardan tat alır, sözler dokunur, dil yürür, gerçeği gözler söyler. Sıradışı düşünmek gerekir bazen. Öyle ki; cenazedeki ihtiyar bir kara lastiğin çamuru, on beş yaşındaki bir yetimin konuşan suskunluğu, kan dolmuş bir çift gözün yaşı kadardır ederin. Öğrenmek aslında bünyede büyük bir yük, paylaşmadıktan gayrı. Kahraman üreten bir fabrikadır Karadeniz'de fetir kokulu köyler. İster inan ister inanma ama meseleyi başlatan ben değilim; bir ufak yüzük…
Her yerde onu arıyordu. Gece uykuları kaçar olmuştu. Eşi Fikriye'ye defalarca aynı cümleyi kurdu o gün: “ara Fikriye, gözünü seveyim bulalım, her yere bak ne olursun.”
Ameliyata girmesi gerektiğinde kendisini bir garip hissetmişti Kazım. Daha evvel de geçirmişti bir iki operasyon ama bunun başka olduğunu biliyordu. Yanık türkülerde söylendiği gibi burkuldu içi ,nasıl burkulmasın; helallik almak lazım. Ona yarım asırdan fazla hayat arkadaşlığı yapan Fikriye'sine baktı köşeden uzun uzun. Sanki anıları tabağında öylece kalıyor; bedeni usul usul gidiyordu. Masadan doğrulurken öznesiz cümleler diline ram olsa da; zoraki tebessüm etti ve dedi: “Helal et hakkını…”
Yolun kesik şeritleri gibi geçiyordu yaşadıkları önünden. Yokluklar içerisinde geçen köy hayatından sonra memur olmanın sevinciyle Trabzon Merkez'e gelişi ve burada zabıta olarak göreve başlaması dün gibiydi artık. Hele kooperatif sınavını kazandıktan sonra müdür olarak atandığı o şirin, insanlarını ayrı bir güzellik olarak sevdiği, benimsediği Güce İlçesi'ni nasıl unutabilirdi... Derin bir iç çekti camdan dışarı bakarken. Hayatının otuz senesini İlçe Tarım ve Kredi Kooperatifi'nin müdürü olarak tamamlamıştı neticede.
” İyi ki…” döküldü dilinden belli belirsiz…"Bir şey mi dedin, baba?" dedi arabayı süren oğlu."Yok evladım" dedi "devam et sen"
Serde hep Araklı'nın muhalif Marzuba Köyü vardı. Bu gelenekle büyümüştü öksüz Kazım, günümüzde parmakla gösterilen, haftanın her günü ne giyeceği, ne okuyacağı belli adamlardandı,o.
Hastanede ameliyata giderken bile okuma aşkına engel olamamış bir iki kitabını sıkıştırmıştı çantasının ön gözüne. Kitap hayatının en önemli parçasıydı. 12 Eylül'den birkaç ay sonrasında kardeşim dediği Cemil ile gizledikleri, kemre sepetinde taşınan kitaplar nasıl unutulabilirdi ki... Aşağılarına indikçe yükseliyordu, yokuşlaşıyordu bayır. İnmiyor çıkıyorduk aslında.
Öksüzdü evet, annesini altı aylıkken kaybetmiş ve ablası tarafından büyütülmüştü. Hayattayken değerini bilmediğimiz annelerimizin onun gözündeki değerini anlamamız mümkün müydü? Tabi ki hayır. Bunun acısını ancak çeken bilirdi. O da acısını belli etmeden hayatının her safhasında derinden derine duyumsadı. Görevi süresince dürüstlük gölgesi oldu, sözleri senet sayıldı. Ondaki liyakatli idareciliği gören çoğu yönetici, kendi gittiği yanlış yolları gördü, ayıldı. Köyden gelen gerçek ihtiyaç sahibi üreticilere cebinden verdikleri sorulduğunda “Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” demiş, bütün müdürlük imkânlarını halktan yana kullanmış, olmayanları var etmiş biriydi.
Bir sabah vakti Fikriye “yüzüğü buldum Kazım” dediğinde dünyalar onun olur. İri yapılı elinde sadece serçe parmağına uygundur yüzük, oraya takar. Etrafındaki herkese annesinin yüzüğü olduğunu söyler sevinçle. Ameliyata girmeden evvel parmağından hiç çıkarmaz. Ümitsiz gittiği ameliyattan oldukça iyi bir halde çıkar. Ona göre yüzük uğur getirmiştir. Hatta telefonda Fikriyesine: “Köye güzel bir sofra kurar mısın, orada kalacağım bundan sonra.” der. Espiye'ye döndükten sonra çantasını kendisi hazırlar, her zamanki gibi bir yerel, bir ulusal olmak üzere gazeteleri elindedir.
Tahta araba sürdüğü, evcil hayvanları kovaladığı nam-ı diğer Küçük Moskova'nın toprağına ayak basar basmaz şen olur, gözlerinin içi parlar. Sanki çocuk olmuştur yine. Öyle ki ameliyatına giren doktorlar bile şaşırırlar. Hep bir plan vardır aklında "buraya şunu yapalım, şuraya şunu koyalım." Birkaç günlük bu heyecanlı güzel günlerden sonra ufak bir hastalık esnasında gider hastaneye kontrole ve Fikriyesinin deyimiyle “sal ile geri döner evine”.
Öyle işlemişti ki yaşama biçimi çevresine, yağmurken sel oldu, madde iken yel oldu insanlar zamansız ölümüyle. Giriş kısmında yer alan cenazedeki ihtiyar bir kara lastik; gizlice köylere gönderdiği yardımları, on beş yaşındaki yetimin suskunluğu ise onun katkıları ile okuyan öğrencileri simgeliyordu. Herkes anladı ki bu tip insanlara yaşarken değer vermek lazımdı. O insani yanı yüksek, kültüre ve sanata meraklı, herkesin tanıdığı, sevdiği, her konuda her şeyi güvendiği Kazım. Bisiklete binmeyi yeni öğrendiğim zamanlarda tanımıştım onu. Aile dostumuzdu.
Son olarak işittim ki bir gün eve sevinçli bir halde girmiş. Elinde Alüvyon Kitabımız ile. Seslenmiş eşine: “Bak Fikriye, bizim Güceli Mustafa yeni kitap çıkarmış, Giresun'a gidip hemen satın aldım, okuruz, emeğe destek olmak lazım."
Unutmadan o bulunan yüzük, kaybettiği yüzük değildir.Üzülmesine, pişmanlık duymasına dayanamayan eşi Fikriye kendi annesinin yüzüğünü vermiştir.
Ruhu şad,makamı âli, mekanı cennet bahçeleri olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Onur Ustaoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Şahin Aktürk - Yıldızlar yoldaşı olsun, Değerli Dostum Kazım Abi. Senin gibi samimi dost, çok az bulunur.

Yiğitçe mücadelen tüm dostlarına ve herkese örnek olsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Mart 17:25
03

Emekli Öğretmen - Yıldızlar yoldaşın olsun Değerli Abimiz.

Senin gibi candan dost çok çok az bulunur.

Yiğitçe mücadelen tüm dostlarına örnek oldu.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 02 Şubat 00:06
02

Hakan Güven - Alüvyon,Red,Hartama çatılı yazılar,Sembol,Gölgem adlı kitaplarin yazarı aynı zamanda Yeşil Girsesun gazete yazarı

Dost Mustafa Onur USTAOĞLUNA

ve Yeşil Giresun Gazetesi Basın Emekcilerine dosuz teşekkürlerimizi sunarız.

Yüreğinize Emeğinize sağlık

GÜVEN AİLESİ

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 22 Ocak 16:28
01

Ersin Sevi̇ndi̇k - Dürüstlük ve doğruluk abidesi güzel insan mekanın cennet ruhun şad olsun ?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Ocak 14:43


Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?