MUSTAFA KEMAL PAŞA GİRESUN SOKAKLARINDA

19 Eylül 1924 Cuma günü sabahı saat 09.00’da ufukta görülen duman, kıyıda toplanan binlerce Giresunluyu coşturmaya yetti. İskelede bekleyen, bayraklarla donatılmış irili ufaklı yüzlerce kayık harekete geçti. Hamidiye Kruvazörü açıkta liman yatağına demir attı. Kruvazör daha demir atmadan, etrafını kayıklar sardı. “Yaşa! Varol Gazimiz!” sesleri göklere yükseliyordu.

Gazi Paşa için hazırlanan kayık, görülmeye değer şekilde süslenmişti. Siyah aba zıpkalı, beyaz gömlekli, ayakları çapulalı sekiz kürekçi hazır bekliyordu.

Vali Rıfat Bey, Belediye Başkanı Hasan Vehbi (Güvenç) Bey, Osman Fikret Topallı Bey ve Ali Arif Larçın Bey’den oluşan Vilayet Karşılama Heyeti kruvazöre çıktı. Yarım saat sonra, Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler, Vilayet Karşılama Heyeti ile kruvazörden ayrıldılar. Osman Ağa’nın oğlu İsmail Bey de Paşa Hazretleri için özel hazırlanmış kayıkta bekliyordu. Çetelerin küreklere asılmasıyla kaleden ve kruvazörden kırkbir pare top atışları başladı. Saat 10.00’da top sesleriyle iskeleye çıktılar. Kurbanlar kesildi. Davul zurnalar çalıyordu. Uşakların tutturduğu kıvrak horon, horona yabancı olmayan Paşa’nın gözünden kaçmıyordu. Coşkulu kalabalık karşısında, Gazi Paşa hislerini gizlemiyordu. Bir eli göğsünde, selam ve tebessümleriyle sempatisini gösteriyordu. Önce askeri heyet takdim edildi. Törende piyade ve jandarma birliklerini “Nasılsın asker?” seslenişiyle selamladı. Teftişten sonra belediyeye kadar yürüdüler. Paşa’nın siyah renkli üstü kapalı özel otomobili protokolü izliyordu.

Mustafa Kemal Paşa, kahverengi çubuklu bir elbise giyinmişti. Yaka cebinde ipek beyaz mendil, başında siyah kalpak, elinde bastonu vardı. Arkasında iki muhafız eri bulunuyordu. Muhafızlar haki elbiseliydi. Omuzlarında mavzerleri, bellerinde kütüklük ve tabancaları vardı.

Mithat Paşa Oteli’ne kadar, kaldırımlar hıncahınç doluydu. Paşa’yı görmek için yaşanan heyecan doruktaydı. Herkes O’nu yakından görmek ve tanımak istiyordu. O’nu görenler, coşkuyla “Yaşa Büyük Halaskar!” diye bağırarak alkış tufanına tuttular. Sevgi gösterileriyle Belediye Meydanı’na geldiler. Gazi Paşa Hazretleri kendisini bekleyenlerin ellerini sıktı. Onlara iltifatlarda bulundu. “Yaşa! Yüzbinlerce yaşa Büyük Paşa sesleri coşkun alkışlarla belediye binasına girdiler.

Paşa Hazretlere protokole konuşmalarını sürdürürken, yakın silah arkadaşı Osman Ağa’nın küçük oğlu Mustafa’yı kabul etti. Saçlarını okşayarak ona, “Maşallah pek büyümüşsün” dedi. Küçük Mustafa’nın ilginç sorusu “Babam nerede?” demek oldu. Paşa Hazretleri kısaca; “Yavrum baban Cumhuriyet şehidi oldu.” yanıtını verdi.

Fotoğraflar çekildikten sonra, vali Rıfat Bey’i yanına çağırdı. Daire memurlarıyla ilçelerden gelen heyetleri Hükümet Konağı’nda kabul edeceğini söyledi. Önce Halk Fırkası’nı ziyaret etti. Kahveler içildikten sona, Hükümet Konağı’na hareket ettiler.

Paşa Hazretleri Gazi Caddesi’nde ilerlerken, “Yaşa! Varol!” seslerine ve alkışlarına, eli göğsünde tebessüm dolu bakışlarıyla halkı selamlıyordu. Osman Ağa’nın evinin önüne geldiklerinde, beraberindekilerden biri, “Paşam! İşte Topal Osman’ın evi” dedi. Mustafa Kemal Paşa, devlet adamlığı ve askeri kişiliğinin yanında, engin felsefesiyle insanları değerlendirebilen ince bir zekâya sahipti. Sert ve anlamlı bakışlarını, bu sözleri söyleyene dikerek ; “Topal Osman değil, Cumhuriyetin banisi Osman Ağa Hazretleri” yanıtıyla bir gerçeği ifade ediyor.

Bir gençlik kuruluşu olan Bilgi Yurdu binasının önüne geldiklerinde, Bilgi Yurdu’ndan iki genç, üzerinde “Paşa dur!” yazılı bir flama çekti. Yurt binasından konfetiler yağıyordu. Gençlerin sevgi ve bağlılık gösterileri karşısında Paşa durmak zorunda kaldı.

Giresun gençliği adına Dr. Necdet Memduh (Otoman) Bey, Paşa’ya hitaben ateşli ve heyecanlı bir konuşma yaptı.

Mustafa Kemal Paşa ve heyet bu konuşmadan sonra Hükümet Konağı’na hareket ettiler. Makam kapısının üzerindeki “Tuğrayı Hümayun” Paşa’nın ilgisini çekti. Eliyle işaret ederek derhal indirilmesini emretti. “Yaşa! Varol! Binler yaşa, Büyük Paşa!” sedalarıyla konağa girdiler. Maroken koltuklarla donatılmış salona teşrif ettiler. Salonda ses çıkmıyordu. Herkes ayaktaydı. Paşa Hazretleri’nin oturmasını bekliyorlardı. Bütün gözler O’nun üzerindeydi. Oturuşu öyle ilgi çekiyordu ki, insanı etkileyen delici bakışları ve siması salondaki bütün gözleri kendisine çekmeye yetiyordu. Bir süre Karadeniz’in engin maviliklerini ve dantelâ kıyılarımızın çarpıcı güzelliklerini hayranlıkla izledi.

Beş on dakika dinlendikten sonra, önce daire amirlerini kabul etti. Sırasıyla adliye, maliye, nafıa, jandarma ve subaylar takdim edildi. Konaktan ayrılmadan kendisine sunulan dilekçeleri inceledi.

Bilgi Yurdu önünden geçerlerken, kendilerini beklemekte olan gençlerin daveti üzerine yurdu ziyaret etti. İçerde piyano çalıyordu. Paşa Hazretleri piyanonun yanındaki yeşil kanepeye oturdu. Yakın ilgi gördüğü yurt heyetiyle tanıştı.

Gençlerin alkışları ve “Yaşa! Varol!” sesleriyle Paşa Hazretleri yurt binasından ayrıldı. Yürüyerek Vali Konağı’na (şimdiki Öğretmenevi) hareket ettiler. Yol boyunca pencerelerden konfetiler yağıyordu.

Karşılama için konak titizlikle hazırlanmıştı. Dış kapıdan iç kapıya uzanan merdivenli taşlık, boydan boya renk renk halılarla döşenmişti. Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım’a tahsis edilen konak günlerdir tanzim görüyordu. Kalacakları düşünülerek, konağın bir odası kendisi için, bir odası da Latife Hanım için düzenlenmişti. Konağın mutfağı da hareketliydi. Onurlarına verilecek ziyafet için nefis yemekler hazırlanmıştı.

Mustafa Kemal Paşa konağı çok beğendi. Konakta ancak bir saat kaldılar. Yalnızca bir fincan kahve içti. Kahvesini yudumlarken, “Trabzon çok zamanımı aldı. Ülke beni bekliyor. Üç saatten fazla kalacak zamanım yok” dedi. Arada bir yeleğinin cebinden çıkardığı köstekli saatine bakıyordu. Yemyeşil tepeleri izlemekten de geri durmuyordu. Eliyle işaret ederek, “Şu yeşil alanlar fındık bahçeleri mi?” diye sordu. Anlamlı bakışlarıyla yeşil tepeleri hayranlıkla izlerken, “Ben bu beldenin adını YEŞİLGİRESUN koydum.” demekten kendisini alamadı.

Konaktan ayrıldıktan sonra, yolu üzerinde Jandarma Okulu’na uğradılar. Okul komutanı ve subaylar tarafından karşılandılar. Mustafa Kemal Paşa, okulun düzen ve disiplinini çok beğendi. Hazırolda bekleyen okul komutanına yaklaştı, “oğlum adın nedir” diye sordu. Komutan, ”Zeki, Paşa Hazretleri. Emrinizdeyim” yanıtını verdi. Ona, ”Seni Çanakkale’ye Jandarma Alay Komutanı olarak gönderiyorum.” deyip kucaklayıp öptü.

Okuldan ayrıldıktan sonra, kendilerini izlemekte olan özel otomobiline bindi. Otomobil çok ağır hareket ediyordu. Yoğun kalabalık da otomobili izliyordu. Sinema Caddesi’nden Tepebaşı’na döndüler. Askerlik Şubesi’nin önünde arabasını durdurdu.

Şubeyi ziyaret ettikten sonra, özel otomobiliyle Belediye Meydanı’na hareket ettiler. Gazi Caddesi boyunca, alkışlar ve “Yaşa! Binler yaşa! Büyük Halaskar Mustafa Kemal Paşa!” sedaları sürüyordu. Paşa Hazretleri kah oturduğu yerde, kah ayakta, caddenin her iki yanında sıralanan kalabalığı tebessümleriyle selamlıyordu. Belediyenin önüne geldiklerinde, halkın sevgi gösterileri karşısında otomobilinden indi. İskele’ye kadar yürüdüler. Yıldız Lokantası’nın Fransızca yazılı levhası ilgisini çekti. Levhayı işaret ederek derhal indirilmesini emretti. İskele’ye geldiklerinde, yaşlı bir adam titreyen elleriyle Paşa’ya bir kâğıt uzattı. Ağlayarak,” Üç günden beri çoluk çocuk aç yatıyoruz. Mavnalarımızı işe karıştırmıyorlar, Paşam!” sözleriyle şikâyetini iletti. Yaşlı adamın isteği üzerine, validen konuyu açıklamasını istedi. Vali bir takım açıklamalarda bulunduysa da dinlemeyerek, mavnaların hemen suya indirilmesini ve çalışmalarının sağlanmasını emretti.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler Hamidiye Kruvazörü’nden ayrılırlarken, Latife Hanim rahatsızlığı nedeniyle vapurda kalmıştı. Dr. Necdet Memduh Bey’in (Otoman), Dr. Hicabi Bey’in (Deniz), Öğretmen Ahmet Hilmi Atagün Bey’in hanımları ve yakın arkadaşları Latife Hanım’ı hoşlamaya gittiler. Nezaket ziyaretinde bulunan hanımlar, Latife Hanım tarafından sıcak ilgiyle karşılandılar. Latife Hanım başörtülü, üzerinde kısa kollu, uzun etekli basma bir elbise ile çok sade giyimliydi. Giresunlu hanımlar, başları eşarplı ve mantoluydular. Latife Hanım konuklarına kahve ikram etti. Onlarla iki saat süren samimi sohbette bulundu.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler, İskele’ye geldiklerinde, kadınlar gurubu da vapurdan yeni gelmişlerdi. Bütün Giresun Halkı iskeledeydi. Mustafa Kemal Paşa, hanımlar gurubu ve protokol mensuplarıyla el sıkıştı. “Yaşa! Binler yaşa! Büyük Paşa!” sesleri arasında kendisini uğurlayan heyetle istimbota doğru ilerledi. İstimbota binerken, “Allahaısmarladık arkadaşlar! Bana pek büyük teveccühte bulundunuz. Ölmezsem ilk fırsatta Giresun’a tekrar geleceğim.” Vaadinde bulundu.

Mustafa Kemal Paşa, “Yaşa! Binler yaşa!” sedalarıyla iskeleden ayrılırlarken, eli göğsünde, halkı ayakta selamlıyordu. Liman yatağındaki Millet Vapuru da sürekli siren çalarak O’nu selamlıyordu. İstimbot kruvazöre yaklaşırken, karadan ve torpidolardan karşılıklı top atışları yapılıyordu.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler zırhlıya çıktıktan sonra, karşılama heyeti mendillerini sallayarak zırhlıdan uzaklaştılar. Paşa Hazretleri de mendil sallayışlara selamla karşılık veriyordu. Latife Hanım da güvertede yanındaydı.

Kruvazör saat 14.30’da hareket etti. Paşa Hazretleri Giresun’da ancak dört saat kaldı. “İlk fırsatta Giresun’a tekrar geleceğim” dediyse de kısmet olmadı.(1)

 Kaynak Kitap:

(1) Ö. Erden Menteşeoğlu, Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Alayı Komutanı Milis Yarbay Osman Ağa Ankara, 2014

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Gazi Menteşeoğlu --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?