Fındık Üretimini Sınırlayan Kanun, Var mı, Yok mu!?

Zaman zaman dile getiririm. Neden, sonuç ilişkisi doğru kurulmalıdır. Neden, sonuç ilişkisi kurulurken değişkenleri saptama yanlışlığı yapıldığında sonucun doğru olma olasılığı yoktur. Bilimsel araştırmalarda dahi bu tür hatanın yapıldığı bilinmektedir.
Bilim, ilk önce olguları kavrar. Sonra tanımlar ve sınıflandırır. En son çözümleyerek betimler. Deyim yerinde ise fotoğrafı çeker. Bu aşamalardan sonra olgular arasında nedensellik ilişkisi kurar. Gözlem yapar, sonuçlarını değerlendirir ve açıklar. Eşit koşullar altında herkes, aynı gözlemi yapması gerektiğinden yöntem de açıklanmak zorundadır. Sübjektif değerlendirmeler, gözlem olarak ileri sürüldüğünde sonucun, hatalı olması kaçınılmazdır.
Bilim, fotoğrafları karşılaştırır ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarır. Üçüncü aşamada ise ortaya çıkarılan ilişkilerin genellemesini yapar. Yasalarını ortaya koyar. Kuramlarını belirler ve öngörülerde bulunulur.
Yalnızca, tespit yapmak yetmez. Yapılan tespitlerin arasındaki ilişkiyi açıklamak da eksik kalır. Genellemeler yoluyla çıkarımlarda bulunmak aklın ve bilimin görevidir.
***
Bunu neden söyledim: Fındık üretimini ve dekara verimi etkileyen çok sayıda değişken vardır. Bu değişkenlerin, hangisinin bağımsız değişken olduğu öncelikle saptanmalıdır. Hava durumu, fındık üretimini etkileyen bağımsız değişkendir. Sonrasında toprak, bir başka bağımsız değişkendir. Toprağın kalitesi saptanmadan ve etkisi giderilmeden başka değişken gözleme dâhil edilmemelidir. Bağımsız değişken olarak toprağın kalitesi sağlandıktan, etkisi giderildikten sonra bağımlı değişken olarak gübrenin, ilacın, budamanın, dalların yaşının etkileri ölçülmelidir. Fındık bahçelerindeki verim düşüklüğünün nedenini tek başına fındık dallarının yaşına, bakımsızlığına ya da gübre atılmamasına bağlamak yahut fındık cinsinde olduğunu ileri sürmek, ahmaklık düzeyinde bilim dışılığın, cahilliğin göstergesidir. Toprağın etkisi ortadan kaldırılmadan budamanın etkisi sağlıklı ölçülebilir mi? Budamanın etkisi yok edilmeden fındık cinsinin etkisinden söz edilebilir mi? Arazi eğimi gözetilmeden verim hesabı yapılabilir mi? Giresun'daki arazi eğimi ile Sakarya'daki arazi eğimi karşılaştırılmadan verim hesabı yapılabilir mi? Verimde, rakımın etkisi ölçülmeden dönümden alınacak miktarın genellemesi yapılabilir mi?
Yani, neden sonuç ilişkisi doğru kurulmalıdır. Kurulmadığında, şapkadan tavşan çıkar!
***
Peki, bunları neden yazdım: 07.10.2021 günlü Yeşilgiresun Gazetesindeki habere göre fındık üretimi hakkında kanun teklifi verilmiş. Teklifin içinde çok sayıda konu var. Her biri fındık ekonomisini doğrudan ilgilendiriyor.
1983 yılında yürürlüğe giren 2844 sayılı fındık üretiminin planlanması ve dikim alanlarının belirlenmesi hakkında kanunun üreticinin derdine derman olmadığı, üreticiyi ve ürünü koruyamadığı öne sürülmüştür. Hemen belirtelim. Yasa hükümleri, ilgili Bakanlık tarafından gereğince uygulanmadığı gibi amacının dışında düzenlemeler de yapılmıştır. 2844 sayılı Yasanın, üretimi, üreticiyi koruyamamasının sorumluluğu hepimizindir. Özellikle, dikim alanlarının genişlemesinin Giresun ilindeki fındık üreticilerinin aleyhine olduğunu ve hiçbir Giresunlunun itiraz etmediği, önleme çabası içinde olmadığı gerçeğini de itiraf edelim.
İlgili bakanlar kurul kararları ve tebliğler ile fındık dikim yerlerindeki 750 metre rakım sınırı kaldırılmıştır. Yasanın amacına aykırı olarak yapılan düzenlemelerin Giresun'daki fındık üreticisine verdiği zarar gözetilmeden bahçelerin yenilenmesinden söz edilebilir mi? 2844 sayılı Yasanın amacına aykırı olarak toplam dikim alanı 2002 yılında 560 bin hektardan 2018 yılında 706.700 hektara, 2020 yılında 730 bin hektara çıkmasının nedenleri sorgulanmadan verime bağlı destek istenebilir mi?
Ordu ilindeki fındık dikim alanı 1974 yılında 133 bin hektardan, 1983 yılında 150 bin hektardan 2018 yılında 311 bin hektara çıkmıştır. Akçakoca bölgesindeki fındık dikim alanı 1974 yılında 86.500 hektardan, 1983 yılında 100 bin hektardan 2018 yılında 194.500 hektara çıkmıştır. Önceki yıllarda istatistiklerde yer alamayan Samsun ilindeki fındık dikim alanı 2020 yılında 117 bin hektara ulaşmıştır. Ordu, Samsun, Sakarya ve Düzce ilindeki dikim alanlarının artışının, fiyatlara olumsuz etkisi gözetilmeden kotasız alım yapılması düzenlemesi yapılabilir mi? Tapusuz orman arazilerindeki yetiştirilen fındık üretimi engellenmeden, fındık piyasası sağlıklı olabilir mi?
Önce % 6'dan az eğimli ve 750 metre rakımdan fazla yüksekliklerde fındık dikimine izin verilmez iken sonradan bu düzenleme ortadan kaldırılmıştır. Yani, Çarşamba, Bafra ve Düzce ovasına fındık ekimine izin verilmesi sorgulanmadan kalite farkı desteğinden söz edilebilir mi? Orman alanlarına yapılan dikimler, engellenmeden yasa teklifi verilebilir mi? Ordu'nun yayla sayılabilecek 1000 metre civarında rakımdaki yerlerinde daha üç-beş yaşındaki fındık bahçeleri ortadan kaldırılmadan fındık fiyatı üzerindeki spekülasyon engellenebilir mi?
Ordu ve Samsun iline göre Giresun ilinin engebeli, eğimli arazisinde erozyon etkisi ölçülmeden tek dal ile bahçe yenileme yapılması gibi bir ucubeden söz edilebilir mi?
Giresun tombul fındığının üretimine ve kalitesine etkisi ölçülmeden, başka fındık cinslerinin tozlanma yoluyla tombul fındığın kalitesine yapacağı olumsuz etkisi bilinmeden bahçe yenilenmesinden söz edilebilir mi?
Rekolte, Mart ayından başlayarak yıl içinde hasada kadar birkaç kez belirlenmesi gerekirken 1-15 Temmuz'da yapılacağına ilişkin Yasa teklifi vermenin akla uygun bir yanı var mıdır? Rekolte belirlenmesinde çok sesliliğin giderilmesi adına akıl dışına çıkmaya gerek var mı?
İktidar, 2021 yılı için Levant kalitelere göre Giresun kalite fındığa 0,50 Lira fark vermiştir. Teklifte % 5 farktan söz edilmektedir. Levant kalite fındık 26,50 Lira olduğuna göre 1,33 Liralık bir farktan söz edilmektedir. Yani, 83 Kuruş için teklif verilmiş! Giresun tombul fındığı için anlamlı bir fark olmadığı açıktır. Bilinmelidir ki, Giresun tombul fındığı olmasa ülkemizin fındık ihraç geliri 1 milyar Doların altına iner! Hiçbir temeli olmadan böyle bir farktan söz edileceği yerde Ordu, Samsun ve Sakarya ve Düzce ilindeki fındık dikim alanlarının 1982 yılı öncesine dönmesi için çaba gösterilmelidir. O zaman Giresun tombul fındığı, arzu ettiğimiz farkı sağlayacaktır.
***
Fındık üretiminin korunmasına hakkındaki kanun teklifinin, bilimsel bir temelinin olmadığı açıktır. Son kırk yılda fındık ekonomisi açısından kaybeden tek il olan Giresun için yararlı etki yapamayacaktır. Erozyonun, toprak kalitesine olumsuz etkisi ortada iken tek dal ile üretim yapılmasını ileri sürmenin sonucu, toprağın denizden toplanmasını zorunlu kılar! Engebeli arazinin ve eğiminin fındık verimine etkisi bilinmeden tek dal dikiminden söz etmek emperyal programın etkisinde kalmak demektir. Tarihsel geçmişi bilmeyenler, anlamayanlar günü kurtarmak adına TMO ve Fiskobirlik'e eşit görev verilmesini ister. Fındık ihraç fiyatından habersiz olanlar TÜFE'ne göre artış talebini gündeme getirir. Bilim yerine popülizmi öne çıkaranlar, emperyal programların istemeden ve fark etmeden savunucusu olur! Teklif ile neden sonuç ilişkisi, tepe taklak olmuştur!
2844 sayılı Yasanın amacına uygun olarak yürütülmesini ve ilgili yönetmelik, karar ve tebliğlerin Yasanın amacına uygun olarak düzenlenmesini sağlama ivedi görevi ile savunmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Yoksa, Giresun ve Giresunlunun vah haline!.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?