ÖNCE EMPERYALİZMİ TANIMAK GEREK! (4) (SON)

Batı ile ittifakın çok ağır bedellerini ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz.  Fakat artık bu böyle gidemez. Her şeyi vatanın ve milletin  yüksek menfaatleri baz alınarak değerlendirmeliyiz. Batı'da böyle oluyor diye, biz de Batı'yı taklit etmek zorunda değiliz. “Bu sistem millî menfaatlerimize hizmet etmiyor” diyerek sistemi sorgulayanların, 'faşist' olarak yaftalanmayı göze almaları gerekiyor! 
Bütün bu yaşadıklarımız, Batı ile bütünleşmek uğrunda,  Kuvayı Milliye Ruhu'ndan ne kadar uzaklaşılmış olduğunun çok acı göstergeleridir fakat kimse umutsuzluğa kapılmamalıdır. Tarih şuuruna sahip, bu toprağa bağlı vatansever insanlar millete kılavuz olabildikleri takdirde aşamayacağımız hiçbir güçlük yoktur. 
Tarsus ilimizin Gülek kasabasında, İstiklâl Harbimiz sırasında Fransızlara karşı verilen mücadelenin anısına yapılan bir anıtta Atatürk'ün şu sözleri yazılıdır: “Kuvayı Milliye namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer!... Namusunu kurtarmak için bir umudu kalmadığında da hiç olmazsa intihara yarar!...”
Biz bu ülkede hâlâ daha, bu şuurda insanların bulunduğuna inanıyoruz.  
ARTIK ASYA'NIN YILDIZI PARLIYOR!
Nihayet bu iktidar da -belki de konjonktürün gereği olarak-, Adnan Menderes gibi, Rusya'ya yaklaşmaya başladı. Samimîdirler ya da değildirler. Önemli olan, başta Rusya olmak üzere, Bölge Devletleri ile yakın ilişkiler kurulmasıdır. İktidarın bu doğrultudaki adımları desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Çünkü, Türkiye'nin bu coğrafyada bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmesinin yegâne yolu budur. Şaşırtıcı ve aynı zamanda oldukça hazin olan şey ise, Türkiye'nin geleceği için hayâtî önemde olan bu adımların, hayatları Atatürk'e karşı olmakla geçmiş olanlar tarafından atılmakta olması ve Atatürkçüyüz diyenlerin bunlara karşı çıkmalarıdır! Ne yazık ki, bu da ülkemizin bir başka hazin gerçeğidir.
Dışişleri Bakanı sayın Mevlüt Çavuşoğlu daha yeni, siyasetin ve ekonominin ağırlığının Asya'ya kaydığını söyleyerek, 'Bütüncül bir anlayışla Asya'ya tekrar dönmemiz gerekiyor' şeklinde konuştu!  
Biz de yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. Türkiye, bölge devletleri ve  Asya ülkeleri ile yakın ilişkiler geliştirmedikçe Batı'nın siyasî ve iktisadî   vesayetini kıramaz.  Bu ilişkilerin bizi Batı nezdinde de daha itibarlı bir ülke durumuna getireceği bilinmelidir. Fakat ne yazık ki, Meclis'teki muhalefetin böyle bir gündemi yoktur!
Yıllar önce sayın Erdoğan, Şanghay Beşlisi lehinde tavır koyunca, Ana Muhalefet Partisi'nden çok şiddetli eleştiriler gelmişti. İktidar bu konuda samimîdir ya da değildir; o başka mesele fakat Atatürk'ün Bölge Merkezli siyaseti doğrultusundaki bu tavrın CHP tarafından desteklenmesi gerekmez miydi? CHP'li Faruk Loğoğlu, bu tavrı şu sözlerle eleştirmişti: “Hâlâ inanamıyorum. Avrupa Birliği değil, Şanghay Beşlisi diyen AKP, Türkiye'nin eksenini değiştirmekle kalmıyor, köklerini kazımaya çalışıyor.” CHP Grup Başkanvekili Akif Hamza Çebi de şu tepkiyi göstermişti: “Başbakanın Kazlıçeşme mitinginde yaptığı konuşma Türkiye adına endişe vericidir. Orada İslâm Dünyası içerisinde Asya'da konumlanmış bir Türkiye tarifini yaptı. Asya ülkesi olarak Türkiye'yi, Batı'ya, modern dünyaya meydan okuyan bir ülke konumunda değerlendirdi. Avrupa Birliği hedefi bir kenara atıldı. Sayın Başbakan'ın 'gerekirse Şanghay Beşlisi'ne üye oluruz' değerlendirmesi, espri yapmadığı, bunu inanarak söylediği gerçeğini ortaya çıkardı. Şanghay Beşlisi, demokrasi ile sorunlu ülkelerdir. Türkiye'nin yeri Şanghay Beşlisi, Asya değil;  Avrupa Birliği'dir, Amerika'dır!” 
Şanghay Beşlisinin demokrasi dışı bir alan olduğunu savunan CHP Genel Başkanı da, “Demokrasi Batı'da, bizim Doğu'da ne işimiz  var” açıklamasını  yapmıştı! 
2022 yılı bütçesi üzerinde Gruplar adına yapılan konuşmalarda CHP'nin sözcülerinden sayın Akif Hamza Çebi, “Türkiye'nin yönü 1071'den beri Batı'dır” diye konuşabilmişti.  Demek ki, yaşananlardan hiçbir şey anlayamamışlar.  Bizim 1071'den bu yana yönümüz hiçbir zaman Batı olmamıştır. Türklerin Batı'ya doğru ilerlemeleri Batı'ya hayran olduklarından değil, dünyaya getirmek istedikleri NİZAM-I ÂLEM ülküsünün bir gereğiydi.  Önce bunu iyi anlamak gerekli!
Ne yazık ki, Tanzimat'tan bu yana, Atatürk Dönemi dışında,  Batı hayranı aydınlarımızın feraseti işte budur!
Nelson Rockefeller l956'da ABD Başkanına yazdığı bir mektupta, “TÜRKİYE OLTAYA YAKALANMIŞ BALIKTIR! demekteydi.  Evet, gerçekten de öyleydik.  Fakat artık her şeyi biliyoruz. Buna rağmen bu kör Batıcılıkta ısrar bize göre vatana ihanetten farksızdır.
FETÖ belâsını ve PKK'yı başımıza işte bu kör Batıcılık sarmıştır.  FETÖ, CIA'nın kontrolündeki  MİT içinde beslenip büyütülmüştür. PKK'nın üzerine devletin bütün gücüyle gidilmesini de Amerika önlemiştir! Çok şükür bugün artık MİT, 1950'den sonraki en millî dönemini yaşamaktadır. Erdoğan nefreti  bu önemli gerçeğin görülmesini engellememelidir. 
Hemen şunu da belirtelim ki, bu iktidarı destekliyor değiliz. Her zaman olduğu gibi yanlışı eleştirdik, doğruları söylemekten de geri durmayız. 
İKTİDARIN VAHİM YANLIŞLARI
Bize göre en vahim yanlış körü körüne yapılan özelleştirmelerdir.  Bugün yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz, devlete ait KİT'lerin ekonominin düzenlenmesinde ne kadar önemli işlevleri olduğu gerçeğini görmemizi sağlamış olmalıdır. İktidar hem Yerli ve Millî Ekonomi diyor, hem de hâlâ daha, ekonomide devletin ağırlıklı olarak bulunmasının önemini idrakten uzak görünüyor. Türkiye, Özal'la başlayan Washington Mutabakatı'nın gereği olan tavizleri hiç düşünmeden verdiği için bu ekonomik krizi yaşamaktadır.  1994'de ve 2001'de de aynı krizi yaşamadık mı? 
İktidarın bize göre ikinci en vahim hatası Suriye meselesindeki yanlışını düzeltmekte oldukça ağır davranmasıdır.  Hem “Asya Çağı Başlıyor” diyeceksiniz  hem de Suriye ile ilişkileri düzeltmeyeceksiniz! Olacak iş değil. Ya, Gürcistan ve Ukrayna'ya verilen NATO  üyeliği desteğine ne diyelim? Hâlbuki, Türkiye burada Rusya'yı karşısına almaktan özenle kaçınmalıydı. Kırım konusunda açıkça Ukrayna'dan yana tavır konuldu ki, bu da bir başka vahim hatadır. Burada tekrar hatırlatalım ki, Kırım'ı biz 1774'de Rusya'ya bırakmıştık. O zaman Ukrayna diye bir devlet de yoktu.
Amerika Yunanistan'da komşumuz oldu!  Yunanistan'ın her tarafı Amerikan üsleriyle dolu. Bu üsler hem Rusya için ve hem de bizim için büyük tehdit değil midir? Bizim Atlantikçilerin umurunda olmayabilir ama, 20 yıldır iktidarda olan bir parti, kimin dost kimin  düşman olduğunu hâlâ daha kavrayamamışsa bunun mazereti  olamaz.
İktidarın Kürt ve Ermeni Açılımı siyaseti bir faciaydı. Neyse ki, hatadan dönüldü  ve bugün PKK bitme noktasına geldi. Azerbaycan-Ermenistan savaşından sonra, şimdi de Ermenistan'la ilişkileri düzeltmek arayışına girilmesi nasıl desteklenmez? Ayrıca, 20 yılın sonunda alınan ekonomik tedbirlerin yeterli olmasa bile, doğru olduğunu söylemek durumundayız.
İktidara en ağır eleştiriler yöneltilirken muhalefete ayrıcalık tanınmamalıdır. Eğer muhalefet, sırf Erdoğan eleştirisiyle günü geçiştiriyor ve ülkemizi içinde bulunduğu krizlerden çıkaracak ekonomik tedbirler konusunda kamuoyuna doyurucu açıklamalar yapamıyorsa, Türkiye'nin  önemli bir muhalefet sorunu ile karşı karşıya bulunduğunu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyoruz. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?