HDP'NİN TUTUM BELGESİ! (1)

HDP bir manifesto niteliğindeki 'Tutum Belgesini' açıkladı.  Aslında yeni bir şey yok.  Anayasa değişsin, ana dilde eğitim kabul edilsin, yerel yönetimlere özerklik gelsin deniliyor! Belgede yer almayan bir talebi de biz hatırlatalım: 'Kantonal Demokrasiye' geçilsin! 
Her ne kadar Tutum Belgesinde yer almasa da, önceki yıllarda HDP Eş Başkanı Selâhattin Demirtaş bu talebini kamuoyu önünde dile getirmişti.  Bunu biraz açalım. Ne demek “Kantonal Demokrasi”?
Bu şu demek: Kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde Kürtlerin yönetiminde yerel yönetimler kurulacak! Bu neye yol açar biliyor musunuz? Bizi Türk ve Kürt olarak ayrıştırmaya! Kürtlerin yönetimindeki bir yerel bölge kısa zamanda tamamen Kürtleşecektir. İstanbul, İzmir, Adana ve Mersin “Kantonal Demokrasiye” aday şehirlerimizdir!
 Bu, dışarıdan kulaklara üflenen “Uçuk Demokrasi” anlayışı gerçekleşirse, bu şehirlerimizin ne hâle geleceğini düşünebiliyor musunuz? Bizim görevimiz, Kürt vatandaşlarımızın ezildiklerine inan-dırıl-mış kimi safların gerçekleri görmelerine yardımcı olmak; Kürt ayrılıkçılığını teşvik ve tahrik eden emperyalist 'dostlarımızın' bizi nerelere götürmek istediklerinin görülmesini sağlamaktır. Bu emperyalist 'dostlarımızın' dünyanın dört bir tarafındaki haydutluklarını 'unutarak', 'Bunlar bizim müttefiklerimiz, dostlarımız bize niçin bu kadar kötülük yapsınlar ki?' diye düşünenler olabilir. Tarihimiz incelenmeden,  bu Batılı 'dostların' bize neler yaptıklarını görmek elbetteki mümkün olamaz. Okuyacak ve öğreneceğiz. Öğrenmeliyiz ki, bu mukaddes vatan üzerinde kurulan tezgâhları bozabilelim!  1683 Viyana bozgunundan bu yana bize yapmadıkları kalmamıştır. Tarihte Yunanistan diye bir devlet yoktu; Yunanistan'ı bunlar kurdu.  İstiklâl Harbi'nde Yunanistan'ı üzerimize bunların ağababası olan İngiltere salmadı mı? 
Peki, niçin Türk'e bu kadar düşmanlar? Gayet basit: Bin küsur yıl bu coğrafyanın   mutlak hâkimi olmuşuz!  Bizim yüzümüzden Kuzey ve Orta Afrika'da, Orta Doğu'da sömürgeci ve emperyalist politikalarını uygulayamamışlar! Türk'e düşman olmaları için bu kadarı yetmez mi?  Bir de şu var: Biz ne kadar büyük bir  millet olduğumuzun farkında değiliz. Mehmet Ali Birand'ın bir  yabancı siyasetçiden aktardığı şu sözü hatırlatmak isteriz: “ Türkiye; yönetimi Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir!”
Ah bir de bu ülkenin siyasetçileri ve aydınları bunu anlayabilseler.
Gelelim Tutum Belgesine!
Tutum Belgesi üzerinde konuşan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Uluç, “Parlamento seçimlerinde herhangi bir arayış içinde olmayacağız. HDP tek başına milletvekili seçimlerine girecek. Ancak cumhurbaşkanlığı seçiminde Tutum Belgesinde açıkladığımız ilkeler çerçevesinde hareket edebileceğine inandığımız cumhurbaşkanı adayına destek vereceğiz” diyor.  
Yine sayın Saruhan'ın açıkladığına göre, hedefleri güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmekmiş; bu anlayıştaki partilerle işbirliği yapabileceklermiş! 
Hedefleri Anayasanın ilk 4 maddesini değiştirmek!
HDP milletvekili İmam Taşçıer “Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilmezse Kürt sorunu tartışılamaz” diyor! Taşçıer, terörist başı Öcalan'ı sorunun muhatabı olarak işaret ediyor!
Peki, Anayasamızın ilk dört maddesinin ve başlangıç bölümünün anayasa metninden çıkarılması mümkün mü?   Meclisin kesinlikle böyle bir yetkisi yok.   Peki, değiştirilmesi mümkün olmayan anayasanın ilk dört maddesi ile niçin bu kadar uğraşılıyor? Kürt vatandaşlarımızın oylarına oynuyorlar da ondan! 
Ülke parça parça olacakmış ne umur! Sorumsuz siyaset işte böyle bir şey! Bir de bu bölücülerin teşvikçileri var; hem de sürüsüne bereket! Siyasette var, aydınlar arasında var, akademisyenler arasında var; öğretmenler arasında bol miktarda varlar; hattâ bürokraside bile varlar!
CHP geçmişi nasıl unuttu?
Sayın Kılıçdaroğılu ve CHP sözcüleri HDP'nin meşruluğuna toz kondurmuyorlar.  Geçen yazımızda bundan söz etmiştik. Bu 'Kürt Sorunu' aşkı  SHP'nin başına neler getirdi hatırlayan var mı?
1991 yılında SHP'nin 'Meclis'te tüm Türkiye temsil edilmeli' diyerek, bugünkü HDP'nin öncüsü olan HEP'le yaptığı işbirliğini hatırlayalım: SHP Genel Başkanı Prof. Erdal İnönü, SHP listelerinde HEP'li adaylara yer verdi ve böylece HEP Meclis'e 18 milletvekili soktu. Soktu da ne oldu? Leyla Zana, kürsüde Kürtçe yemin ederek Türkiye'yi ayağa kaldırdı! 
SHP'nin bu romantik teşebbüsünün sonunda ne oldu? 1989 seçimlerinde yüzde 28.6 oy alan SHP'nin oyları 1991 seçimlerinde yüzde 20.7'ye düştü! SHP  74 ilin 44'ünden hiç milletvekili çıkaramadı! SHP'nin ve daha sonra da CHP'nin benimsediği bu politika, 1999 seçimlerinde yüzde 8.71 oy alarak baraj altında kalmasına sebep oldu! 
Peki, CHP bunları nasıl unutur? Türk siyasetinin hafızası nasıl bu kadar sığ olabilir? Dağdaki katillerin Meclis'teki temsilcileriyle nasıl işbirliği yapmaya kalkar? Daha dün, Bingöl'de elektrik arızasına giden Fırat Aksa mensubu iki işçi, yola döşenen EYT'nin uzaktan kumanda ile patlatılmasıyla şehit oldu! Millet hiçe sayılarak HDP ile ittifak nasıl düşünülebilir? 
HDP'yi meşru bir parti olarak görenlere, PKKK ile iltisaklı olmadığını savunanlara, HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ'ın  “Biz sırtımızı YPGY, YPJY, PYD'ye yaslıyoruz” sözlerini hatırlatalım! 
Siyasete akıl verenler!
Cevat Öneş, eski MİT Müsteşar Yardımcısı.  Cumhuriyet'te yayımlanan 6 Mayıs 2020 tarihli yazısında, 'Demokrasi İttifakı Bileşenleri' adını verdiği partilerin, CHP öncülüğünde harekete geçmelerini tavsiye ediyor. Öneş'in yazısının HDP bölümü gerçekten çok ilginç. Sayın Öneş, hem HDP'ye, hem de muhalefet blokunun diğer bileşenlerine adeta istikamet çiziyor: “Demokrasi ittifakının başarısı, temel sorunların çözümü ve gerçek anlamda bir toplumsal barış için HDP'nin, Türkiye Partisi olma iddiasının gereği olarak, terör örgütüyle arasına mesafe koyması, bu konuda atacağı adımlarla kamuoyunu inandırması gerekir” diyor!
Biz, önceki yıllarda Cevat Öneş'in, 'Kürt Sorunu çözülerek  ülkemizde gerçek barışın kurulması için' yaptığı 'dahiyane' önerilere değinmiştik!
Gelecek yazımızda bu müthiş önerilerin neler olduğunu tekrar hatırlatacağız. Hatırlatacağız ki, bu yüce milletin, bu mukaddes vatanın hâlâ daha bölünmeden ayakta kalmasının gerçekten de bir mucize olduğu iyice anlaşılsın! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?