Sakalsız ve Kravatsız

Birden anımsadım. Yarım asır önce lisede okuduğum yıllardı. Fındığın hasat zamanıydı. Hem fındığı topluyoruz. Hem de evimizin hemen dibindeki Barbaros İlkokulunun bahçesinde fındık harmanı yapıyorduk. Günümüzde kullanılan patozlar henüz yoktu. Dayımın ahşaptan yapma benzin motorlu küçük bir makinesi ile fındığı, kabuğundan ayıkladığımız zamandı. Hem fındık toplama, hem toplama amelesini yönetme, hem akşama kamyonetle fındığı okulun bahçesine getirme, hem fındığı bekleme, hem de fındığın ayıklanması eylemlerinin yoğunluğu nedeniyle saçım sakalım birbirine karışmıştı. Aynı yerde fındığını kurutan Şemsettin Köyünden Mustafa Tiryaki (imam dayı) sakalımı kesmem için birkaç kez uyarmıştı. Ben bir cevap vermemekle birlikte çok da dikkate almamıştım. Benim olmadığım bir zamanda annemi yakalayarak, sakalımı kestirmem için uyarı yapmış. Annemde, bir açıklama yapmadan cevaben “Fındık işi bitince görürsün” demiş. Bundan benim haberim olmadı. Fındık bitti. Berbere giderek saç ve sakal tıraşı oldum. Bundan sonra annem bana imam dayının söylediğini ve cevabını aktardı. Birlikte gülerek, hoşgörümüz içinde olayı erittik. Güzel bir yöneticilik becerisidir. İnsanı, tanıma sanatıdır. Konuşmadan, anlaşmaktır, bunun adı.             
***     
Ankara'da Akademide okurken zaman zaman kısa da olsa sakallı olduğumuz olurdu. Bu dönemde teyzeme uğrardım. Ne Seniye teyzemin, ne de Fehmi Okay eniştemin bir tepkisi olmazdı. Akademiyi bitirip 1979 yılında kamu görevine başlayınca doğal olarak özenle sakal tıraşı oluyordum. Ama gün sektirdiğim oluyordu. Kendimce idare edeceğini düşünerek günlük tıraş olmadığım olurdu. 
Böyle sakalımın çok fazla olmadığı bir günde teyzemlere gidince Cumartesi ve Pazar günü de olmak üzere her gün tıraş olan Fehmi eniştem yetkili bir kamu görevlisi olarak kendini örnek göstererek işe giderken günlük tıraş olunması gerektiğini, bir süre sonra alışkanlık kazanılarak, gülerek ve espriyle ileride hafta sonlarında bile tıraş olacağımı söyleyerek sevimli bir biçimde uyarmıştı. Bu uyarıdan sonra işe gittiğim her gün tıraş olmaya özen göstermiştim. Yıllar geçtikçe zaman Fehmi eniştemi haklı çıkarmıştı. Şimdi, emekli olduğum ve işe gitmediğim halde haftanın yedi günü tıraş oluyorum. Fındık mevsiminde yine aksama olsa da her gün tıraş olma isteğimi yitirmiş değilim. Güne, güzellikle başlamamı sağlıyor. Moral gücümü artırıyor. Tıraş olmak, özsaygısıdır. Tıraş olmak için başkasının ne diyeceği önemli değildir. Kişinin kendisine ne söylediğidir. Güne güzel başlamanın diğer adıdır.             
***    
Zamanın ruhundan mı kaynaklanıyor, bilmiyorum?  İnsanların sakalsızlık konusunda özen göstermediğini düşünüyorum. Özellikle toplumun önünde olan insanların, siyasetçi,  sunucu, gazeteci, hatta televizyon programına katılanların çoğunlukla sakallı ve kravatsız olmasını kaygıyla izliyorum. Kaba buluyorum ve yadırgıyorum. 
Toplum önüne çıkan insanlar, mutlaka seslendiği kitleye saygılı davranmak zorundadır. Seslendikleri kitlenin de öncesinde insan kendisine karşı saygı duymalıdır. Sakallı ve kravatsız olmak özgürlük değildir. Tersi de özgürlük değildir. Ama önünde konuştuğu topluma karşı bir saygı ifadesidir. Düşüncenin dışa vurumudur. Öte yandan özellikle televizyon programlarında görmekteyiz. Siyasi yelpazenin en sağından en soluna, en ilericisinden en gericisine çok farklı görüşlere sahip olanların birleştiği tek yer sakallı ve kravatsız olmaları gibi geliyor, bana! Yanılıyor muyum?     
***
Doğal olarak hiç kimseye sakalsız ve kravatlı olma hususunda özenli olmalarını söyleme hakkım yok. Ancak, gördüğüm çelişkiyi dile getiriyorum. Çok farklı felsefi noktalara düşenlerin sakallı ve kravatsız olma hususunda birleşmelerini yadırgıyorum. Fiziksel görünüm, düşünme biçiminin bir parçasıdır. Zamanın ruhuna itirazın yolu “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” özlü sözüne uymaktan geçer. Söyledikleri mi geçerli, fiziksel görünümleri mi? Hangisine inanalım. 
Bu vesileyle Fehmi Okay'ı ve Mustafa Tiryaki'yi saygıyla ve rahmetle anıyorum.   

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gürsel Ekmekçi - Sanırım Erdal Atabek idi. Hapishanede her sabah tıraş olurmuş, arkadaşları ise bu durumu eleştirirmiş. "Kim görecek" falan diye, ne gerek var gibisine. "Kendim için oluyorum tıraşımı'' diye yanıtlarmış üstad... Ne güzel birşeydir. Selamlar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 11:13


Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?