MUHALEFET NEREYE KOŞUYOR? (1)

Devamlı okurlarımız bilirler ki, doğruya doğru, yanlışa yanlış deriz. Bir siyasî mensubiyetimiz olmadığı için, inanıyoruz ki, yaşadığımız olayları millî menfaatlerimiz bakımından daha sağduyulu bir değerlendirmeye tabi tutabiliyoruz. Bunu niçin söylüyoruz? Çünkü gördüğümüz o dur ki, yandaşlık gözleri kör ediyor ve gerçek bir vatansever olduklarına inandıklarımız bile, siyasî mensubiyetleri nedeniyle, destekledikleri siyasetçilerin çok vahim yanlışlarını görmezden gelebiliyorlar!
CHP Nereye Koşuyor?
Azerbaycan Ermenistan savaşında, Azerbaycanlı kardeşlerimizin başarılarını büyük bir sevinç ve mutlulukla paylaştık. İktidarın 2009-2010 yıllarındaki o meşum Ermeni Açılımı girişiminden sonra, Azerbaycan'la soğuyan ilişkilerimiz bugün artık, “Bir Millet İki Devlet” şuurunun her iki devletin vatandaşları tarafından samimî bir şekilde benimsenmesi nedeniyle, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir noktaya gelmiş bulunmaktadır. İlişkilerimizin bu noktaya gelmesinde sayın Aliyev'in ve sayın Erdoğan'ın gayretleri takdire şayandır. Ancak, ne yazık ki, muhalefet meseleye yine 'iktidarı nasıl yıpratırım' anlayışı temelinde bakmaktadır! Bu anlayışın çok sorunlu bir örneğini, Ermenistan-Azerbaycan savaşında gördük. Kardeş Azerbaycan ordusu, bizim verdiğimiz SİHA'ların da yardımıyla, üst üste zaferler kazanırken, CHP sözcüsü emekli büyükelçi sayın Ünal Çeviköz'ün inanılmaz skandal sözlerine şahit olduk. Sayın Çeviköz, parti sözcüsü olarak yaptığı bir konuşmada, “Türkiye'den Azerbaycan'a silâh yardımı yapıldığı ve söylentilere göre, cihatçı grupların da Azerbaycan'a gönderildiği ifade ediliyor” açıklamasını yaptı!
Bu iddia aslında Ermenistan Başbakanı Paşinyan'a aitti! Bunu CHP'nin sözcüsünün dile getirmesi gerçekten de inanılır gibi değil! Azerbaycan'da büyükelçilik yapmış, şimdi ise siyasette yer almış donanımlı bir diplomatın, Azerbaycan'ı ve Türkiye'yi zor durumda bırakacak böyle bir açıklamayı yapmadan önce, ilgililerden bilgi istemesi gerekmez miydi? Ne yazık ki, siyasette artık böyle sorumsuz davranışlar asıl; sorumlu davranışlar istisnadır!
İlhan Selçuk'un 1970'lerin başlarında yazdığı bir yazıyı hatırlıyorum: “Anormal normal oldu” diye yazmıştı! Ne yazık ki, iktisattaki Gresham Kanunu'nun, yani “kötü para iyi parayı kovar” şeklindeki kuralın siyasette geçerli olmasıyla, ülkenin âkil insanları büyük ölçüde siyasetin dışına itilmişlerdir. Siyaset, kifayetsiz muhterislerin eline kalınca da, tek amaç iktidar olmak olduğundan, ünlü İtalyan düşünürü Machiavelli'nin (Makyavel), “amaca giden her yol mubahtır” anlayışı geçerli olmuştur.
LİBYA Konusundaki Tutarsızlık:
Sayın Erdoğan, Batı'nın Libya operasyonu başladığında, “NATO'nun ne işi var Libya'da” çıkışını yapmış; ancak daha sonra NATO kuvvetlerine katılmıştı. Hem de, Andre Doria komutasındaki amiral gemisine kendi savaş gemilerimizi de vererek! Andre Doria'nın, Barboros Hayreddin Paşa'nın yendiği İtalyan Amirali olduğunu hatırlatalım! Adamlar bizden işte böyle intikam alıyorlar! Fakat birkaç yıldır Libya Hükümetine önemli destekler veriyoruz. Hafter güçlerinin başarılı olması bu sayede önlenmiştir. Türkiye'nin Libya'da ağırlığı artmıştır. Hatırlatmak isteriz ki, Libya Bakanlar Kurulu, geçtiğimiz yıllarda Türkiye'ye gelmişti! Bu, Türkiye'ye büyük prestij sağlamıştır. E. Koramiral sayın Cihat Yaycı, dinlediğimiz bir televizyon programında, eski Libya İçişleri Bakanının kendisine, “Eğer bugün Libya'da ayakta isek bu Türkiye'nin yardımları sayesindedir” dediğini nakletmişti! Yani, Türkiye Libya'daki hatasını düzeltmiş ve doğru işler yapmaya başlamıştır. İsterdik ki, Devlet Aklı hep hâkim olsun ve bu yanlışlar yapılmasın. Fakat bizde işler ne yazık ki, böyle oluyor. Deneme yanılma ile ilerliyoruz!
Sorumluluk duygusuna sahip bir muhalefet, iç politikadaki tartışmaları bir kenara bırakarak, iktidarın dış siyasetteki olumlu adımlarını desteklemelidir. Olması gereken budur. Fakat CHP sözcüsü sayın Ünal Çeviköz'ün parti adına yaptığı konuşmalarda Libya politikasını da eleştirdiğine şahit olduk!
Mavi Vatan Kavramını da Anlayamamışlar!
Türkiye son yıllarda, Akdeniz ve Ege'deki çıkarlarını korumak için gerçekten çok büyük atılımlar yaptı. İki sismik araştırma gemisini devreye soktuk! Mavi Vatan kavramının benimsenmesi bu büyük atılımların başta gelenidir. Türkiye'nin Anadolu'ya hapsedilemeyeceğini; Adalar Denizi'nde (Ege) ve Doğu Akdeniz'de haklarımız olduğunu ve bunları sonuna kadar savunacağımızı tüm dünyaya ve özellikle Batılı 'dost ve müttefiklerimize' bu şekilde duyurmuş olduk. Bu Mavi Vatan kavramının kabul edilmesinde Koramiral Cihat Yaycı'nın büyük gayretleri olmuştur. Bu değerli çabasının karşılığı olarak da pasif göreve atanmış ve kendisi de bunun üzerine istifa ederek ordudan ayrılmıştır!
Görülen o dur ki, sayın Ünal Çeviköz, Türkiye için çok önemli Mavi Vatan kavramını da iyi anlayamamıştır ki, şu sözleri bunun açık kanıtıdır: “Mavi vatan diye 200 mile kadar uzanan alanı da kendi egemenlik (hâkimiyet) alanınız olarak görürseniz, o zaman biraz saldırgan ve yayılmacı bir algı yaratırsınız!”
Sayın Çeviköz, Mavi Vatan kavramı altında karasularımıza sahip çıkmamızı emperyalist bir yaklaşım olarak değerlendirerek âdeta Yunanistan'a pas vermektedir!
KÜRT SORUNUMUZ VARMIŞ!
Siyasetçilerimizin çok temel bir yanlışları da, bir 'Kürt Sorunumuz' olduğuna inan-dırıl-malarıdır! Türkiye'nin bir 'Kürt Sorunu' olduğuna inananların başında gelen sayın Kemal Kılıçdaroğlu şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir sorun varsa çözecek yer TBMM. Yeter artık. Bu millet kavgadan bıktı!”
CHP Grup Başkan vekili sayın Engin Altay da bu konuda şu açıklamayı yapmış: “10 yıl önce 22 maddeyle, Türkiye'nin Kürt sorununa bakışını bir broşürle kamuoyuyla paylaştık. Onun arkasındayız. 'Kürt sorununun çözümünün tek adresi var TBMM'dir' dedik. Ama, bırakın İmralı'yı, Kandil'i, şunu bunu, HDP'yi bile kriminalize eden, terörize eden bir anlayış da maalesef Meclis'te. Böyle bakıldığı zaman, Kürt sorununun çözümü noktasında Cumhur İttifakı'nı samimi görmüyoruz. Bir Kürt sorunumuz vardır ve bunun yegâne çözüm merci TBMM'dir.”
Anlaşılan o ki, CHP kurum olarak, ülkemizin bir 'Kürt Sorunu' olduğuna inanıyor! CHP'nin bu önerisi, Meclis'te bir anayasa değişikliği yapılarak, 'Türk ve Kürt etnik temelinde iki milletli bir yapı kabul edilsin' demektir! Bunun yegâne açılımı budur.
Sayın Kılıçdaroğlu daha da ileriye gidiyor ve “Dostlarımızla geleceğimizi inşa edeceğiz” diyor! Bu dostlar kim? Açıkça söyleyemiyor ama tabiî ki, HDP! Türkiye'yi bölmek parçalamak istediğini açıkça ifade eden HDP!
Buna karşılık MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli şu sert açıklamayı yaparak CHP'yi uyarıyor: “HDP'yi meşru organ görmek demek, PKK'yı muhatap almak demektir. HDP meşru bir organ değil, terör örgütü PKK'nın mazbata almış maskeli hâlidir. Bu yalın gerçeği bilmemek terör seviciliktir.” Sayın Bahçeli'nin bu uyarısına katılmamak mümkün müdür?
Sayın Prof. Yusuf Halaçoğlu'nun, Kürt Meselesini siyasî rant konusu yapanlara şu tarihî uyarısını da hatırlatalım: “ Yeni bir açılımla Türkiye'ye büyük zarar veriyorlar!”
'Kürt Sorunu' konusunda muhalefetin tam bir anlayış birliği içinde olduğu görülüyor. Nitekim, İYİ Parti Grup Başkanvekili sayın Musavat Dervişoğlu, HDP'nin meşruluğu konusunda şu açıklamayı yaptı: “TBMM'de HDP'nin bir başkan vekili var. TBMM'yi yönetiyor. TBMM'de grubu bulunan bu partiye Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından bir bütçe tanzim ediliyor. HDP'den bahsediyorum. O, gayri meşru ilân edilmiş HDP'den bahsediyorum. Devlet, bu siyasî partiye ödenek, para veriyor. Bu siyasî parti de faaliyetlerini devletten almış olduğu parayla sürdürüyor.”
Bu konuya devam edeceğiz. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?