KALDI 18 HAFTA

Bildiğiniz üzere Çarşamba günleri gazetemizdeki yazım biraz uzun bir oluyor. Bu haftadan başlayarak artık yazımı iki farklı konu ve başlık altında yazacağım. Bu başlıkların bir tanesi sabit ve tabii ki GİRESUNSPOR. Diğer başlığım ise her hafta farklı konularla alakalı olacak.
Her iki takımın kadroları geldiğinde şunu gördük; Fatih Terim ofansif özellikli 5 oyuncu ile başlayarak maçı başlangıçta kopartmanın planlarını yapmıştı. Buna karşılık Hakan Keleş ise Zeki ile beraber orta merkezi 3 lü yaparak,  göbekten delinmeye karşı tedbiri alıp rakibi kenarlara itmenin planını yapmıştı. Diabate'yi kenarda bekleterek rakibi tüm takım halinde 2.bölgede karşılamaya çalıştı.
Düdükle beraber müsabakanın geneline baktığımızda, özellikle müsabakanın ilk 5 dakikasında tribün desteğini de arkasına alarak yüklenmeye çalışan bir Galatasaray varken, karşısında ise bu baskı karşısında bocalamadan durmasını bilen bir Giresun spor gördük.
Oyunun kilidini açabilecek kreatif özellikli oyuncusu olmayan Galatasaray, merkezden aralara gidecek boşlukları bulamayınca, topu kenarlardan ceza alanı içine göndermek dışında alternatifler bulamadı.
Peki GZT Giresunspor ne yaptı? Yaptığı en doğru iş saha dağılımındaki denge idi. Tüm takım olarak 2.bölgede diziliş harikaydı. Ön oyuncu Balde de dahil, top rakipte iken takım olarak topun karşısına geçti. Atağın yönüne göre takım halinde kopmadan kaymaları çok doğru yaptı. Bütün halinde yapılan savunma anlayışı ile, rakip boş alan bulamadı. Dolayısı ile pas trafiğini de organize edemedi. Rakibe yakın ve temaslı oyunla topu kazanma süreside kısa oldu takımımız adına.
Giresunspor savunmadaki doğru taktik anlayışın yanında, hücumsal anlamda neler yaptı diyecek olursak,2.bölgede takım halinde yapılan şiddeti yüksek baskılarla kazanılan toplarda, çok hızlı şekilde çıkışlar denedi. Bu taktikle 3 tane etkili geçiş hücumu yapan Giresunspor, bunların bir tanesinde golü bulurken, Sergio ve Umut Nayir ile iki pozisyondan yaralanamadı.
Giresunsporun sezonun başından beri uygulamaya çalıştığı iki oyun formasyonu var.
1.formasyon: Özellikle iç sahada ve kadro kalitesi olarak denk takımlara karşı, zamana zaman da dış sahada uygulamaya çalıştığı, ön alanda takım halinde baskı ile topu kısa zamanda kazanarak 3.bölgede set oyunu oynamak. Set oyununu oynarken de, araya ve savunma arkasına atacağı toplarla oyuncu kaçırarak pozisyon bulmak.
2.Formasyon: Galatasaray maçında olduğu gibi takım olarak 2.bölgeye doğru yerleşim yapmak. Alanları iyi kapatıp rakibe yakın oynayarak pas trafiğini kesmek. Kazandığı toplarla geçiş oyununu hızlı uygulayarak, sayısal olarak fazla adamla rakip kaleye gitmek. Özellikle bu maçta pas oyununa fırsat bulamayınca, 2.formasyonu doğru oynadığını gördük. Sonuç olarak baktığımızda göze hoş gelen bir oyun oynadı mı diye sorsak cevap HAYIR olur. Peki puan almak için doğru bir oyun muydu KESİNLİKLE EVET.
Birazda takımın ve oyuncuların performansına göz atalım: Bazı oyuncuların bireysel performansları öne çıksa da, aslında oyunun büyük bir bölümünde takım savunması ön plandaydı. Doğru oyunun ana unsuru da, takım halinde doğru savunma ve doğru oyundu.
İlk 11 de forma şansı bulan oyuncularımızın iyi performanslarının yanında, rakip takımın kadro kalitesi olarak üst düzey olmayışı da etkili oldu.
**OKAN KOÇUK: Özellikle son 3-4 maçtır artan form grafiği var. Büyük takım kalecisi gibi oynamaya başladı. Tıpkı Uğurcan-Ersin ve diğerleri gibi skora direkt etki etmeye başladı. Bu maçta, oyunun rakip takım lehine kopmamasının ana unsuru idi.
**SÜLEYMANOV: Göze çarpan bir başka oyuncumuz oldu. Gol öncesi yaptığı şiddeti yüksek doğru koşu tam derslikti. Vuruş kalitesi ise gole güzellik kattı. Oyunun genelinde ise özellikle savunmaya katkısı her geçen gün daha net belli oluyor. Bu maçta Babel'e karşı Hayrullah'a vermiş olduğu katkıyı göz ardı etmemek lazım.
Maç önünde herkesin belki 1 puanla dönebiliriz dediği deplasmandan, 3 puanla dönmek öz güven  anlamında müthiş bir sonuç. Ancak henüz yeni başlayan ikinci devrede birbirinden zor tam 18 müsabaka daha var. Bu zorlukların başlangıcı da hafta sonu kendi sahamızda oynayacağımız Kasımpaşa maçı. İç sahada olmasına rağmen zor.. Gerçekten çok zor.
Kasımpaşa maçı öncesiyle alakalı da birkaç şey söylemek gerekirse;
Kanımca iç saha maçı olmasına rağmen bir deplasman maçı kadar zorluk derecesi yüksek olacak. Rakip takım, kupa maçı ile birlikte 4 maçtır mağlup olmuyor. Dengeli ve doğru oyunu oynamak şart. Nedir bu doğru oyun derseniz şöyle açıklarım:
Galatasaray maçında sen nasıl oynadıysan rakipte sana o şekilde oynayacaktır. Bu yüzden Galatasaray'ın yaptığı hataları sen yapmayacaksın. Yani çıkarken yakalanmayacaksın. Oyunu kanatlara yayarak, rakibin bloklarının arasını açacaksın ve aralara adam kaçıracaksın. Şuursuzca, kontrolsüz saldırmayacaksın. Geçiş oyununda eksik adamla yakalanmayacaksın.
Devir hesap devri. İyi ve akıllı hesap yapmakta fayda var. Oynadığın ekip senin rakibin ve puan olarak altında. Puan olarak kendine yaklaştırmama planını uygulamak zorundasın. Hedef tabiki galibiyet. Ama kazanamıyorsan kaybetmeyeceksin. Rakip öyle bir rakip ki, balansı bozuk araba gibi kontrolsüz yüklenene, faturayı kesip 3 puanı cebine koyabilecek tarzda oyun yapıları var.
Pazar ola hayır ola.
*******     

OKUL-ÖĞRENCİ-TRİBÜN VE GİRESUNSPOR
Bu günü ikinci başlığımızın konusu, tribünler ve gençlerimizi tribünlere çekebilmek.
Ligin başlarında aldığım notlara şöyle bir göz gezdirirken gördüm. ÖĞRENCİ GRUPLARINI MAÇA ÇEKMEK LAZIM demişim. Tekrar gündeme getirmekte fayda var.
İçerdeki Karagümrük maçında, basın tribününün hemen yan tarafı tamamen öğrenciler tarafından doldurulmuştu. 
Tamamı öğrencilerden oluşan tahminen 500-1000 arasında bir taraftar topluluğu vardı. Eğitim camiası içinde, özellikle Beden Eğitimi öğretmenleri olarak bizler, diyalog halinde olduğumuz için gelişmeleri paslamak çok kolay oluyor. Arkadaşlarla konuştuğumda Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi ve Mimar Sinan Anadolu Lisesi öğrencilerinin öğretmen ve idarecileri ile beraber ,topluca maça misafir olduklarını öğrenmiştim.
Görev yaptığım Dereli ilçesi başta olmak üzere tüm ilçelerle alakalı bir planlamanın yapılmasının, gençlerimizin memleketlerinin takımına sahip çıkmaları hususunda etkili olacağını düşünüyorum. Artık, tribünlerde TARAFTAR  kimliğine sahip olanlar geleceğimiz olan gençlerimiz .GZT Giresunspor kulüp başkanı Sayın Hakan KARAAHMET in bu konuya hassasiyetle yaklaşacağını umuyorum.
Bu organizasyonu koordine etmek çok zor olmaz.Başta biz öğretmenler olmak üzere her ilçede bir çok kişi bunun kenarından tutar emin olun. İlçe belediyelerın ulaşım  için desteği ile her ilçeden onlarca gencimizi takımı ile buluşturmuş oluruz. Hayatında daha önce stadyumda futbol seyretmemiş, yüzlerce gencin mutluluğuna ortak olmak da işin manevi boyutu.15 farklı ilçedeki  yüzlerce gencin, memleketinin takımına daha sıkı sarılmasını sağlar böyle bir organizasyon.
Demem odur ki, bu şehrin ilçelerinde yüzlerce lise öğrencisi gencimiz, memleketlerinin takımının sevgisi ve aşkıyla büyüyorlar. Takımlarına destek ve o heyecanı yaşamak için büyüklerinden güzel haberler bekliyorlar. Sayın başkan elimiz kulağımızda bekliyoruz.
Kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mete Akkaya - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?