ÇİFTGALE

(Geçtiğimiz hafta sosyal medyadaki sayfamda yayımladığım bu yazıyı, dostlarımızın rica ve tavsiyeleri üzerine gazetemize de taşıyorum.. İkinci kez okuyacak olanların hoşgörüsüne sığınıyorum)
İstanbul Barosu Başkanlığı da yapmış olan Sn Orhan Apaydın vefat ettiğinde (1985 civarı), Uğur Mumcu bu ölüme muhteşem bi tespit getirmişti;
-''Hukuk yetmezliği''!
Özallı-Evrenli dönem, anca bu denli güzel özetlenebilirdi.
****
Uğur Mumcu'dan esinle; bencileyin de bazı yakın dostlarımın ardı sıra ''Atatürk yetmezliğinden öldü'' ifadesi kullandığımı, Bekir Coşkun gibi duayenlerimiz için ''Cumhuriyet yetmezliği'' tanısı koyduğumu anımsıyorum.
Sevgili Nihat Yanıkoğlu amcam için; '' Giresun yetmezliği sonucu kaybettik'' desem, bana kızar mısınız?
****
55 yılına yakından tanık olduğum, 90 küsur yıllık bi ömürden ipuçları vermeye çalışacağım. Bi aydını-bi aykırı adamı-bi centilmeni-bi Atatürkçüyü-bi hukukçuyu mu anlatacağım, yoksa eski Giresun'u mu, valla ben de bilemiyorum?
Buyurun bakalım.
****
Rahmetli babacaazım, bende ''herhalde kravatla uyuyor'' izlenimi uyandıracak denli ciddi bi insandı. Hep takım elbiseli, hep kravatlıydı çünkü. Pek ender rast geldiğim spor giyimleri beni gülümsetirdi. (Tabi ki çok datlı olurdu ama değüşük de bi herif olurdu yahu o zaman, napiyim)
Nihat Amcamsa, tamamı kravatlı ve ciddi bi arkadaş grubunun herdaim kot pantolon giyinen tek bireyi idi. Üzerine mutlaka spor ve ''marka'' bi mont alır, beyaz bi spor ayakkabıyla o ''klâs'' tarzını tamamlardı.
Bakınız bugün yıl 2021, millet daha yeni yeni başladı spor ayakkabıyla ortamlarda görünmeye, ben size 50 yıl evvelini anlatıyorum.
(Düşündüm şimdi, o beraberce gidilen yüz tane balolarda falan, acep Nihat Amcam kravat takar mıydı?  Klasik ayakkabı giyinir miydi? Eh, belki?)
****
Avukatlığının yanı sıra (ki, ben hiç cübbeyle görmedim) benzin istasyonu sahibiydi de Nihat Yanıkoğlu. O yaşımıza değin, yalnızca filmlerden bildiğimiz Dodge marka kamyoneti vardı o benzin istasyonunun. Kırmızı.
Minikliğimde, küçük oyuncak arabalarla oynamaya bayılırdım ve koleksiyonumdaki arabalardan biri kırmızı Dodge idi. Çocuk aklımla, halı üstlerinde benzin istasyonculuğu da oynardım. Nihat Amcam, o hayali istasyonun da sahibiydi. Berec marka beyaz bi pil, Nihat Yanıkoğlu rolünde idi halının üzerinde.
Benim için kimin öldüğünü anlayabilir misiniz?
****
Bigün babamın işyerine uğradı.
Mutlaka şimdi de vardır benzeri, aileler, İstanbul'da-Ankara'da okuyan çocuklarına, Fındıkkale ile ''koli'' gönderirdi. Kıyma-kuşbaşı-sebze-pasta falan filan. Hafiften alay ederekten söyleniyordu Nihat Amca;
-''Yahu diş macunlarını bile ben gönderiyorum, Giresun'dan İstanbul'a diş macunu mu gider arkadaş, çıkıp da şunu bakkaldan almayı beceremiyorlar''!
Bilen bilir, yahu sözcüğünü O'nun gibi güzel söyleyeni azdır.
****
(Yıllar sonra, bana da Fındıkkale ile gelen öğrenci kolilerinden birinde diş macununa rastlayınca, Çiftgale Nihat'ı anımsayıp kıkır kıkır gülmüştüm)
(Harbiden öyle büyütüldük biz. Ekmek almaktan ötesini bilmezdik)
****
Muzipti Nihat Amca. Çok muzip. Yazılarımda arada bi sözünü ettiğim o (Sabancılara-Koçlara bin basan) emsalsiz grubun neşe kaynağıydı. Eczacı Haşim Amcamla birlikte…


Ellerinde büyüdüğüm bu iki kıymetli insanın her anlamda hakları vardır üzerimde o apayrı bişi, ama asıl, çoğu esprilerimde onların payını duyumsarım.
Bugün bile..
****
Nihat Amcam topluca gidilen ortamlarda ayağa kalkıp, anlattığı hiç duyulmamış Laz fıkralarıyla kırıp geçirirdi milleti.
Temel hamama gitmiş.. Temizlenme işini görmüş.. Tam çıkacak.. Elbiseleri kayıp? Çırılçıplak kala kalmış.. Tellağı çağırmış, ''burada asla hırsızlık olmaz'' yanıtını almış.. Hamamın sorumlusunu bulmuş, ''katiyen öyle bişey olmaz'' yanıtını almış.. 
Son çare anadan üryan vaziyette hamam sahibinin yanına çıkıp, yine ''asla olamaz bizim hamamda hırsızlık'' cevabını duyunca, edep yerlerini işaret ederek, ''Ula ben buraya böyle mi geldim'' demiş!
Lafı şöyle bağlamıştı Nihat Amca'mız, tam o esnada eşi Ayla teyzemize bakarak ve kendi kel kafasını göstererek;
-''Yahu hanım, ben senin yanına böyle mi geldim''?
****
Bikez pot kırdı o güzel adam yalnızca. Düzeltemedi de. Ve çok üzüldü.
Yine bi restoranda, Balıkesir Barosu avukatlarının da bulunduğu bi yemekte fıkralar anlatıp herkesi yerlere yatırdığı bi gece idi. Çok komik bi fıkranın sonunu, her nasıl denk düştüyse; ''Balıkesir Bandırma / Sat anasını aldırma'' tekerlemesine bağladı.
Ortam buz kesti.
Sanırım özür dilendi falan, tatsızlık çıkmadı!
****
Bu zeki, çevik ve ahlaklı insanın,  eski Belediye Plajında biz veletlere ciddi ciddi antrenman yaptırdığı günleri yazabilecek kadar yazar diğilim. Kalkıp gelse, Yaşar Kemal bile yazamaz…
Muhtemelen o idmanlarımız da çift kale maç ile biterdir. Yiğit, boşuna namıyla anılmaz!
Hoşça kal güzel günler
Hoşça kal eski Giresun
Hoşça kal asalet
Hoşça kal YAHU!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?