NEDİR BU BATI HAYRANLIĞI? (6)

GÜMRÜK BİRLİĞİ'NİN VATANA  İHANETTEN FARKI YOKTUR!
 Prof. Dr. Tansu Çiller'in Başbakanlığı sırasında, 'Devletçiliğin tasfiye edildiğini' kastederek, “Son Sosyalist Devleti Yıkıyoruz” şeklindeki sözleri bir kara mizah örneği değil de nedir? Aynı Tansu Çiller hiç tereddüt etmeden, 1995 yılında, 1838 Ticaret Antlaşmasından hiçbir farkı olmayan, ancak bir sömürge ülkenin imzalayabileceği Gümrük Birliği Antlaşması'nı da imzalayabilmiştir! 

CAHİT KAYRA'NIN ÖEMLİ DEĞERLENDİRMESİ!
Maliyeci ve eski bakanlardan Cahit Kayra, Gümrük Birliği Anlaşması'nı şöyle değerlendirmiş: “1929 yılında, gümrüklerimize tam olarak hâkim olup, koruyucu bir gümrük vergisi uygulamaya başladıktan yıllar sonra, 20. yüzyıl biterken, Türkiye'de bir başbakan akıl almaz bir şey yaptı. Sanki bunlar hiç yaşanmamış gibi ve Gümrük Tarifesinin bir memleketin sanayisi, devlet gelirleri, ticaret ve hattâ yerine göre para politikasının anahtarı olduğunu bilmemenin cehaleti içinde, Türkiye'yi Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne soktu.  Kendi elimizle kapitülâsyonları geri getirdik. Türk ekonomisini, dünyadaki başıboş ve acımasız rekabete açtık. Osmanlı'nın 1838'de yaptığı ve o zamanki ekonomisini yıkıp çökerten anlaşmayı 1996'da tekrarladık” (“Devletçilik-Altın Yıllar-“, s. 126)! 

GÜMRÜK BİRLİĞİ NELERE MÂL OLDU?
Gümrük Birliği Antlaşması imzalanmadan, 1995 yılında Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği antlaşması gereğince, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki gümrük vergileri (belli istisnalar dışında) kaldırılmıştır. Türkiye, Avrupa Birliği'nin dünya ülkelerine uyguladığı Ortak Tarife'yi uygulayacaktır. Ayrıca, koruma önlemleri alınmayacaktır.  (Türkiye) Avrupa Birliği'nin dış ticaretle ilgili olarak alacağı kararları uygulayacaktır. Devlet yardımları yapılmayacaktır. Sanayide teknik engeller kaldırılacaktır” (Cahit Kayra, “1980-2013 Tüketim Ekonomisi”, s. 181). 
Cahit Kayra, daha sonra sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tansu Hanım yaptığı işin zaten farkında değil. Ortak tarife ne götürüyor, hesaplamışlar mı? Birlik ne karar alırsa uygulayacağız. Söz hakkımız yok. Başbakan 'Avrupa Birliği'ne girdik' diyor.  Aslında Avrupa Birliği bize girdi” (Cahit Kayra, age. s. 183)!

ÇİLLER DE KARAYALÇIN DA UYARILARI DİNLEMEDİLER!
Gümrük Birliği'nin tehlikeleri konusunda, sağdan ve soldan millî hassasiyet sahibi yazarlar önemli uyarılar yapmışlardı. Türk Sağı'nın saygın isimlerinden Prof. Ayhan Songar, Türkiye Gazetesinde yayımlanan 4 Mart 1995 tarihli yazısında şöyle diyordu: 
 “Müjde, sonunda manda oluyoruz!”
 Solun saygın isimlerinden Prof. Erol Manisalı ise yazdığı bir kitapla (Hayatım Avrupa, Türkiye'nin Askersiz İşgali - Gümrük Birliği) Gümrük Birliği'nin Türkiye aleyhine işleyeceğini anlatmış; bununla da yetinmeyerek, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel vasıtasıyla aldığı bir randevuyla, bunu bizzat Başbakan Tansu Çiller'e de izah etmişti! Fakat, iktidar hiçbir uyarıyı dikkate almadı ve bir teslimiyet belgesi olan Gümrük Birliği Anlaşması 6 Mart 1995 tarihinde imzalandı! Atılan bu imzadan, Avrupalılar kadar bölücüler de memnundular. Nasıl memnun olmasınlar ki, Gümrük Birliği ile, Avrupa Birliği'ne bağımlılığı daha da artan Türkiye'den tavizler koparmak çok daha kolay olacaktı! 
Ne acıdır ki, milletimizin, 'Avrupa Birliği'ne girmenin çok önemli bir adımı' diye kandırıldığı bu sömürge anlaşması, tam bir gaflet içinde, tüm yurtta neredeyse bir bayram havasında kutlanmış; okullarda bayrak çekme törenleri yapılmış; aynı gece Ankara, İstanbul ve İzmir'de havaî fişekler patlatılmıştı! Bu vahim hatayı bir 'zafer' olarak değerlendiren Başbakan Tansu Çiller, “Bu bir başlangıçtır. Türklüğü çağa taşıyoruz. Bu bir millî mücadeledir.  Haydi Türkiye'm İleri” şeklinde konuşmalar yapmıştı! Ülkenin geleceğini ilgilendiren böyle önemli bir konunun öncelikle Büyük Millet Meclisi'nde görüşülmesi gerekmez miydi?  Emperyalizme karşı verilen bir İstiklâl Harbi ile kurulan bu devlet, Millî Bağımsızlığı konusunda nasıl bu kadar duyarsız bir hâle gelebilmişti?
 Prof. Erol Manisalı'nın belirttiğine göre, Necmettin Erbakan Gümrük Birliği'ne açıkça karşı çıkar ve bunun bedelini ABD tarafından tasfiye edilmekle  öder!

AB GÜMRÜK BİRLİĞİ'Nİ GÜNCELLEMİYOR!
AB temsilcilerinin yaptıkları konuşmalardan, Türkiye'nin AB'ye tam üye yapılmayacağı açıkça anlaşılıyor! Bunu ille de, bize resmen bildirmeleri gerekmiyor. Herhâlde o kadar enayi değiller! Bu tatlı sömürü ağının dışına bizi niye çıkarsınlar ki!  Avrupalılar siyasetçilerimizin zaaflarını çok iyi biliyorlar. Bizi Gümrük Birliği Antlaşmasıyla bir güzel kendilerine bağlamışlar. AKP iktidarı, Türkiye'nin aleyhine işleyen bu anlaşmayı düzeltebilmek için bazı girişimlerde bulundu. Avrupa Birliği bizim itirazlarımıza sözde hak veriyor. Fakat Gümrük Birliği Antlaşmasını güncellemeye de yanaşmıyor! İlginçtir ki, bu konuda muhalefetten tık yok!
Ne yazık ki, Türkiye, Avrupa Birliği'nin yemsiz oltasına takılan bir balıktan farksız; ne kadar çırpınırsa çırpınsın kendini bir türlü kurtaramıyor!  Zaten oltadan kurtulacak olsak, önce içimizdeki AB'ciler feryat figan ederler. Nitekim ediyorlar da! AB'ye tam üye olamayacağımız bu kadar açık olduğu hâlde, AB'yi bir 'MEDENİYET PROJESİ'  olarak gören bu zevat, 'Dünyadan Kopacağımız' teraneleri ile, AB gerçeğinin ne olduğunu anlatmaya çalışanlara saldırıyorlar! Geçtiğimiz günlerdeki bir Grup Toplantısında sayın Meral Akşener'in, Avrupa Birliği ile ilişkilerin düzeltilmesini tavsiye etmesini başka nasıl değerlendireceğiz? Demek ki, sayın Akşener de Avrupa Birliği üyeliğini, diğer partiler gibi,  'Millî Hedef' olarak görüyor! O zaman aklımıza şu nükte geliyor: “Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız!”  
Bu söz bankaların birbirlerinden bir farkı olmadığını belirtmek için söylenen bir sözdü. Siyasette de ayın durum geçerli. Sözde İslâmcı, Milliyetçi ve Atatürkçü partilerin hepsinin bir tek amacı var; iktidar olmak! Peki, bunun için bir millî programları var mı?  Canım, şimdi bu sorunun da yeri mi? Türkiye'nin çıkarlarını gerçekten gözeten millî bir program yapılsa, bu programda AB üyeliği bir 'Millî Hedef' olarak gösterilebilir mi? Avrupa'nın ve Amerika'nın yörüngesindeki bir siyasetin millî bir ekonomi programı yapması mümkün müdür?
Türkiye, Avrupa Parlamentosu'nun 13 Aralık 1995 tarihli kararıyla Gümrük Birliği'ne kabul edildi.  Ancak; Gümrük Birliği uğrunda, Kıbrıs Rum Kesimi'nin, tüm Kıbrıs adına AB'ye girmesine karşı çıkmamak gibi  küçük (!) bir şart da kabul edildi! 
Ekonomist Selim Somçağ Gümrük Birliği hakkında şu önemli bilgileri veriyor: “Gümrük Birliği öncesinde Türkiye'nin dış ticaret açığı millî gelirin % 5'i ila 6'sı düzeyindeydi. Gümrük Birliğinden sonra dış ticaret açığının boyutu büyüyerek millî gelirin % 11'i ila 12'sine yükseldi” (“Türkiye'nin Ekonomik Krizi”,  s. 50)!
Gümrük Birliği'ne girmekle Türkiye, Avrupa Birliği'nin, AB'ye üye olmayan diğer ülkelerle yaptığı ve yapacağı bütün anlaşmaları kabul etmiş olmaktaydı! Türkiye artık herhangi bir devletle, Avrupa Birliği'nin bilgisi ve onayı olmadan bir ticarî anlaşma yapamayacaktı. Gümrük Birliği Antlaşması sebebiyle, AB'nin Çin'le yaptığı antlaşmalara uymak durumunda kaldığımız için Çin malları pazarımızı işgal etmektedir! Asıl şaşırtıcı olan, bu akıl almaz tavizlerin verildiği Gümrük Birliği anlaşması için, ne Meclis kararı alınmıştı, ne de, Bakanlar Kurulu'nun Resmî Gazete'de yayımlanan bir kararı söz konusuydu! Bütün bu işler sadece Başbakan Tansu Çiller'in bir imzası ile ve Murat Karayalçın'ın desteğiyle  olmuştu! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?