NÖBETÇİ ECZANENİN KAPI ZİLİ

Akıllı-uslu bi ufaklıktım ben.
Ev çocuğu, apartman çocuğu, muhallebi çocuğu… Ne derseniz kabulümdür.
Evden pek çıkmayan, genelde oyuncaklarıyla halı üstlerinde zaman geçiren… Çizgi filmlere bayılan… Adile Naşit'in sarsılmaz kuzucuklarından… Sürekli mandolin çalan…
Üstelik Cumhuriyet İlkokulu'nun derece sahibi ''en çalışkan'' öğrencilerinden biri...
Sonradan delirmişimdir tahminen.
(sebebi de gız milletidir)
**
Tüm bu sakinliğime ve ağır başlılığıma karşın, aile büyüklerimce hep '' çok yaramaz'' olarak nitelendirildim, nedense.
Haylaz, afacan, telaşlı…
Söz gelimi, kapı zili çaldığında, evin en miniği olarak ben açıyordum tabi ki kapıyı. Zaten zil sesiyle birlikte tüm bakışlar bana yöneldiğinden, başka seçeneğim de yoktu.
Salt, oturma odamızdan kapıya doğru hızlıca koşarak gidiyorum diye, rahmetli babaannem ''Ömrümde bu gadar yaramaz bi çocuk görmedim'' der idi ardım sıra.
Tövbe tövbe!
**
Ne bi cam kırdım, ne bi kediye tekme attım, ne bi ağaçtan düştüm, ne bi denizde çok açıldım, ne bi izinsiz maça gittim.
Sadece, Kumyalı Mahallesi'nde bulunan Şafak Eczanesi'nin, kapı zilini çalıp, çalıp kaçardım. Yegâne ''keratalığım'' bu idi geçmişte.
Eczanede kapı zili neden olurdu ki? Bilemezdim hiç.
İnanır mısınız, 40 yaşımdan falan sonra çözebildim bunu. Nöbetçi eczane olunan gecelerde lazım olsa gerekti, herhalde.
**
Sevgili Orhan Sarımehmetoğlu Ağabey'imin muhteşem tespitidir, daha geçenlerde konuştuk zaten; O yılların Giresun'unda kimsenin kolay kolay hasta olmadığını. Ancak yaşlılıktan ölündüğünü… Hastanelerin boşluğunu, eczanelerin sayıca azlığını…
Nöbetçi eczanenin nöbet tutan gececi personelinin, kapıyı kilitleyip uyuduğunu tahmin etmek güç diğildir, bu veriler ışığında... 40 yılda bi kez, biri hastalanacak da, gece yarısı ilaç almaya gelecek de…
O zil, işte o zil!
Her eczaneye lüzumlu zil!
Her çocuğa oyuncak zil!
**
Şafak Eczanesi'nin sahibiydi Tanju Arda. Kuzenimdi. Hala-dayı çocuklarıydık.
Babamlar, 6 kardeşti.
Şimdiye değin hiç saymamışım; ''Yahu biz kaç kuzeniz'' diye. İnsan böyle bişeyi neden merak etsin?
20'ye yakın kuzendik işte!
En büyüğümüzdü Tanju Abi.
**
Ben bunları yazarken yeni vefat etmişti.
Sizler okurken ise yeni ''uğurlamış'' olacağız.
Ne denli üzgün olduğumu bilir misiniz?
**
Bu nedenle tüm okurlarımın hoşgörüsüne sığınıyorum. Yeşilgiresun yazılarım kutsalımdır, sütunlarımı boş bırakmak istemem. Bu büyük acıyla bişeyler geveledim işte, lütfen kusurumu bağışlayınız.
**
Geriye;
O zili çalanın ''ben'' olduğumu bilen ama asla kızamayan bi ''tatlı yüz'' kaldı.
Kokteyl ile Giresun'da açılış yapmış bi ''ilk eczacı'' kaldı.
O zamanın koşullarında uçakla maça yetiştirilen gelmiş geçmiş tek '' Giresunspor futbolcusu'' kaldı.
Her zaman marka giyinen bi ''asilzade'' kaldı.
İlk gülmece kitabım çıktığında, kutlama telefonu açan ama gülmekten konuşamayan bi ''ses'' kaldı.
Biz küçük kuzenlerini çok seven bi ''abi'' kaldı.
Şakacı, espritüel, eğlenmeyi bilen bi ''delikanlı'' kaldı.
Bakmayın 75 yaşı aştığına…
**
Yaş aldıkça rahmetli babacaazıma (yani dayısına) çok benziyordu Tanju Abi.
O'na baktıkça Kaya Ekmekçi'yi görür gibi oluyordum. Yüzüne karşı kaç kez dedim; ''Dünyada en sevdiğim insan sensin yahu'' diye.
Ben dedim, O duydu, her defasında mutlu oldu. Gözlerinin içi güldü.
**
Şimdi O cennete gitti.
Ben yine yetim kaldım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?