NELER OLUYOR?

Memleketimizin gündemi bugünlerde öylesine yoğun ki… 
İstese bile, kimse  gündemin dışına çıkamıyor…
Elindeki varlığı aşırı değerlenen mutlu bir azınlık hariç; ekonomik sorunlar ve gelecek endişesi herkese panik atak yaşatıyor…
Sessiz ve derinden, günden güne çığ gibi büyüyen ya da “büyütülen” tepkiler dalga gibi…
Şimdilik su toplayan ve henüz kıyıya bir zarar vermeyen bu dalgaların akıbeti  belli değil…
Çoğu kişinin merak ettiği soru şu:
- Yaşadığımız ekonomik sıkıntıların ne kadarı gerçekçi?
- Olayları bilerek abartan bir “dış güç” mü var?
- Ülke ekonomisi batağa mı düştü?
Tarafsızlığına inandığım bazı uzmanların açıklamaları ve hasbelkader bulduğumuz verilere bakarsak, makro düzeyde önemli  bir sorun görünmüyor…
Cari açık, borçlanma, büyüme ve işsizlik oranlarında eskiye göre bir olağanüstülük yok!
Küresel ekonominin etkileri ve pandemi döneminin getirdiği negatif rakamlar hesaba katıldığında, “eyvah yandık, bittik” dedirtecek bir durum söz konusu değil…
Peki o halde bu yaşadıklarımız ne?
Paramız bir anda neden değer kaybediyor?
Döviz neden aşırı yükseliyor?
Perakende fiyatlar niçin sürekli artış eğiliminde?
İktisat uzmanı değilim; ama bilgi birikimimiz ve hayat tecrübemizle bu sorulara cevap olabilecek birkaç cümle de kurabilirim diye düşünüyorum:
Belli bir dengede yürütülen sistemler için en büyük tehlike “panik”tir… Dış girdiler ve yabancı kaynaklara bağlı ekonomik sistemler yönetiyorsanız, bu paniklere karşı çok dikkatli ve hazırlıklı olmalısınız…
Türkiye ekonomisi, yaklaşık iki yüz yıldan bu yana dış borçlarla yürütülen bir sistem… 
İhtiyaç duyduğumuz hayati kaynaklarımız yetersiz…
Kaynak yetersizliği devam ettikçe, borçlanmaktan başka çaremiz yok… Bu gerçeği kabul edip, borçlanmayı sürdürülebilir, yönetilebilir bir sisteme dönüştürmek zorundayız… 
- Acil ihtiyaçlar için, yüksek faiz, yüksek tutar ve kısa vadelerle aldığınız dış borçları ödeme zamanınız geldiğinde “panik” yaparsanız,  ya da size “panik” yaptırırlarsa;
- Bu süreci soğukkanlılıkla yönetemezseniz;
- Piyasaya kontrolsüz girerseniz, 
- Finansal araçları doğru kullanmazsanız,
- Kamu harcamalarında israfı ve usulsüzlüğü önleyemezseniz,
- Ekonomik kararları zamanında ve yerinde almazsanız, 
Sizi pusuda bekleyen “dış güçler” tam da o anda saldırıya geçer!...
Dünyada bizim dışımızda, diğer ülkelere merhamet besleyen başka bir ülke yok!
Bunu görelim artık!... 
Kimseden merhamet beklemeyelim…
Vatandaşımıza söylenecek şey şu:
Dışarıya bağımlı ülke ekonomileri her zaman döviz kurunun tehdidi altında yaşar…
- Döviz girişi ile döviz çıkışı arasındaki olumsuz fark,
- Lüks tüketim mallarına yapılan ithalat,
- En önemlisi de enerji israfı, bu tehdidi sürekli körükler…
Bu baskılardan kurtulmak istiyorsak, her bir vatandaş olarak üstümüze düşeni yapmalıyız:
- Özellikle şu dönemde ülke dışından temin edilen gereksiz tüketim mallarına rağbet göstermeyelim…
- Ülkemizden döviz çıkışına yol açacak hareketlerde bulunmayalım, destek vermeyelim...
- Kayıt dışı kazançlara göz yummayalım...
- Yetkililerden de bir şeyler yapmasını bekleyelim ama ülkemize karşı kendi sorumluluklarımızı da unutmayalım!...
Bu millet yokluğu da, darlığı da çokça yaşadı...
Ama her zaman ayağa kalkmasını bildi…
Yeter ki, onun devletine olan güvenini zedelemeyin!...
Yeter ki, devletin adaletine olan inancını yok etmeyin!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?