AMA İŞTE!..

Dünyada yaşamın varlığı dört temel unsur üzerine kuruludur...
Hava, ateş, toprak ve su...
İklim bu dört unsuru birbirine bağlayan denklemdir.
Bunlardan herhangi biri yok olursa denklem bozulacak, hayat sona erecektir...
Bu yalın gerçeği yediden yetmişe herkes biliyor!...
İnsan da, hayvan da...
Toprağın suya, suyun havaya, havanın ateşe ihtiyacı var...
İklim dediğimiz mekanizma bu ihtiyaçların servis sağlayıcısı...
Yaşamak, soyunu devam ettirmek isteyen tüm canlılar da sistemin bekçisi...
“Ekolojik denge” adını verdiğimiz bu sistem küçük bir arıza yaptığında ortaya çıkan felaketleri görüyoruz...
Ben şu yaşıma geldim, havayı bozan, suyu kirleten, toprağı yok eden, ortalığı ateşe veren bir hayvana rastlamadım...
Hem de doğru-yanlış ayrımı yapabilecek akla ve iradeye sahip olmamalarına rağmen...
Fakat, aklına ve iradesine tam hakim bir çok insanın, bu dengeyi bozmak için uğraştığına çokça şahit oldum, oluyorum...
– Çölünü çöpünü etrafa saçanlar,
– İçilebilir suyu sonsuz bir nimetmiş gibi kullananlar,
– Doğasına uygun tarım yapmak yerine, toprağı zehirleyenler, tohumu kısırlaştıranlar,
– Tarım arazilerini betonlaştıranlar,
– Kimyasal atıklara doğal maddeymiş gibi davrananlar,
– Ekolojik dengenin temel taşı olan yaban hayatını bitirenler,
– Yüzlerce, binlerce bitki ve hayvan soyunu tüketenler,
– Sorumsuz ve kuralsız  avlananlar,
– Ormanları yakanlar,
– Yeşil alanları yeşilsiz bırakanlar...
Say da say...
İnsanoğlu bu ihaneti  niçin yapar?
Bindiği dalı niye keser?
Kendine yaptığı kötülüğü neden farkedemez?
Soruların cevabı yok!...
Ya da cevap namına şu ifadeler var:
– Ben o düşünceyle yapmadım,
– Amacım zarar vermek değildi,
– İstemeden oldu,
– Sadece ben değilim ki, herkes yapıyor,
– Bir şey olmaz,
– Başka çarem yoktu,
– Yeniden biter, tekrar doğar vs.
Halbuki,
– Eğitim  kurumları öğretiyor,
– Aile anlatıyor,
– Mahalle söylüyor,
– Din yol gösteriyor,
– Ahlak uyarıyor...
Ama faydası olmuyor; durum gittikçe daha fena bir hal alıyor... Özellikle ülkemiz açısından...
El birliği ile memleketi yarı kurak bir coğrafyaya dönüştürdük...
Böyle giderse ülkenin dörtte üçü elli yıl sonra çöl olacak...
Hem yeşil bitki örtüsü, hem de tarım toprağı kaybımız  had safhada... İçilebilir su kaynaklarımızın oranı gittikçe düşüyor...
– Tabiatta her şey çift olarak yaratılmıştır...
– Bu anlamda ateş havasız, toprak da susuz olamaz...
– Doğanın yeşermesi, yeni canlıların doğması su ile mümkündür...
– Biliyoruz ki su hayattır, su ilktir...
– Havanın, toprağın ve ateşin anası da sudur...
Asırlar önce “suya ecel gelmez” diyen Dede Korkut bu gerçeği görmüş, “su gibi aziz ol” diyen ceddimiz suyun kıymetini çok önceden bilmiştir...
Suya saygı ve suyun kıymeti konusu dinimizin de temellendirdiği bir husus olmuştur...
Başlangıçta yaratan ile yaratılanın bir bütün olduğu ve bu bütünün su ile parçalara ayrıldığı düşüncesi (Vahdet-i vücut) bunlardan biridir...
Su diriltendir...
Dünya doğal düzeninde,  bir damla su bile ziyan olmayacak şekilde programlanmıştır.
Buharlaşır, yağmur olur, toprağa girer, okyanusa karışır...
Ama kirlenen bir suyun tekrar içilebilir hale gelebilmesi için o düzen içinde yüzyılların geçmesi gerekir...
Kısaca kirli su yoktur, kirletilmiş su vardır!
- Vücudumuzun önemli bir bölümü sudur...
- Dünyanın dörtte üçü sudur...
Maalesef suyu gereği gibi tanımıyoruz, hayatımızdaki yerini bilmiyoruz...
Tıpkı Hayali'nin dediği gibi:
Cihan ara cihan içindedir arayı bilmezler,
Ol mahilerki derya içredir, deryayı bilmezler...
Anlaşılır bir ifadeyle söylemek gerekirse:
Cihanı süsleyen yaratıcı, cihanın içindedir oysa onu bilmezler,
O balıklar ki, denizde yaşar ama denizi bilmezler...
Suyu hakkıyla bilmek ve suyu temiz tutarak hakkını vermek Hüdaya olan olan sorumluluklarımızın en başında geliyor ama...
Ama işte...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma

# Bir, Yeni, gibi, Çok, yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?