GİYİNDİM ÜSTÜMÜ, SEN ÇIKAR DİYE!..

Çocuklarımla beraber uzun bir yola çıktığımda, o can parçalarımla aramda değerler açısından  büyük bir mesafe olduğunu fark ederim...

 

Benim dinlediğim hiç bir şarkıyı, türküyü sevmezler... Neşelerini bozmak istemediğim için onların tercih ettikleri müzikleri dinlemek zorunda kalırım...

 

Bu durum önceleri beni endişeye sevk ederdi... Acaba aramızdaki sorun ne diye düşünüp kafa yorardım...

 

Bu sebeple, bazen onların dünyasına yakın olmaya çabalar; bazen de  benim hoşlandığım estetik değerleri kendilerine beğendirmeye çalışırdım...

 

Benim kuşağım, yokluk ve darlık çekerek büyüyen son nesildi...

 

Eskitmeden yeni elbise alamayan, markalı bir şey giyemeyen, canının çektiği her şeyi yiyemeyen...

 

90'lardan sonra doğan çocuklara aileler ellerinden geldiği kadar yokluk çektirmedi...

 

Yemedi yedirdi, giymedi giydirdi...

 

Benim olmadı ama, çocuklarımın olsun” diyerek, o çocuklar için her türlü fedakarlığı yaptılar.

 

O nedenledir ki, biz “Müslüm Baba” dinleriz, çocuklarımız ise “Tarkan”...

 

Şimdi önemli bir bilim insanı olan, 90'lı yıllarda akademisyen olmak için rekabet ettiğim Nazife Güngör'ün “Arabesk” isimli çalışmasında Konfüçyüs'ün şöyle bir cümlesinden bahsedilir:

 

<![if !supportLists]>-          <![endif]>”Bir toplumda müzik bozulmuşsa, o toplumda pek çok şey de bozulmuştur.”

 

Bu söze göre bir yargılama yaparsak; bizim beğendiğimiz değerler o kadar bozulmuş, o kadar yozlaşmış ki, yeni nesil artık peşinden gitme, sahiplenme ihtiyacı gütmüyor!...

 

Her kuşağın estetik saydığı değerler, öncelik verdiği işler, dinlediği müzikler, hoşlandığı ve haz aldığı şeyler çok farklı oluyor.

 

Eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı” diyen  atalarımız, her şeyin bir ömrü olduğunu, ilanihaye kalamayacağını hatırlatır bu sözle...

 

Eskiyi yıkmadan, eskiyi terk etmeden yenisine kucak açılmıyor!...

 

Ayarını, estetiğini, içeriğini bozduğunuz bir şeyi artık sevdiremezsiniz... Benimsemesi için kimseyi zorlayamazsınız...

 

Bazı insanların eskiyi beğenmeme gerekçesi de şu:

 

<![if !supportLists]>-          <![endif]>Eser bozuk değil ama,  eseri sahiplenenler bozuk!...

 

Buradan benim gibi kendinize bir pay çıkarabilirsiniz:))

 

Asırlar önce Hz. Mevlana  durumu özetlemiş sanki:

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş!

Ne kadar söz varsa düne ait…

Dünle beraber gitti cancağızım,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım… “

 

Peki, o yeni ve herkesin beğenebileceği şeyleri nasıl bulacağız?

 

Benim cevabım şöyle:

 

Bir toplumun yürüdüğü yolu aydınlatan, hoşlanacağı estetik değerleri üreten faktör  sanattır, sanatçıdır...

 

Sanatçının sermayesi, beslendiği tek kaynak da özgür düşüncesidir...

 

Asıl sanat eseri, sembolleştirdiği görseller değil, o görsellere yüklediği düşüncelerdir.

 

Özgür düşünceden mahrum bırakılmak,  eleştirel bakış açısını engellemek sanatçıyı öldürür, bitirir.

 

Her çiçekten bal alan arı misali, toplumun her değerinden, her nüvesinden eserine iz bırakan bir sanatçı, arı gibi özgür, arı gibi cesaretli, arı gibi güçlü hissetmelidir kendini...

 

Aksi takdirde ortaya lezzetli bir şey çıkmaz!..

 

Ürettiği şeyin alıcısı olmaz!..

 

O canım yetenekler heba olur gider...

 

Her şeyin ticari mal haline geldiği günümüzde, sanatı ve sanatçıyı kapitalist zihniyetin ağından kurtarmalıyız…

 

Paranın esaretinden, siyasetin baskısından uzak tutmalı, düşüncelerine gem vurmamalıyız...

 

Sanatçı özgürce dolaşmalı; dağlarda, tepelerde bal toplamalı ...

 

Biliyoruz ki, ne kadar çok yere uğrarsa yapacağı bal da o kadar lezzetli olacaktır...

 

Düştüğümüz kısır döngüden bizi  kurtaracak olan sanattır...

 

Yolda rehberlik edecek, önümüzü ışıklandıracak olan sanatçıdır.

 

Bunu başaramadığımız takdirde;

 

Çocuklarımız,  Aleyna Tilki'den “Giyindim üstümü sen çıkart diye” parçasını, biz de Orhan Baba'nın “Bir teselli ver” şarkısını dinlemeye devam edeceğiz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?