Kooperatifler Asalak mı!?

Gerek 6762 sayılı Türk Ticaret Yasası, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, kooperatifleri, ticaret şirketi olarak tanımlar. Her ne kadar, unvanında “şirket” eki görülmemekte ise de hangi türü olursa olsun, kooperatifler aynı zamanda bir şirkettir. Nitekim Cumhuriyet öncesinde de sonrasında birçok kooperatifin unvanında “…kooperatif şirketi” ibaresini görürüz. Zamanla, “şirket” eki düşmüştür. Amacımız, kooperatif tarihini anlatmak değildir. Ticaret kanunları, kooperatifleri, ticaret şirketi olarak sayarken sermaye şirketi olmadığını da vurgular. Kurumlar Vergisi Kanunu da kooperatiflerin ticaret şirketi olduğunu, sermaye şirketi olmadığını açık ve net biçimde ortaya koyar. Yani, hiçbir kuşkuya yer kalmayacak biçimde hukuki varlık olarak kooperatifler, ticaret şirketidir. Tüm ticaret şirketlerinde olduğu gibi kooperatifler de “tüzel kişi tacir” sıfatını taşıyan hukuki varlıklardır.
Ticaret şirketi olmalarının yanında ilkeleri ve yönetim çerçevesi nedeniyle kooperatifler, sosyolojik olarak ekonomik yönden güçsüz olan insanların bir araya gelerek gelirlerini, refahlarını artırma, giderlerini azaltma çabasını barındırır. Bu amaç, kooperatiflerin ticaret şirketi olma vasfını bozmaz. Tam tersine, nitelikli bir ticaret şirketi yapar. Aynı zamanda sermaye sahiplerinin sömürü düzenine karşı bir itirazdır, başkaldırıdır.
Yine, kooperatiflerin tarihsel geçmişine girmeye gerek yoktur. Ama tüketim kooperatifleri, ilk kez, günde 18 saat çalışıp ay sonunda elde ettiği ücretin tamamını, işverenin bakkalına yiyecek bedeli olarak bırakan çalışanlar tarafından kendilerini korumak amacıyla kurulmuştur. Her bir kooperatif türünün, buna benzer kuruluş öyküleri vardır. Yani, zayıfların örgütlenmesidir, güç birliğidir.
Şirketlerin, üyesi değil, ortağı olur. Kooperatiflerin üyeliğinden, üyesinden söz etmek hukuki çerçevesine aykırı olduğu gibi sosyolojik bağlamına da uygun düşmez. Kooperatif üyeliğinden söz edilmesi de bilgi noksanlığının bir başka ifadesidir.
***
Birleşmiş Milletler Örgütünün verilerine göre dünya genelinde 750 binden fazla kooperatif ile bunların bir milyardan fazla ortağı vardır. Yani, dünya nüfusunun % 13'ü kooperatif ortağıdır. 100 milyondan fazla kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır.
Uluslararası Kooperatifler Örgütünün (ICA) 2008 yılında açıkladığı verilere göre 2006 yılında ABD'nin 67 kooperatifinin cirosu 150 milyar dolardır. ABD ve Almanya'da her 4 kişiden biri kooperatif ortağıdır. Fransa'nın 48 kooperatifinin toplam cirosu 198 milyar dolardır. Japonya'nın 13 kooperatifinin cirosu 143 milyar dolardır. AB içinde 250 bin kooperatif ile bunların 163 milyon ortağı vardır. AB ülkeleri nüfusunun % 36,6'sı kooperatif ortağıdır. Ülkemizde belirtilen cirolara ulaşabilen kaç özel sektör şirketi vardır?
Ülkemizde şirket olarak faaliyet gösteren Fransız Groupama, Hollandalı Eureko, Robobank, İsviçreli Migros, ülkelerinde kooperatif olarak örgütlenmiştir.
2006 yılı verilerine göre kooperatif cirolarının, ülkelerin GSYH içindeki oranına bakalım: Fransa'daki 48 kooperatifin cirosu %8,72'sini oluşturmaktadır. Hollanda'daki 17 kooperatifin cirosu % 12'sini, İsviçre'deki 7 kooperatifin cirosu %9,76'sını oluşturmaktadır.
İspanya'daki Mondragon Kooperatifleri her türlü beyaz ve kahverengi eşya, sayısal tezgâh, feribot imalatından yarı iletken levha (chip) üretimine kadar geniş bir yelpazede üretim yaparak ülkenin toplam ihracatının %1'inden fazlasını yapmaktadır. Chip üretimi açısından ülkenin ilk üreticisidir. AB otomotiv yan sanayisinin en büyük üçüncü sıradaki tedarikçisidir.
***
Saygın bir gazetenin saygın bir yazarı, 14 Ekim 2021 tarihinde kooperatifler için ne demiş?
Kooperatiflerin dışa değil, içe fayda sağlamak amacıyla kurulduğunu; üretici ve tüketici olmak üzere iki türünün bulunduğunu, türüne göre üyelerinin dışında alım veya satım yapamayacağını, market kuramayacağını, buna aykırı davranıldığında “tacir” olacağını savunmuştur. Sonra bu sözlerinin genişliğini fark ederek başka ülkelerde her işlemin yasaların ruhuna uygun olamayacağı, her ülkede az çok işin kitabına uydurulması düzenbazlığının olduğunu, devletin buna engel olmaya çalıştığını belirtmiştir. Bunun da ötesinde “Bugüne kadar kooperatifçiliğin esasına, ruhuna uygun olarak çalışan ve kamu kaynaklarıyla beslenmeden kendi ayakları üzerinde duran tek bir kooperatife rastlamadım. Ne kadar kooperatif varsa hepsi ya asalaktır ya da ziyandadır” demiştir.
***
İnsanlar, felsefi olarak sermaye veya işçi yanlısı olabilir. Benimsediği ve kabul ettiği veyahut reddettiği siyasal ve ekonomik düşüncesi olacaktır. Kapitalizm, liberalizm, sosyalizm yanlısı olabilir veya olmayabilir. Temel düşünce kalıbına uygun olarak kişileri, kurumları savunabilir veya eleştirebilir. Ancak, benimsemediği bir toplumsal örgütlenmeye “asalak” denilmesi kabul edilebilir değildir.
Ayrıca, bir mantık yanlışlığı da gözlenmektedir: Hele, asalaklığın karşısına ziyanda olmayı koyarak bir sonuca varması, çok garip olmuştur. Bir varlık ya asalaktır, ya da değildir. Bir varlık, ya zarardadır, ya da kârdadır. Zararın karşıtı asalaklık olamaz.
Yazının içinde başka ciddi önyargılar bulunmaktadır. Üye ve ortak ayrımının fark edilememiş olması ciddi bir bilgi noksanlığıdır. Bir ticaret şirketi türü olan tüzel kişi tacir kooperatiflerin, ortak dışı işlemleri yapması durumunda “tacir” olacağı savı da bir başka bilgi eksikliğidir.
***
Kooperatifler, bu kadar kötülendiğine göre sorma hakkı doğmuştur:
Ülkemizdeki özel sektör şirketleri, kamu kaynaklarıyla beslenmeden mi büyümüşlerdir? Şirketlerimizin kamu kaynaklarından yararlanmadan kendi ayakları üzerinde durduğu söylenebilir mi? Yatırım indirimi, gümrük vergisi muafiyeti ve indirimi, vergi ve sigorta primi muafiyet ve indirimleri ve benzeri teşvikler, kamu kaynaklarından beslenme değil midir? Tüm teşvik unsurları, yararlananlar açısından kendi ayakları üzerinde duramadıklarını göstermez mi? Çeşitli adlarla ifade edilen teşvikler yoluyla kamu kaynaklarını kullandıklarında yazıdaki ifadeyle “asalak” mı oluyorlar? Belirtilen ülkelerdeki kooperatiflerin cirolarına bakıldığında bir “düzenbazlıktan” söz edebilir miyiz? Bu ülkelerde, devlet, engel olmaya çalışsaydı, bu denli büyük cirolara ulaşabilirler miydi? Ortak olunmadığı halde yurtdışındaki, bir kooperatif örgütlenmesinden hiç alışveriş yapılmamış mıdır? Migros'a alışveriş için ülkemizde girmemiş olabilir misiniz!? Ya da İsviçre'de! Orko'dan alış veriş yapılmış olduğuna göre bu organizasyonun “asalak” olma vasfı var mıydı?
Doğal olarak, yazıdaki yanlışlardan kalkarak şirket veya kooperatif karşıtlığını ileri sürmek sorunu ortadan kaldırmaz.
Gerçek sorun, ülkesinde kooperatif olan Migros, HDİ Sigorta, Eureko Sigorta, Robobank, Groupama ve diğerlerinin neden ülkemizde şirket olarak faaliyet gösterdiğidir? Ülkelerinde GSYH'nın % 8-12'si oranındaki ciroya sahip olan kooperatiflerin benzerinin ülkemizde neden olamadığıdır? Almanya'nın konut elektriğinin yarısının güneş ve rüzgar enerjisine dayalı elektrik üretim kooperatiflerinin neden ülkemizde olamadığıdır?
1992 yılında kurulan Eureko Sigorta'nın çok kısa sürede uluslararası pazarda neden yer alabildiğini sorgulamamaktır. Ziraat Bankasının en büyük hissedarı olduğu Başak Sigorta Şirketini, Fransız kooperatif örgütü Groupama'ya devir etmesinin nedenlerini araştırmamaktır. Ziraat Bankasının sahipliğinde iken Başak Sigortanın neden başka ülkelerde faaliyet gösteremediğidir? İspanyol Mondragon Kooperatifi, 1982 yılında Avrupa'da ilk kez “chip” üretirken bizim kooperatiflerimizin neden bunu başaramadığının sorgulanmasıdır. 1954 yılında kurulan İspanyol Mondragon Kooperatifi, Avrupa'nun üçüncü büyük otomotiv yan sanayi üreticisi olurken 1935 yılında kurulan Tarım Satış Kooperatiflerinin, Tarım Kredi Kooperatiflerinin can çekişmelerinin nedenleri sorgulanmadan “asalak” ifadesiyle suçlanması hiçbir biçimde kabul edilemez! İnsan, benimsemediği, düşünce sistemine uymayan bir örgütlemeyi aşağılayarak tezini savunamaz. Suçlamadan önce aynaya bakalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?