ÖNCE, İÇİMİZDEKİ BATICILARDAN KURTULMAK LÂZIM! (1)

Yıllarca, Milliyet Gazetesi'nin ekonomi yazarlığını yapan, liberal görüşleri ile tanıdığımız  Prof. Güngör Uras, “Sanayileşecektik, Büyüyecektik, N'oldu Bize?”  isimli kitabında,  “Halkın sermaye birikimi olmadığı için 1923-1938 döneminde sanayileşme işini devlet üstlendi. Türkiye bu dönemde sanayileşmede önemli gelişmeler sağladı.  İkinci Dünya Harbi döneminde kendi sanayimizle kendimize yeter olduk. 1950 sonrasında Türkiye, sanayileşmenin altyapısına önem verdi. Sanayileşmeye başlıyorduk ki, 1953 yılında GATT'a ve Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldık. Bir ülkenin gümrük korumaları olmadan sanayileşmeyi başlatması, gümrük koruması olmadan ithal mallarının rekabetine dayanması imkânsızdır.”
Sayın Uras, bir de şu çok önemli noktaya dikkat çekiyor:
“Batı, sömüreceği ülkenin korumacı bir ekonomi uygulamasına asla izin vermez!”
Batı bunu, Serbest Piyasa Ekonomisinin ülke kalkınması için olmazsa olmaz olduğuna inandırdığı aydınlarımızı, siyasetçilerimizi, akademisyenlerimizi ve bürokratlarımızı kullanarak yapıyor. Tabiî, bir de, Batı'nın hizmetine girmiş görevliler var! Bunların hepsi, Batı'yı zenginleştiren ve bizi yoksullaştıran bir sisteme hizmet ediyorlar! Ne yazık ki, bunların arasında Milliyetçi ve Atatürkçü olduklarını iddia edenler de var ki, bizim Millî bir Ekonomi siyaseti uygulayabilmek için önce bunların etkinliğini kırmamız gerekiyor! Şu anda yaşadığımız ekonomik krizde, Merkez Bankası'nın yaptığı 'dövize müdahale düşünmüyoruz' mealindeki açıklama ve Ticaret Bakanı sayın Mehmet Muş'un  “Serbest Piyasa Ekonomisi uyguluyoruz. Piyasaya müdahale edemeyiz” şeklindeki açıklaması, Serbest Piyasa'nın iç yüzünün anlaşılamadığının vahim bir göstergesi değil midir?
WASHİNGTON MUTABAKATI
Güngör Uras, “Sanayileşmeden, üretmeden büyümek imkânsızdır” diyor ve sonra şöyle devam ediyor: “Ancak, Batı'nın bize dayattığı Washington Mutabakatı, sanayileşmemizin önüne taş koydu. 1980 yılında başlayan ve 2002 yılından sonra tümüyle uygulanan Washington Mutabakatı rejimi sonucu, Türk ekonomisi marjinal ve tüketim ağırlıklı bir ekonomi hâline geldi.  Bilindiği gibi, 24 Ocak 1980 kararları bunun ilk adımıydı!” . 
Batı'yı Fırsat Kapısı olarak gören' anlayışa sahip olanların başında gelen Turgut Özal,  Washington Mutabakatını adım adım uyguladı.  Serbest Döviz esasını getirdi. Daha önce de yazmıştık; Ekonomi yazarı sayın Ege Cansen, Merkez Bankası Başkanı Rüşdü Saraçoğlu'na, “Sürekli Dış Ticaret Açığı veren bu ülkede nasıl Serbest Döviz Esasını getirdiniz” diye sorar. Saraçoğlu, “Ben karşı çıktım ama Özal'a dinletemedim” diye cevap verir! 2001 Krizi'nden sonra Türkiye'ye  'gönderilen' Kemal Derviş, takip edilecek liberal siyaseti '15 Günde 15 Yasa' ile önümüze koymuştu! AKP de bu siyaseti aynen sürdürdü.  CHP'nin ekonomi kurmayı sayın Faik Öztrak'ın Kemal Derviş'in yardımcısı olduğunu; Parti Genel Sekreteri sayın Selin Sayek Böke'nin de Atatürk'ün ekonomik programını değil, Serbest Piyasa Ekonomisini savunduğunu hatırlatalım! Sayın Kılıçdaroğlu arada sırada 'Atatürk'ün Partisiyiz' diyor ya, Atatürk'ün partisi olmak için, her şeyden önce,  Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi Modelini uygulamak ve Anti-Emperyalist olmak gerektiğini hatırlatalım!
WASHİNGTON MUTABAKATI NEYDİ?
1. Ticaret serbestleştirilecek.
2. Sınırlar açılacak, gümrükler sıfırlanacak.
3. Sermayenin giriş çıkışı serbest olacak.
4. Kamu teşebbüslerinin tamamı özelleştirilecek.
5. Kamu harcamaları azaltılacak, kamu altyapı, eğitim ve sağlık için yatırım yapacak.
 6. Mali disiplin getirilecek. Kamu borçlanmayacak. Vergi tabana yayılacak.
 7. Kapılar doğrudan yabancı sermayeye açılacak.
 8. Rekabeti sınırlayan, piyasaya girişi engelleyen düzenlemelerden vazgeçilecek (Yani liberal ekonominin önündeki bütün engeller kaldırılacak!).
BU MUTABAKATIN SONUÇLARI NE OLDU?
1. Sanayileşmeden vazgeçildi.
2. Özelleştirme ile kamunun elindeki güçlü sanayi tesislerinin bazıları özel sektöre satıldı. Bazılarını yabancılar satın aldı. Çok büyük bir kısmı da kapatıldı.
3. Gümrük vergilerinin düşürülmesi sonucu ithalât arttı. Açığı kapatmak için büyük ölçüde dış borçlanmaya gidildi.  Borçlanmadan çarkı dönmeyen bir ekonomik yapı ortaya çıktı.
4. Yatırımlar büyük ölçüde durduruldu. 
5. Tüketime, ithalâta bağlı bir büyüme modelinde iç ve dış kaynaklar inşaat ağırlıklı yatırımlara yöneltildi.
Prof. Güngör Uras Washington Mutabakatının uygulanmasının sonuçlarını böyle anlatmış.  Sayın Uras, bu döngüden çıkış için de şu önerileri yapıyor:
l. Yeni bir Kalkınma Plânı yapmalıyız. (Bizim notumuz: Meclis'teki hiçbir partinin programında böyle bir şey yok! Bütün partiler Serbest Piyasayı yegâne çözüm olarak görüyorlar. Bu son ekonomik krizin temel sebebi de uygulanan bu ekonomik modeldir!)
2. Bugün sıkı sıkıya bağlandığımız istikrar kararlarını yok saymalıyız.
3. Karma Ekonomi Sistemine dönerek, özel sektörün yapamadığı yatırımların kamu imkânlarıyla gerçekleştirilmesini sağlamalıyız.
Liberal anlayışın hararetli savunucularından Cüneyt Ülsever, Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde, 2010 yılı Mayıs ayında yazdığı bir yazıda, Serbest Piyasa hakkında şu özeleştiriyi yapıyordu:: “Liberal Demokrat olarak piyasa ekonomisinin zaman zaman krize girebileceğini kabul ediyor ama, bu krizden (piyasanın) kendi doğal tepkileri ile kurtulacağına iman ediyordum. Ancak 2008  (krizi) bana, insan denen hayvanın ancak devlet müdahalesi ile dizginlenebileceğini öğretti. Bunu kabullenmek çok zordu. Ancak, somut olgular böyle söyleyince  gerçeği kabullenmek gerekti.”
Hâlâ daha liberalizmden medet umanlar, sayın Ülsever'in bu sözlerini dikkatle okumalıdırlar. Ülsever bu konuda yalnız değil. Batılı dostlarımız bize, Serbest Piyasa Ekonomisini, Özelleştirmeyi, Devletin Küçültülmesini; Merkezî Yönetimin yetkilerinin YERELE devredilmesini dayattılar. Büyük Şehir, Bütün Şehir, Köylerin Mahallelere dönüştürülmesi uygulamalarını yaşadık. Bunlar yapılınca, daha demokratik ve daha çağdaş bir toplum olacağımıza inandırıldık! Fakat şimdi, liberal iktisatçılar bile Devletin Güçlendirilmesinin gerekli olduğu dile getiriyorlar! Sözcü Gazetesi'nin liberal ekonomi yazarı Ege Cansen de, ekonomide devletin ağırlığının artması gerektiğinden söz ediyor ki, doğru olan da budur. Fakat Batı Dünyası, dünyaya Serbest Piyasa Ekonomisini dayatmaktan bir türlü vazgeçmiyor ve Batı, birçok Türk aydını, siyasetçisi ve akademisyeni tarafından 'FIRSAT KAPISI' olarak görüldüğünden, bunu kabul ettirmek hiç de zor olmuyor! Batı, II. Dünya Harbi'nden sonra bize dayattığı Gayri Millî Eğitim siyasetinin meyvelerini işte böyle topluyor!
Peki, Batı niçin Liberal Ekonomiyi dayatıyor? Çünkü gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini ve siyasî iktidarları ancak bu şekilde kontrol altına alabiliyorlar da ondan!  Ne yazık ki, şu son ekonomik krizden sonra, TV'lerde dinlediğimiz iktisatçı ve siyasetçilerin  bir tekinin bile bu temel sorunumuza değindiğine şahit olmadık! Hâlbuki, bu Borçlanma Ekonomisi'nden kurtulmadıkça, Serbest Döviz esasından vaz geçmedikçe  ülke olarak istikrara kavuşmamız mümkün değil.
1996 yılında Birleşmiş Milletler'in sponsorluğunda yapılan Dünya Gıda Zirvesi'nde Amerika, 'güvenli ve besleyici gıdaya erişim herkesin hakkıdır' ibaresinin yer almasına bile karşı çıkıyordu! Washington, bunun yerine serbest ticaret şampiyonluğu yaparak, açlık sorununun altında yatan fakirliğe son verecek anahtarın serbest ticaret olduğunu savunuyor (William Blum, Haydut Devlet, s. 236)!  
Hâlbuki, güçlü bir devlet kontrolünün olmadığı piyasaların, dünya devlerinin (Şirketokrasinin) isteklerinin dışında bir şey yapmalarının, Kapitalist-Emperyalist sömürüye karşı, Millî Ekonomi programları uygulamalarının mümkün olmadığını son 40 yılın uygulamalarıyla anlamış olmamız gerekmez mi? ./… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?