ÇÜRÜME DEVRİ!

Geçen hafta dershanenin kapısında kızımı beklerken; üç beş öğrencinin kendi aralarında yaptığı şu sohbete kulağımı kapatamadım...
Gülerek ve şakalaşarak, tarih sınavında sorulan bir soruyu tartışıyorlardı...
İçlerinden biri “oğlum, gerileme devri olmayacak mıydı” diye sorunca; bir diğeri “yok be, çürüme devriydi onun cevabı” şeklinde karşılık verdi...
Bu lafın ardından kahkahalar ayyuka çıktı tabi!...
İçim burkuldu; çocukların kahkahalarına gülümseyemedim... “Çürüme” tanımını duyunca, dikkatim aniden kendi düşüncelerime yöneldi...
- Yerinde duraklayan, geride kalan veya yıkılan şeyler için yeni bir başlangıç her zaman mümkündür.
- Ancak, “çürüyen” için aynı kural geçerli değildir. Onun için yeni bir umut yoktur!
“Çürüme devri”  geçmişe ait bir kavram değil... Ama, bugünkü ahvalimizi anlatmak için ondan daha doğru bir kelime bulabilir misiniz bilmiyorum...
Çürütmediğimiz ne kaldı elimizde?
- Ahlak mı?
- Hukuk mu?
- Aile mi?
- İnsanlık mı?
- Din mi?
- Vicdan mı?
İnsani ilişkilerde, sadece kendi toplumumuz değil; çok gelişmişinden az gelişmişine kadar çoğu toplum inanılmaz bir yozlaşma batağında!...
Popüler kültür, Covid'19 virüsünden daha fazla can alıyor... Her şeyi ve hepimizi tüketiyor!
Dünyaya elli yıl sonra gelecek olan neslin, kullanacağı kaynakları şimdiden kuruttuk!
Akşam yemeği saatinde izlediğimiz günlük haber bültenlerinde, iç açıcı, gönül ferahlatıcı bir olaya  rastlayamaz olduk!...
İçimizi burkan, umudumuzu kıran, bildiklerimizi unutturan, yüzümüzü kızartan ne varsa bültenlerin içinde!...
En küçüğü 18 yaşında olan çocuklarımla birlikte haber programı  izleyemez hale geldim!...
Eskiden sadece muzır yayınlarda, edepsiz filmlerde zap yapılırdı. 
Şimdi haber kuşağında bile zap yapıyoruz!...
Bilgi almak için değil, “tüyo” almak için ekran açıyoruz artık!...
Kadın-erkek ilişkilerinde ve aile içinde geldiğimiz noktayı merak edenler Esra Erol, Müge Anlı gibi yayınlara bakabilir...
Zira, izlediğimiz yayınların reytingi, ilgi alanlarımızın nereye doğru kaydığını açıkça gösteriyor!...
Emniyet Genel Müdürlüğü uzun yıllardır güzel bir iş yapıyor... Suç istatistikleri tutuyor, Kurumun çalışma planını ona göre düzenliyor... 
Hangi suçta hangi orandayız? Yozlaşma ve çürüme yolunda nerelere geldik?... 
Öğrenmek isteyenler,  EGM'nin bu istatistiklerine bakabilir...
Üniversitelerimiz de dahil, yetkili veya ilgili kurumlar bunlardan ziyadesiyle yararlanabilir...
- İş ve meslek hayatımızda her şey yolunda mı? 
- Ekonomik düzenimiz oturdu mu?
- Gençliği nereye sürüklüyoruz?
- Okullarımız “insan” yetiştirebiliyor mu?
- Ruh ve beden sağlığımız ne durumda? 
- Siyaset hangi yaramızı sarabiliyor?
- Sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan dernekler, vakıflar eskisi gibi mi?
- Yetkinin ve sorumluluğun paylaşımını adilane bir şekilde yapabiliyor muyuz?
- Rızkımızı hakkaniyetle bölüşebiliyor muyuz?
- Asırlardır karşısında mücadele ettiğimiz, imanın, ahlakın ve düzenin düşmanı olarak gördüğümüz “materyalist düşünce” den kurtulabildik mi?
- Kültürel değerlerimiz hala baştacı mı?
- Birbirimize katlanabiliyor muyuz?
- Etrafımızda kime, ne kadar güvenebiliyoruz?
- Cami avlusuna girerken, eskiden olduğu gibi ayrık düşünceleri dışarda bırakabiliyor muyuz?
- Cehalete, bilgisizliğe prim veriliyor mu?
- “Liyakat” hakkını alabiliyor mu?
- Kötülüğe ve iyiliğe, hangi taraftan olduğuna bakmadan, yine aynı karşılığı verebiliyor muyuz?
Ve son soru:
- Tadınız, tuzunuz nasıl, keyfiniz yerinde mi?
Yaşadığımız dönemi, yukardaki sorulara verdiğimiz cevaplar   tanımlayacak...
Buna göre söyleyin şimdi; yaşadığımız  devir ne devri?
a) Gelişme veya ilerleme devri
b) Duraklama devri
c) Gerileme devri
d) Çürüme devri

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mustafa Küçük - ÇÜRÜME DEYİP GEÇME

Tohumun özü kendi içinde karanlıkta, kendi içinde hapisteydi. Toprak bile tohumun içinde gizli o özün hapsine daha fazla dayanamadı, ona bağrını açtı. Ta onu çevreleyen duvarları bir bir yıktı. Nihayet toprak, hayat veren o özü özgürlüğüne kavuşturdu. Tohum çürüdü, lakin o çürüme tohumu yok edemedi. Aksine toprağa ekilen tohum çürümüş olsa da bu çürüme tohumun içindeki özü kuşatan duvarların bir bir yıkılmasına sebep oluyor ve bir süre sonra toprağın derinliklerine kök salacak, başı aydınlığa çıkacak bir filiz nihayet özgürlüğüne kavuşup boy göstermeye başlıyordu. Toprak bile tohumlara bağrında hayat verirken pek çok bilge insan hayat verecek düşüncelerini gereksiz korkularından dolayı hep kalplerinin derinliklerinde hapsediyor. Sahiden böyle kimseler ne kadar zalim! Şurası da unutulmamalıdır ki özünü yitiren, özü deforme olmuş, insanlığını yitirmiş pek çok kimse için siz ne yaparsanız yapın onları özlerine geri döndüremez, asla özgürlüklerine kavuşturamazsınız. Tutsaklıklarını özgürlük, köleliklerini efendilik, karanlıklarını aydınlık zanneden kimselerin beyin ölümleri gerçekleşmiş, duyu organları iflas etmiştir. Böyleleri artık sizi duyamaz, göremez durumdadır. Sen ne kadar çaba göstersen de asla ölülere işitteremez ve onları tekrar hayata getiremezsin. Yine de sen onlara toprağın tohuma gösterdiği sevgi ve şefkati göstermekte tereddüt etme...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Aralık 07:35


Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?