AFGANİSTAN'DA NELER OLDU? (5)

Afganistan'daki ilerici yönetimin yaptığı reformlar nedeniyle başlayan Taliban hareketinden söz ediyorduk. Sözde, İslâmî bir hayat yaşayan Taliban, hızla gelişen modernleşmeye karşı çıkan medrese öğrencilerinin hareketi olarak doğdu ve gelişti. Yeni yönetim, reformlarda bu kadar hızlı gitmemeliydi. Çünkü, Afganistan henüz daha milletleşememiş topluluklardan ibaretti! Bu kısa açıklamadan sonra, John Pilger'den verdiğimiz özete devam edelim: “…13 binden fazla tutuklu serbest bırakıldı. Polis kayıtları meydanlarda yakıldı. Kabilecilik ve feodalizmin hüküm sürdüğü Afganistan'da, ortalama hayat süresi 35 yıla kadar düşmüştü ve neredeyse her üç bebekten biri ölüyordu. Halkın yüzde 90'ı okuma yazma bilmiyordu. Yeni hükûmet fakirliğin hüküm sürdüğü bölgelere ücretsiz sağlık hizmetleri götürdü. Kölelik şartlarında çalışma kaldırıldı, geniş çaplı okuma yazma seferberliği başlatıldı. Bu değişiklikler neticesini verdi; seksenlerin sonlarına gelindiğinde, Afganistan'da üniversite öğrencilerinin yarısı, doktorların yüzde 40'ı, öğretmenlerin yüzde 70'i ve memurların ise yüzde 30'u kadındı. Gerçekten de, bu değişiklikler öylesine radikaldi ki, hâlen bile onlardan istifade edenlerin hafızasındaki canlılığını koruyorlar. 2001 Eylül'ünde Taliban'dan kaçan bir bayan cerrah Saira Noorani, 'Her kız yüksek okul ya da üniversiteye gidebiliyordu. İstediğimiz her yere gidip, istediğimiz gibi giyinebiliyorduk.. Cuma günleri son Hint filimlerini izlemek için sinemalara gidiyor, cafelerde Hint müziği dinleyebiliyorduk. Mücahitlerin etkinlik kazanmasıyla birlikte işler değişmeye başladı. Öğretmenleri öldürüp, okulları yakmaya başladılar. Çok korkmuştuk. Tüm bunları yapan insanların ise Batı tarafından desteklendiğini bilmek hem komik hem de üzücü' diyordu. ADPN'nin sorunu ise, Sovyetler Birliği tarafından destekleniyor olmasıydı. Her ne kadar merkezî yapısı Stalinist olsa da, Batı'da alay edildiği gibi asla kukla değildi. Yaptıkları darbe de, o dönem Batı propagandasının öne sürdüğü gibi, 'Sovyet destekli' olmadı. Başkan Carter'ın dışişleri bakanı Cyrus Vance'ın hatıralarında yazdığı gibi, 'Darbede Sovyetlerin parmağı olduğuna dair delil bulamadık.'”
Amerikalı yazar John Pilger, Amerika'nın, Afganistan'daki ilerici yönetime karşı başlattığı hareket hakkında şu önemli bilgileri veriyor: “Carter yönetiminin diğer kanadındaki, başkanın ulusal güvenlik danışmanı Zbigniew Berzesinski ise, Amerika'nın Vietnam'da düştüğü utanç verici durumun rövanşının alınmasını istiyor, sömürge dönemi sonrasında ortaya çıkan bağımsızlık hareketlerinin, Amerikan çıkarlarına sekte vuracağına inanıyordu. Daha da ötesi, Orta Doğu ve Körfez'deki Amerikan yanlısı rejimlerin, özellikle de Şah yönetimindeki İran'ın korunması gerekiyordu. ADPN'nin yönetimindeki Afganistan'ın başarılı olması, diğerleri açısından 'ümit verici başarılı bir örnek' olabilirdi (Bizim notumuz: İngilizlerin de, Atatürk devrimlerini örnek alan Afgan Kralı Emanullah Han'ı bunun için devirdiklerini hatırlatalım)! 3 Temmuz 1979'da Amerikan kamuoyunun ve Kongre'nin bilgisi dışında, Başkan Carter, Mücahit olarak bilinen gruplara destek olunması amacıyla 500 milyon dolarlık gizli operasyon programını onayladı. Programın amacı, Afganistan'ın ilk lâik ve ilerlemeci hükûmetini devirmekti! Soğuk Savaş mitolojisinin aksine, bu gizli programın, bundan tam altı ay sonra gerçekleşecek olan Afganistan'ın Sovyetler tarafından işgaliyle hiçbir ilgisi yoktur (Bizim notumuz: Yazar Sovyet işgali diyor. Fakat bu doğru değil. Afganistan'ın meşru Babrak Karmal yönetimi, Amerika'nın desteklediği mücahitlerle baş edebilmek için Sovyetlerden yardım istemiştir). Gerçekten de, tüm deliller, Sovyetlerin Afganistan'a yönelik nihaî operasyona, Amerika'nın da 2001 Kasım'ında gerçekleştirdiği operasyonu haklı çıkarmak için ileri sürdüğü 'kabile ve din terörünü' önlemek için giriştiğini gösteriyordu. 1998 yılında yapılan bir mülâkatta, Brzezsinski, yalan söylediğini kabul ediyordu. Tarihin resmî versiyonuna göre, CIA'nın mücahitlere yardımı, Sovyetlerin Afganistan'ı işgalinin ardından, 1980'lerde başladı. Ama, şu ana kadar özenle korunan gerçek, bunun tam aksini iddia etmekte!1979 Haziran'ında Kabil'deki Amerikan büyükelçiliğinden merkeze geçilen bir raporda, 'Gelecekte Afganistan'daki sosyal ve ekonomik reformlar açısından ne tür sonuçlar doğurursa doğursun, ADPN hükûmetinin devrilmesi, Amerikan çıkarlarına geniş ölçüde hizmet edecektir' ifadeleri yer alıyordu. Böylelikle, Amerika Birleşik Devletleri, yeryüzündeki en fanatik adımları içinde barındıran Faustçu bir operasyona girişti. Gulbenddin Hikmetyar gibi adamlar, CIA'dan milyonlarca dolar aldılar. Hikmetyar'ın uzmanlığı, haşhaş trafiğini düzenlemek ve burka giymeyi reddeden kadınların yüzüne kezzap atmaktı (Bizim notumuz: İlerici Afgan yönetimi, afyon ekimini sıkı bir şekilde kontrol ettiği hâlde, mücahitlerin ve 2001'deki Amerika yönetiminden sonra 'CIA'nın kontrolündeki' afyon ekimi ve ticareti misli misline artmıştır)! Hikmetyar, 1986'da Londra'ya davet edildi ve dönemin başbakanı Margaret Thatcher tarafından 'özgürlük savaşçısı' olarak ağırlandı. ADPN hükûmetinin iş başında olduğu yıllarda Washington, mücahit gruplara 4 milyar dolar aktardı. Brzesinzki'nin plânı, Orta Asya cumhuriyetlerinde İslâmî Fundemantalizmi yaygınlaştırarak, Sovyetler Birliği'ni istikrarsızlığa sürükleyecek uluslararası kampanyayı başlatmaktı. Bunu yapmak için de, kendi hatıralarında tanımladığı şekliyle, kontrolden çıkmış Müslümanları kullanacaklardı. Bu plân, Pakistan Devlet Başkanı Ziya ül-Hak'ın ihtiraslarıyla da örtüşüyordu. 1986'da CIA Başkanı William Casey, Pakistan istihbarat Servisi ISI tarafından önerilen bir plânın hayata geçirilmesi için destek vermeyi kabul etti. Buna göre, Afganistan'daki Cihad'a katılmaları için dünyanın dört bir yanından insanlar bulup eğiteceklerdi. 1982-1992 yılları arasında Pakistan'da 100 binden fazla İslâmcı eğitildi. En sonunda Usame Bin Laden'in El Kaide'sine ya da Taliban'a katılacak olan operasyon sorumluları, New York Brooklyn'deki bir İslâmî okulda istihdam edildi ve Virginia'daki bir CIA kampında paramiliter eğitimden geçirildiler. Buna 'Operation Cyclone' ismi verildi. Pakistan'daki mücahit kampları ise Amerikan CIA ve İngiliz MI6 (Em ay 6) elemanları tarafından idare ediliyordu. Bu arada İngiliz SAS komandoları ise, ileride El Kaide ve Taliban savaşçısı olarak mücahitlere bomba yapımı ve benzeri konularda eğitim veriyorlardı. Bu, Rus ordusunun Afganistan'dan çekilmeye başladığı 1989 yılına kadar böyle devam etti. Nihayet 1992'de, ADPN Hükûmeti yıkıldığında, Batı'nın favori savaş ağası Gulbenddin Hikmetyar, Amerikan malı füzelerle Kabil'i bombardımana tuttu ve diğer fraksiyonlar, onun başbakanlığını kabul edene kadar geçen zamanda 2 bin kişinin ölümüne neden oldu.
ADPN'nin son devlet başkanı, daha önceden acil yardım istemek için BM Genel Kurulu'na kadar gitmiş olan Muhammed Necibullah, Kabil'deki bir BM ofisine sığındı ve Taliban'ın iktidarı ele geçirdiği 1996 yılına kadar orada kaldı ve Taliban tarafından bir sokak lambasına asıldı! 11 Eylül 2001'de Başkan Bush, Amerika'ya şöyle sesleniyordu: 'Tüm istihbarat ve adli kurumlarımıza, bu olaylardan sorumlu olanları yakalamaları ve yargı önüne çıkarmaları için talimat verdim.'”
ÇİN'İN BİR KUŞAK BİR YOL PROJESİ
Afganistan, Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi için önemli bir ülke. Çin'in bu ülkede önemli yatırımları var. Fakat şunu hemen söyleyelim ki, Çin, ABD gibi, girdiği ülkeyi çökertmiyor. Kaosa sürüklemiyor. Çin'in siyaseti, kazan kazan. Nitekim, Çin'in, ABD işgali altındaki Afganistan'la imzaladığı bir anlaşmaya göre, çıkaracağı petrolün yüzde yetmişini Afganistan'a bırakacak. Meclis'te kabul edilen fakat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından, dört maddesi tekrar görüşülmek üzere iade edilen Petrol kanunumuzu hatırlayan var mı? Hrant Dink cinayeti sebebiyle gölgede kalan bu kanuna göre, yabancı şirket, bulduğu petrolün yüzde on iki buçuğunu bize bırakacaktı!
Afganistan'ın başında kim olursa olsun, bu kardeş ülke ile bağlarımızı güçlendirmeliyiz. Fakat, bunun, NATO üyesi olarak oldukça zor olduğunu da belirtmeliyiz. Küçümsenen Taliban'ın Anti Emperyalist bir çizgide olduğunu hatırlatalım!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?