HÜNKÂRBEĞENDİ

Ben de hayatta hiç pijamam yok sanıyordum.
Alışmamışım, bundandır belki de. Epeyce uzun bi zaman dilimidir, siyahı ayrı, beyazı ayrı, efendime söyliyim kısa kollusu ayrı, uzun kollusu ayrı, biraz zengince Beşiktaş formaları koleksiyonumu kullanırım uyurken. Çubuklusu ayrıdır, grisi ayrıdır… Hatta kırmızısı bile apayrı…
Baba Hakkı'lardan yadigar nostalji formamız vardır bi de mesela. Bilen bilir, gövdesi siyah, kolları beyaz, yakası bağcıklı, güzellik ötesi bi tasarımdır. Gurban olsun cümle âlemin tüm formaları senin bitek bağcığına diyip diyip insan bunu giydi mi nasıl da gururlanır, bi bilseniz.
Peki, bilmeyin.
****
Meğer varmış bi pijamam. Bi hafta oldu olmadı, kışlıkları çıkarırken, evin en olmadık yerinde, henüz hiç açılmadık bi paketin içinde elime geçmesin mi bu?
Deniz mavisi. Kadifemsi bi kumaştan idi. Bizim eve nerden ve nasıl girdiği bilinemedi bi süre.
Öğrendim ki, taa bilmemkaç sene önce annem almış'mış. Bize bırakmış'mış. Damatlık pijamam imiş bu benim. Anlatamam, öyle duygulandım ki!!! Bi yandan aklım; ''Damat denen adam pijama giyer mi la'' diyip dururken, öte yandan kalbimdense sırf şu damatlık pijamanın şerefine yeniden evlenmek fikri geçti hep nedense. Geçmedi diğil bak.
Hayır, hınzır bi gülümseyişle bu pijamaları giyip aynanın karşısına geçtiğimde gözlerime inanamadım. O kadar şık, o kadar heybetli olmuştum ki, bildüüz gibi diğil! Zaman zaman takım elbiseler falan da giyindiğim olur şu fani dünyada, hiçbi kıyafet bana bu denli yakışmamıştı be gardeşim, dağlar inlesin.
Yarın sabah, bunlarla Cadde'ye çıksam, kimse pijama giyindiğimi anlamaz, inanın.
Peki, inanmayın..
****
Aslında böyle minicik şeylerle mutlu olan kendime özgü bi dünyam var. Birileri tarafından edepsizlik edilmedikçe azıp-kuduran bi tabiatım da yoktur denilebilir rahatlıkla. Kolay kolay kimsenin tavuğuna kışşt, su aygırına pişşt, Sivas kangalına hoşşt demiş bi herif desen, hiç diğilim.
Ama insanı zorla deli ederler bazen.
Ablam aradı gecenin bi vakti, nasıl da kızmış bana, nasıl da bağırıyo; ''Oğlum, sen falanca kişinin feysbuk'taki yazısını beğenmişsin. Nasıl beğenirsin''??
Haydaa!!! Nooldu la? Bu da neyin nesiydi? Sevgili ablam ki, pc'den anlamaz, bu tür şeyleri asla sevmez, sosyal medyaya bile daha yeni yeni katılmış bi insandır. O'na değin ulaştığına göre, büssürü insan bunun dedikodusunu yapmış olmalı;
- ''Duydunuz mu, Gürsel feysbuk'ta beğendi tuşuna basmış''…
Hay içine tüküreyim facebook'unun da, beğendi'sinin de yahu!
****
Giresun insanına özgü, apayrı bi facebook neden tasarlanmadı, valla bilmiyorum yanıtını? Bi Giresun çocuğu için nasıl da sığ bi ifadedir ''Beğendi'' sözcüğü. Pöhhh!! Nasıl da banaldir.
Seçenekler arasına; ''Azucuk beğenir gibi oldu'', ''Gabına bile goymadı'', ''Gatiyyen bu fikre gatılmuyu'', ''Nefret etti'' gibi şeyleri katmadıkça, facebook denen şirket, şehrimizden bi katılım patlaması falan beklemesin. Görüp görecekleri bu kadardır.
Gerçi bakmayın teknik bi konuda görüş ileri sürdüğüme, çok da umurumda diğildir aslında sosyal medyanın ''palavradan'' dünyası. Yazılarım ve derneğimiz için ''yayın organı'' gibi kullanır, geçerim salt.
Peki, bakın.
****
Yanılmamışım. Ne yazık ki çok konuşulmuş sağda-solda bu olay. Yolda kimi görsem; ''Niye beğendin ulan o yazıyı'' demez mi bana?
-Misal, amcam çok üzgündü; ''Ah be çocuk, o tuşa basılır mı''?
-İstanbul'dan dostlarım aradı; ''Yahu Gürsel, doğru mu, sen harbiden beğendiye mi bastın''?
-Canım annem ne olduğunu tam anlamış diğil; ''Ula oğlum, gine hangi bka bastın''?
-Balkaya Pastanesi'nde oturmuş bi başıma limonata içiyordum, yan masalar beni işaret etti birbirine; ''İşte beğendi tuşuna basan çocuk buymuş''…
-Amerika'da yaşayan, çocukluktan kalma bi kardeşim telefonda ağlamaklı idi; ''Gürsel'cim, gerçek mi duyduklarım, New York Karadenizliler Derneğinde konuşuldu, beğendi tuşuna basmışsın, zorun neydi be gardeşim''?
Kafayı yemek işten diğildir, Allah sizi inandırsın.
Peki, işten.
****
Şehrimdeki pek bildik bi kurumda bi sorun olmuş da... Oralarda bazı pis kokular varmış da... Bi ağabeyimiz bu konuyu işlemiş de…
Bense beğenmişim!!!
Bana ne kardeşim, ben ne anlarım kurumunuzdan-sorununuzdan? Her işinizi tertemiz yapın o zaman, kimseyi kendinize bulaştırmayın. Eminseniz eğer pir-ü pak olduğunuza, çıkıp mahkeme yoluyla o eleştiriyi yazan adamı yazdığına pişman edin.
Var mıdır başka bi yolu?
Kurumunuz düzgün, sizler düzgün, yazan abimiz düzgün. Bitek gariban Gürsel Ekmekçi suçlu? Neden? Bi yazıyı beğenmiş!!!
Yürü gidin işinize yahu.
****
Diyeceksiniz ki şimdi; Hünkâr bu yazının neresinde?
O mavi pijamayla aynı padişah gibi görünmediysem tövbe şart olsun.
Peki, demeyin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Ekmekçi - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?