YANINDAN GELMEYEN VAR MI?

Kalkış sonrası kaptan pilotun mikrofondan yaptığı konuşmanın içeriği, uçaktaki yolcular için pek de merak uyandırmaz türdendir.
''Hanımefendiler, Beyefendiler. THY'nin TK bilmemkaç sefer sayılı uçağına hoş geldiniz. Şu kadar metre yüksekteyiz, saatte şu hızla uçmaktayız, Bolu civarında çevirme var diyorlar, bu nedenle azıcık gecikmeli olarak, şu saatte Sabiha Gökçen'e ineceğiz, İstanbul'da hava eksi 4 derece olarak bekleniyo, inşallah iç donlarınızı giymişsinizdir'' gibi gonuşuklar, sonuçta işin teknik kısmına girer.
Burada aslolan, kaptanın ses tonudur. İçten, sevecen, gülümseyen, huzur veren... Yolculara güven aşılayan… Üstelik ''Hiçbi sorun yok, havadayız işte arkadaşlar, güzel güzel uçuyoruz, hiç de bu akşam düşeceğe benzemiyoruz, ben daha ne yapim yahu'' özgüveni içeren... Tahminen hepsi, sanki kaavede okey masası arkadaşlarıyla muhabbet eder bi tarzda konuşma yapma konusunda eğitimlidir, pilotların. Bi benzeti yapmam gerekirse, senfoni orkestrası şeflerinin mutlaka papyon takması gibi ''zorunlu'' bi yapaylıktadır o üslup.
Yolcuların kimisi böyle cana yakın bi sesle rahatlayıp, düşme korkusunu yenerken, diğer bi bölümündeyse ''Titanik batarken bile müziğe devam eden restoran orkestrası'' etkisi görülür.
Yolculukları iyice gerilimli vaziyete dönüşür.
***
Oysa Fındıkkale Otobüs İşletmesi kaptan pilotlarının yolculara hitaben yaptığı konuşma kısa, net ve özdü. ''Sayın yolcular'' diye başlar. Gidilecek güzergâhı, mola yerlerini, normal hava ve yol koşullarındaki yolculuk süresini açıklar. Teşekkür ve yeniden buluşma dilekleriyle sona ererdi.
Uçaktaki, 'ladies end gentlemen''in uyarlaması olduğunu bildiğimiz için asla ruhlarımıza hitap etmeyen, o itici ''hanımefendiler, beyefendiler''in aksine, otobüste ''sayın yolcu'' olmak hepimizi çok daha mutlu kılardı. Hani, bizlere yol boyu ''majesteleri, bi emriniz var mı?'' diye saygı gösterilse, bu derece ruhumuz okşanmazdı.
Ayrıca Fındıkkale'nin kahraman şoförleri, hiçbi zaman, trafik kazası yapmayacaklarına dair sahte güven verici ses tonu kullanmazlardı.
Kaza anında, çaresiz kalındığını anladıklarında, yolcularını kurtarıp kendilerini feda etmek üzere, direksiyonu şoför mahalline doğru kırarlardı. Kusura bakmayacak kimse, hiç rahmetli pilot tanıdığımız yoktur, ama sayın yolcularını kurtarıp kendisi ölmüş pekçok Fındıkkale kaptanı abimiz vardır anılarımızda.
Allah'ın nurunda uyusunlar.
***
Uçakla rekabetin örneklerini de bize en kralından yaşatan Fındıkkale idi her daim.
Kaptan şoför, ikinci şoför ve muavin kardeşimizden oluşan personel, zamanla üçüncü şoför ve host'un da katılımıyla 5 kişiye çıkmıştı. Aslolan yolcuların güven ve konforuydu çünkü. 
Ve ne acıdır aslında, demek ki o zamanın Türkiye ekonomisi, hepi topu 45 yolcuya hizmet için 5 personelin maliyetini kaldırabilmekteydi.
***
Artık, uykudan kalkıp direksiyona geçtiği her halinden belli olan yedek şoför olgusu tarihe karışmıştı. Kirli ve buruşuk beyaz gömlekli muavinlerin yerini, orkestra şefi papyonu takan host kardeşlerimiz almış, mecburen biraz daha bakımlı giyinen muavinlere ise sadece mola yerlerinde ''gel gel yapmak'' kalmıştı.
Ve mikrofonda da bu şık, temiz, iyi diksiyonlu host kardeşlerimiz (pek ender gençten bi kızcaaz) olurdu artık. Kaptan'ın konuşmasına alışmış kulaklarımız bu yeniliği yadırgasa da hoş karşılardık. Maç sonu kulüp başkanının diğil de teknik adamın demeç vermesi gibi bişeydi bu. 
İkram sepeti de değişmiş, ikram arabasına dönüşmüştü. Uçaktaki gibi… Çeşitler bollanmıştı. Bi zamanlar sadece su ve kolonya hakkımız var iken, şimdi yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızdaydı. THY de kim oluyordu la? Hiçbirimiz leydi de diğildik, centilmen de. Aslanlar gibi sayın yolcu olarak yaşadık yıllarca!
Oh be açtım işte ağzımı. Yıllardır içimde tuta tuta ne çile çekmişim!
***
Otobüslerdeki bu personel kalabalığını en iyi anlatan öyküyü bizzat yaşadım, arkadaşlar. Anlatayım izninizle.
Dünya seyahatler tarihinin en görkemli seslenişi olan ''Yanından gelmeyen var mı?'' sorusu da Fındıkkale otobüslerine özgüydü. Mola çıkışı, elbette göz kararıyla sayım yapılırdı, ama son bikez emin olmak için böyle bi soru da sorulurdu. Bu sayede tuvalette yolcu unutmak kâbusu sona ermişti.
Öğrencilik yıllarımın klasik İstanbul yolculuklarından birinde host arkadaş üst üste 2-3 kez sordu bunu. '' Yanından gelmeyen var mı''? Uzadı yola koyuluş. En sonunda teyzemizin biri bastı fırçayı;
-''Ula oğlum biz tamamuk, sen şüferleri say''!
Gülmeyin, gülmeyin. Ağlayın bence. Artık, her otobüste mutlaka bulunan şen-şakrak, görmüş-geçirmiş, hoşsohbet Anadolu kadını teyzelerimizin de nesli tükendi. Bambaşka bi kadın milleti var yurdumuzda.
Nerdeyse haremlik-selamlık yolculuklar isteyecekler…
***
Uçaklarda başlarımızın hemen üzerinde hava maskeleri olması misali, otobüslerde de yine başlarımızın hemen üzerinde ışıklı-düğmeli bi bölüm mevcuttu. 
Yukarıda sözünü ettiğim, o pek meşhur yola çıkış konuşmasında bu düğmelerden de mutlaka bahsedilir, herhangi bi ihtiyaç anında bunlara basmamız salık verilirdi. Gerekirdi. Basardık. Sağ olsunlar, gecenin körü demez, koşa koşa gelirdi host arkadaşlarımız. İçeceğimiz bi yudum su idi sonuçta ve onlar sayesinde daha da değer kazanırdı.
Her detay, ama her detay böylesine içtendi o yolculuklarda. Ama sahte olan tekbi şey vardı. Anonsta, bu tepemizdeki düğmelerden söz edilirken, bazı kafalar özellikle havaya kalkar, o düğmelere bakardı. Peki, bu demekti? ''Bakın, ben ne kadar meraklı, bilgiye aç, çağdaş, uygar, uyumlu falan filan bi insanım, beni takdir edin'' demekti elbette. 
Yaşamı boyunca, ''Evet, var orada 2 tane düğme, biliyorum, binerken gördüm, uyarmanıza gerek yok'' modunda yaşayan bi sayın yolcu olarak bencileyin, bu sahte bakışlardan, bu sahte bakışın sahibi insanlardan nefret ettim. Bugün bile düşündükçe delirmekteyim. Neden gerek duyulur ki bu pozlara?
Sözgelimi edebiyat ve sanat yaşamında bolcası var bunların şehrimizde. Halen, tüm sahtelikleriyle yaşamlarımızı kirletmekteler. 
***
Oturuyorum.
Yanım boş. Sorsa bi muavin, ''Yanından gelmeyen var mı'' dese. Yok, herkes tamam diyeceğim. Sakın gelmesin bunlar.
Tuvalette unutulsunlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Fındık Fiyatı 2022 için ne kadar açıklanmalı?