AMERİKA'NIN HAYDUTLUKLARI BİTER Mİ? (1)

Afganistan hakkında 5 yazı yazdık ve bu yazılarda, tarihî süreç içerisinde, Afganistan'daki emperyalist tezgâhları, İngiltere ve Amerika'nın sabıkalarını  gözler önüne serdik. II. Dünya Harbi'nin bitimine kadar, 'dünyanın efendisi', Kapitalist Emperyalizmin en büyük gücü İngiltere'ydi.  II. Dünya Harbi'nden sonraysa, bilindiği gibi, İngiltere'nin yerini Amerika aldı. Amerika'nın bu gücünü Arnold Toynbee 1961 yılında şöyle açıklamış: “Amerika, müktesep haklarını korumak için dünya çapında bir karşı-devrim hareketinin liderliğini yapmaktadır. O şimdi, bir zamanlar Roma'nın eline geçirdiği bütün yabancı ülkelerde daima yoksullara karşı varlıklıları destekledi; yoksullar, şimdiye kadar her zaman ve her yerde varlıklılardan sayıca daha fazla oldukları için, Roma'nın politikası eşitsizliğe, adaletsizliğe ve çok sayıda insanın mutsuzluğuna sebep oldu.”
Amerika II. Dünya Harbi'nden sonra bu hâkimiyetini, 'Hür Dünya'nın Koruyucusu, demokrasi ve insan hakları savaşçısı' gibi, gerçek amaçlarıyla asla ilgisi olmayan sloganlarla sürdürmeyi doğrusu iyi becerdi. Amerika derken, aslında bir sistemden söz ediyoruz; Küremize hâkim olarak, dünyayı kendi menfaatleri doğrultusunda yönetmeyi amaçlayan bir sistemden; John Perkins'in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabında, belirttiği gibi ŞİRKETOKRASİ'den! Yani, halkın değil, ŞİRKETLERİN DEMOKRASİSİNDEN! 
Geçenlerde seyrettiğimiz  “KAPİTAL” isimli bir Fransız filminde, bu sistemin temel esası öyle güzel özetlenmiş ki! Filmin sonunda Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı yaptıkları işi şöyle anlatıyor: “Bizler modern Robin Hood'larız. Bankacılar olarak fakirlerden alıp, zenginlere veriyoruz!” Demokrasi diye yüceltilen sistem işte bunu sağlıyor!
Gelişmekte olan ülkelerin işbirlikçi aydınları, Amerika'nın gerçek amacının, dünyaya demokrasi getirmek olduğu yalanını hayasızca savundular. Amerika Hükümetinin ve Pentagon'un kontrolündeki filim endüstrisinin merkezi olan Hollywood, düşünce kuruluşları ve STK'lar, medya ve bilim insanları, aydınlar ve akademisyenler eliyle bu propaganda başarı ile sürdürülüyor. Serbest Piyasa Ekonomisi ve Serbest Döviz Esası da, bu sisteme hizmet eden en etkili mekanizmaların başta gelenleridir. Bizim ülkemiz de bunlardan azade değildir. Ne yazık ki, okumuşlarımız Atatürkçüsüyle, solcusuyla, İslâmcısıyla büyük ölçüde bu emperyalist propagandanın ajanları durumundadırlar. Türkiye'de halkçı hükümetlerin iktidar olmalarının önündeki en büyük engel de bunlardır.
John Perkins, “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” isimli kitabıyla, bu hâkimiyetin hangi aşağılık yöntemler kullanılarak sürdürüldüğünü anlatmıştı. Geçtiğimiz yıllarda vefat eden Amerikalı yazar William Blum da mutlaka okunması gereken “Haydut Devlet” ve ”Amerika'nın Demokrasi Yalanları” isimli kitaplarında Amerika'nın gerçek yüzünü ortaya seriyor. Biz bu yazımızda, “Haydut Devlet” isimli kitaptan, Amerika'nın, dünya genelinde yaptığı haydutluklardan bazı örnekleri özetleyerek vereceğiz.

ÇİN, 1945-1951
İkinci Dünya Harbi'nin sona ermesinin ardından, ABD bir iç savaşa müdahale etti. Savaş sırasında (inanılır gibi değil ama) ABD'nin yakın bir müttefiki olmasına rağmen, Mao Zedung'un Komünistlerine karşı Çan Kay Şek'in milliyetçilerinin yanında yer aldı. 

FRANSA, 1947
Almanlarla işbirliğinde bulunan birçok Fransız'ın aksine, Komünist Partisi üyeleri savaşta direniş hareketinde yer aldılar. Savaştan sonra, Komünistler yasal yolları takip ederek, işçi sendikalarıyla güçlü bağlar kurdular ve siyasî iktidar mücadelesine girdiler. Ama, ABD masada onlara yer vermemekte kararlıydı. Bunun sebebi, özellikle bazı sendikaların, Amerikan yardımıyla, eski sömürgesi olan Vietnam'ı işgal etmenin yolarını arayan Fransız güçlerine silâh akışını zorlaştıracak adımlar atmaya başlamalarıydı. ABD, Komünistlerin başlıca rakibi olan Sosyalist Parti'ye büyük paralar pompaladı. Amerikan İşçi Federasyonu'nun (AFL) uzmanlarını göndermesini sağlayarak, Komünist Parti'nin sendikalar üzerindeki hâkimiyetini kırmaya çalıştı. İtalya'dan grev kırıcılar ithal etti. Komünist grevleri kırmak için Korsikalı çetelere silâh ve para yardımında bulundu; parti bürolarını kundaklattı; parti üyelerini ve grevcileri dövdürdü ve öldürttü. 
Bütün bu eylemleri tamamlayacak psikolojik savaş ekipleri gönderdi; gıda yardımını ve diğer yardımları durdurma tehdidinde bulundu. Bunların hepsini (Nazilere direniş yıllarında)  büyük prestij kazanmış olan Komünist Partisi'nin kazanmış olduğu destek ve prestiji kırmak için yaptı. Bu örtülü operasyonların finansmanının bir bölümü Marshall Plânı fonlarından sağlandı. Bu fonlar 1948 yılında, İtalya seçimlerine hile karıştırılmasının finansmanında ve daha sonra CIA'nın bünyesine alınan özel bir örtülü operasyonlar servisinin kurulmasında da kullanıldı. Bunlar, Amerika'nın, bencil olmayan yardımseverliğinin parlak örneği olarak uzun süre dünyaya gösterilen Marshall Plânı'nın gizli kalmış yanlarıdır. Washington aynı zamanda, Fransız Hükümeti'ni Amerikan ekonomik yardımından yararlanabilmek için Komünist bakanları kabineden kovmaya zorluyordu. Başbakan Paul Ramadler bu konuda şöyle demişti: 'Aldığımız her krediyle bağımsızlığımızın bir parçası daha bizden kopuyor' (Haydut Devlet, s. 155).

MARSHALL ADALARI 1946-1958
Soğuk Savaşın bilinen acil gerekleri nedeniyle Amerika, Pasifik Okyanusu'nda bulunan ve Birleşmiş Milletler tarafından ABD gözetimine verilmiş bu adaların, özellikle Bikini Atolü'nün sakinlerini zorla meskûn olmayan diğer adalara göç ettirdikten sonra, burada birçok kıtalararası balistik füze, nükleer bomba ve diğer denemeler gerçekleştirdi. 1968 yılında Johnson Hükümeti tarafından Bikini Atolü'nün eski sakinlerine, adalarının temizlendiği ve yeniden yerleşim için güvenli olduğu söylendi. Birçoğu geri döndü. Daha sonra, çok yoğun dozlarda radyasyona maruz kaldıkları için, geldikleri yere geri gönderildiler. 1983 yılında ABD İçişleri Bakanlığı, ada sakinlerinin adalarına hemen dönebileceklerini, ancak 21. Yüzyılın sonlarına kadar adada yetiştirilmiş hiçbir yiyeceği yememeleri gerektiğini bildirdi. Hiç kimse  geri dönmedi (“Haydut Devlet”, s. 156).

İTALYA, 1947-1949
ABD, 1947 yılında İtalyan Hükümeti'nden, Amerikan ekonomik yardımı alabilmesi için, kabinesindeki Komünist ve Sosyalist üyeleri çıkartmasını istedi. Bir sonraki yıldan başlayarak, on yıllar boyunca, Komünist ve Sosyalistlerin birleşik cephesi ya da sadece Komünistler ulusal seçimlerde ABD destekli Hıristiyan Demokratların iktidarını zorladı. CIA, bütün pis oyunlarını kullanarak, bütün ekonomik, siyasî ve psikolojik savaş silâhlarını İtalyan halkı üzerine çevirdi. Hıristiyan Demokrat adaylara örtülü biçimde malî destek sağladı. Başardılar! Tekrar tekrar!  Demokrasinin çarpıtılması İtalya'da, 'Demokrasiyi Kurtarmak' adı altında yapıldı. Büyük Amerikan şirketleri de solun iktidara ortak olmasını önlemek için bu operasyonlara milyonlarca dolar katkıda bulundular (“Haydut Devlet”, s. 156).
Biz buna, İtalya'nın eski başbakanı ve Hıristiyan Demokrat Parti'nin eski lideri  Aldo Moro (1916-1978) cinayetini de ekleyelim. Aldo Moro, İtalya'nın meşhur solcu terör örgüt Kızıl Tugaylar tarafından kaçırılmış, 55 gün boyunca esir tutulmuş ve 9 Mayıs 1978'e, cesedi bir otomobilin bagajında bulunmuştu. Cumhurbaşkanlığının en güçlü adayı olan Moro'nun en büyük projesi, komünistler ve demokratların Hıristiyan Demokratlarla bir Uzlaşma Hükümeti kurmasıydı. Bu hiç CIA'nın işine gelir miydi?
1980'den önce bu güzelim ülkede Cumhurbaşkanı seçilmesi için atılan turları hatırlayınız.  Partilerin uzlaşamamaları nedeniyle  Cumhurbaşkanı seçilememiş ve darbeciler, 12 Eylül Askerî Darbesi'ni başarı ile gerçekleştirmişlerdi! II. Dünya Harbi'nden sonra Amerika ile müttefik olmamız ve NATO'ya girmemizi takiben daha neler yaşamadık ki! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?