AFGANİSTAN'DA NELER OLDU? (4)

ABD'NİN AFGANİSTAN MÜDAHALESİ!
Afgan halkının yıllardır çektiklerinin baş sorumlusu da ABD'dir. Afganistan'daki solcu yönetimi, Taliban'ı kullanarak yıkan ve Afganistan'ın günümüzdeki duruma düşmesinin baş sorumlusu da ABD'dir. Yazar William Blum, bu konuda şu bilgileri veriyor:
“Jimmy Carter'in güvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski'yi ele alalım. ABD'nin Afganistan muhalefetine askerî yardıma ancak l979 yılındaki Sovyet işgalinden sonra başladığı şeklindeki resmî görüşün bir yalan olduğunu, l998 yılında yapılan bir mülâkatta kabul etti. Gerçek şu ki dedi; ABD, Köktenci İslâm Mücahitlerine, Ruslar harekete geçmeden altı ay önce askerî yardıma başlamıştı. Brzezinski ayrıca şuna inanıyordu: 'Bu yardım bir Sovyet askerî müdahalesine sebep olacaktır.' Bunu Carter'a da söylemişti. Brzezinski'ye bu kararından pişmanlık duyup duymadığı soruldu. 'Neden pişman olayım? Bu gizli operasyon harika bir fikirdi. Rusların Afganistan tuzağına düşmesi sonucunu doğurdu; siz benim bundan pişmanlık duymamı mı bekliyorsunuz? Sovyetlerin sınırı resmen geçtikleri gün Başkan Carter'a şunu yazdım: 'Şimdi SSCB'ye, onların Vietnam Savaşı'nı verme fırsatını elimize geçirdik!'”
William Blum, ABD'nin Afganistan'da nelere sebep olduğu hakkında da şu notu düşmüş: “Son derece geri kalmış bir ulusu 20. yüzyıla taşımayı hedefleyen bir hükümetin yenilmesi; inanılmaz bir katliam; ABD hükümet yetkililerinin bile 'anlatılması imkânsız bir dehşet' olarak tanımladığı Mücahitlerin işkenceleri; nüfusun yarısının ölmesi, sakat kalması ya da sığınmacı konumuna düşmesi; binlerce köktendinci İslâmcı teröristin ortaya çıkarak, çok sayıda ülkede zararlı faaliyetlerde bulunmaları; kadınlara inanılmaz baskıların uygulanması, Amerika'nın bu savaştaki müttefiklerinin sorumlu olduğu felâketlerdir (William Blum, “Haydut Devlet”, s.17).

AMERİKA'YA HEP BİR DÜŞMAN GEREK!
Komünizm bitti fakat Amerika, dünya genelindeki, bu, 'Hür Dünyanın Koruyucusu' yalanını ve tabiî ki, askerî ve ekonomik gücünü sürdürebilmek için, sürekli yeni düşmanlar üretiyor. Usame Bin Ladin'in de bu 'üretilen düşmanlardan' birisi olduğu artık meydana çıktı. Nitekim, eski Pakistan Devlet Başkanı Ali Zerdari'nin açıklamaları da bunu kanıtlıyor! Amerikan NBC televizyonuna bir demeç veren Zerdari, 11 Eylül 2001'deki saldırıdan sonra, ABD kuvvetleriyle Pakistan güçlerinin Afganistan dağlarında birlikte operasyon yaptığını, Pakistan ordusunun Tora Bora dağlarında Usame Bin Ladin'i yakalayarak Amerikan güçlerine teslim ettiğini, ama ardından, ABD askerlerinin onu serbest bıraktığını söylüyor! 11 Eylül'ün de nasıl bir tezgâh olduğu artık meydana çıktı. 11 Eylül, ABD saldırganlığının bahanesi olarak kullanıldı. Prof. Mahir Kaynak Vatan gazetesindeki mülâkatında, “Artık terör bitti. O konuyu kapattılar. 11 Eylül'den sonra gidecekleri yerlere gittiler. Irak'a, Afganistan'a. Artık 11 Eylül'ü kullanarak yapacakları bir şey yok” diyor. Kaynak, 11 Eylül hâdisesini duyduğunda evvelâ şu sorulara cevap aradığını söylüyor: “Terör yapmayı amaçlayan ve bunu gerçekleştiren bir grup, dünyanın en güçlü ülkesi sayılan ABD'nin güvenlik ve istihbarat engellerini nasıl aşmış ve çok karmaşık bir eylemi gerçekleştirebilmişti? Amatör kişiler böylesine sofistike, karmaşık bir eylemi plânlayamazlar. Mutlaka içerden birilerinden yardım görmeleri lâzım” (Vatan gazetesi, 12 Eylül 2011).
Yenişafak gazetesi yazarı Tamer Korkmaz, İtalya eski Cumhurbaşkanı Francesko Cossiga'nın, 2007'nin Aralık ayında, Corriera della Sera'ya verdiği bir mülâkattan şu alıntıyı yapmış: “11 Eylül saldırılarının CIA ve MOSSAD tarafından gerçekleştirildiği gerçeği bütün küresel istihbarat örgütleri tarafından biliniyor. 11 Eylül İslâm Dünyası'nı suçlamak ve Batılı güçleri Irak ve Afganistan'a müdahaleye tahrik etmek için planlanıp, gerçekleştirilmiştir”(Yenişafak, 12. 09. 2011)!
Usame Bin Ladin'in işi bittiğinde, 3 Mayıs 2011'de ABD Özel Kuvvetleri'ne mensup bir tim, Bin Ladin'i Pakistan'daki evinde yakaladıktan sonra öldürüp cesedini de denize atıyor! Fakat tuhaftır ki, ölüsünü gören kimse yok! Ölüsünün bir fotoğrafı da yok!

AFGANİSTAN'DA DEMOKRATİK BİR DEVRİM OLMUŞTU
Önce El Kaide ve derken kafa kesen IŞİD'la tanıştırıldık! Bunlar gerçekten İslâmiyet'e mi hizmet ediyorlar yoksa Emperyalizme mi? Amerika bunları kullanarak Afganistan'daki demokratik yönetimi yıkmayı başardı ve netice olarak ülkeyi bir kaosa sürükledi. Amerikalı, yazar John Pilger, “Dünyanın Yeni Efendileri” isimli kitabında, bu 'Din Maskeli' terör örgütlerinin ABD imalâtı olduğunu açıkça yazıyor. Pilger, Taliban'ın ABD için önemi konusunda da şu bilgiyi vermiş: “Orta Asya'nın sınırsız gibi görünen petrol ve doğalgaz kaynaklarının, Batı Pazarlarına doğrudan aktarılması açısından önemli rotanın 'güvenlik altına alınması açısından' Taliban'ın başarılı olması gerekiyordu!”
Amerika, Taliban'ın, meşru Afganistan yönetimine karşı mücadelesini bunun için destekledi. Fakat sonra birbirlerine girdiler ve her ne kadar içimizdeki Atlantikçiler kabul etmeseler de, yenilgiyi kabul ederek, paşa paşa Afganistan'ı terke başladı! Sevilay Yılman gibi 'gazetecilere' bakılacak olursa, Taliban yönetimindeki Afganistan'a tümüyle ambargo uygulamalı. Varsın tüm Afgan halkı yok olsun! İnanılır gibi değil, ama Haber Türk TV'de bu sözlere bizzat tanık olduk! Sormak lâzım: İran ve Suudi Arabistan da kendi mezheplerine göre şeriat yönetimi altında değil mi? Bugün zor durumdaki Afganistan'a yardım etmek bir insanlık görevi değil mi?
Hele, mazlum milletlerin bağımsızlık savaşlarının öncüsü Türkiye'nin, -Atatürk'ten sonra her ne kadar bu misyonunu terk etmiş olsa da-, danışmanlar ve uzmanlar göndererek Afganistan'da daha büyük acıların yaşanmaması gayreti içinde olması gerekmez mi?
Taliban liderleri, Başkan Bush'un vâliliği sırasında Teksas'a götürülmüş ve Unocal (United Oil California) petrol şirketinin yöneticileri tarafından Huston'da ağırlanmış iyi mi?
Pilger'in verdiği şu bilgi de oldukça ilginç: “Clinton yönetiminden bir yetkili, Afganistan'ın; Suudi Arabistan gibi, demokrasinin olmadığı ve kadın haklarının çiğnendiği bir petrol kolonisi olacağı yorumlarında bulunuyordu. Yetkiliye göre, Amerika bu durumla birlikte yaşayabilirdi!”
Yani, 'İnsan Hakları, Kadın Hakları, Demokrasi' hepsi hikâye; varsa yoksa Amerika'nın çıkarları!

AFGANİSTAN'DA DEMOKRATİK BİR YÖNETİM VARDI!
'Din Maskeli' terör, bilindiği gibi, 1970'lerin sonlarında Afganistan'da meydana çıktı. Bu terör nasıl meydana çıktı ve nasıl gelişti önce bunu anlamalıyız. Çünkü, Sovyetler Afganistan'a askerî yardım yaptığında, bu mesele, biz dahil bütün 'Hür Dünya'da, Amerika'nın dizayn ettiği Soğuk Harp'in katı ideolojik çerçevesi içinde değerlendirilmişti. Amerikalı yazar John Pilger'den, özetleyerek yaptığımız şu tespitler, Afganistan'a ABD müdahalesini anlamamız bakımından önemlidir:
”1960'lı yıllarda, Afganistan'da, merkezinde Afganistan Demokratik Halk Partisi'nin (ADHP) olduğu bir özgürlük hareketi ortaya çıktı. Hareket, Kral Zahir Şah'ın otokratik yönetim tarzına karşı çıkıyordu ve nihayetinde, 1978'de Kral'ın kuzeni Muhammed Davud'un yönetimini devirdi. Bu her açıdan, tam anlamıyla popüler bir halk devrimiydi. New York Times'ın bildirdiğine göre, o dönem Kabil'de görev yapan yabancı gazetecilerin hepsi, kimle mülâkat yaparsa yapsınlar, hepsinin darbeden memnun olduğunu fark ediyorlardı. The Word Street Journal, '150 bin kişi, yeni bayrağı kutlamak için yürüdü… Katılımcıların genellikle, olan bitenlerden memnun oldukları görülüyor' şeklinde haberler geçiyordu. The Washington Post ise, 'Afganlıların hükûmete olan sadakatlerini sorgulamak yersiz bir çaba' görüşüne yer veriyordu. Yeni hükûmet, kırsaldaki feodal sistemin sona erdirilmesi, din hürriyeti, kadınlara eşit haklar tanınması ve o ana kadar hakları askıya alınmış değişik etnik grupların tanınmasını da içeren yeni bir reform paketi hazırladı.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?