AFGANİSTAN'DA NELER OLDU? (3)

AMERİKA'YA HEP BİR DÜŞMAN GEREK!
Gerçekten de tuhaf bir durum! Fakat insanların buna inanmaları daha da tuhaf! Düşününüz ki, daha iki sene önce, ABD'nin müttefiki olan; Yalta'da, İngiltere dışlanarak, birlikte kararlar alınan Rusya, bir anda ABD'nin düşmanı hâline geliyor! Rusya harp yorgunu! 20 milyonun üzerinde insanını kaybetmiş. Elinde nükleer silâh yok! Harbin yaralarını sarmakla meşgul! Nerde kaldı ki, Batı için bir tehdit oluştursun! İşte burada Kara Propagandanın gücü devreye giriyor! Öyle bir propaganda bombardımanı yapılıyor ki, dünya, Sovyetlerin en büyük tehdit olduğuna ve Amerika'nın hürriyet ve demokrasinin koruyucusu olduğuna inandırılıyor! Buna karşı çıkanlara da hemen “Komünist” damgası yapıştırılıyor!
Hür Dünya'yı korumak için icad edilen Truman Doktrini işte böyle doğdu. Fakat, dünyayı da buna inandırmak gerekliydi. İnanmayanlara da Amerika'nın gücü gösterilmeliydi. İşte burada Japonya'ya atılan atom bombaları devreye sokuldu.
Bu konuda yazar William bulum şu bilgileri paylaşıyor: “Japonya'nın aylar öncesinden teslim olmaya çalıştığı, ama ABD'nin ısrarla bu girişimleri görmezden geldiği yıllardan beri biliniyor. Bombalar Japonları korkutmak için atılmamıştı. Rusların Amerikan tanrısının korkusunu hissetmeleri için atılmıştı. Söylendiği gibi atom bombasının atılışı II. Dünya Savaşı'nın son bombası değil, Soğuk Savaş'ın ilk bombasıydı” (William Blum, “Haydut Devlet”, s. 25)!
Hâlbuki, Amerika'yı aklamak için yapılan propaganda şöyleydi: Japonlar bir türlü teslim olmuyorlardı. Japonları teslime zorlamak için Amerika mecburen atam bombasını kullanmak zorunda kaldı!”
Yalandan kim ölmüş ki? Nasıl olsa insanlar artık hiçbir şeyi sorgulamıyor; sorgulamalarına fırsat dahi verilmiyor! Medya ve işbirlikçi yazarlar bu yalanları allayıp pullayıp kamuoyunu kafese almayı başarıyorlar!
Prof. Mehmet Gönlübol, bu konuda şu değerlendirmeyi yapmış: “Genellikle Batı devletlerinin, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin 'Batı Dünyası', 'Hür Dünya', 'Demokratik Dünya' gibi propaganda klişeleriyle savunmak istedikleri statükonun gerçek niteliği nedir? Bu devletlerin İran'da (Humeyni Devrimi öncesindeki İran), Suudî Arabistan'da, Yemen'de, Güney Viet-nam'da (ABD vesayetindeki eski Güney Vietnam) ve dünyanın daha birçok yerlerinde savundukları tahakküm yönetimlerinin, aslında komünist ülkelerdeki yönetimlerden daha özgür oldukları söylenebilir mi” (Avcıoğlu, age. s. 1700)?
Truman'a göre, bu milletler özgür değillerdi. Onları mutlaka özgürleştirmek gerekiyordu. Bu milletleri Tanrı emrine uygun olarak özgürlüğe kavuşturmanın yegâne yolu, onlara refah sağlamaktı. Refah ise ancak özgür liberal ekonomi ile olabilirdi!!!
Amerikalı yazar William Blum, Amerika'nın kurduğu bu tezgâhı şöyle tanımlıyor: “Herhangi bir yabancı ülkenin insanları, kurtarılmaya ihtiyaçları olduğunu fark edemeyecek kadar cehaletin karanlığına batar, ya da kurtarma isteğinin altında yatan Amerikan güdülerinin asaletini takdir etmeyi başaramazlarsa, onlara komünizmin cehenneminde yanacakları uyarısı yapılır. Ya da, CIA her zaman yaptığı işi yapar. Her şeye rağmen, her durumda kurtarılırlar” (“Haydut Devlet”, s.14)!
ABD'nin yarattığı bu 'Kızıl Tehlike' umacısı hakkında, General McArthur'un 1957 yılında yaptığı şu değerlendirme de oldukça aydınlatıcı: “Hükûmetimiz, çok ciddî ulusal âcil durum çığlıklarıyla bizi hiç bitmeyen bir korku durumunda tuttu; bizi sürekli bir yurtseverlik aşkıyla heyecan içinde bıraktı. Daima korkunç bir kötülük vardı. Eğer talep edilen büyük fonları temin ederek ve gözümüzü kapatıp arkalarından yürümezsek bizi yutacak olan bir kötülük. Ancak, geçmişe baktığımızda, bu felâketlerin hiç gerçekleşmediği görülüyor; bunların pek gerçek olmadığı anlaşılıyor” (“Haydut Devlet”, s. 36)!
YENİ 'TEHDİT' İSLÂM!
NATO, Amerika'nın önderliğinde, bu sözde Komünizm tehlikesine karşı, 1949'da kurulmuştu. Sovyetler de 1955 yılında bu saldırgan pakta karşı, Warşova Paktı'nı kurdular. Fakat inanılır gibi değil ama, dünya, NATO'nun Warşova Paktı'na karşı kurulduğu yalanı ile kandırıldı! Sovyetler Birliği'nin Afganistan macerasının sonunda Sovyetler Birliği dağıldı. Komünizm bitti. Fakat, ABD sürekli yeni 'düşmanlar' üretiyor! NATO'nun günümüzdeki tehdit önceliğini “Uluslararası Terörizm ve Radikal İslâm” aldı! Amerika kendi ürettiği Radikal İslâm'ı hedef alıyor! Çünkü Amerika'ya her zaman bir 'düşman' gerekiyor. Usame Bin Ladin'in de bu 'üretilen 'düşmanlardan' birisi olduğunu biliyorduk. Nitekim, Pakistan Devlet Başkanı Ali Zerdari'nin açıklamaları da bunu doğruluyor! Amerikan NBC televizyonuna bir demeç veren Zerdari, 11 Eylül 2001'deki saldırıdan (İkiz Kuleler) sonra, ABD kuvvetleriyle Pakistan güçlerinin Afganistan dağlarında birlikte operasyon yaptığını, Pakistan ordusunun, Tora Bora dağlarında Usame Bin Ladin'i yakalayarak, Amerikan güçlerine teslim ettiğini, ama ardından, ABD askerlerinin onu serbest bıraktığını söylüyor! 11 Eylül'ün de nasıl bir tezgâh olduğu artık meydana çıktı. 11 Eylül ABD saldırganlığının bahanesi olarak kullanıldı. İkiz Kuleler saldırısından sonra Başkan Bush yeni hedeflerini, “Bu bir Haçlı Seferidir” diye açıklamamış mıydı? Bu konuda Yenişafak Gazetesi yazarı Tamer Korkmaz şu önemli noktalara dikkat çekiyor: “Bin Lâdin'in, Dubai'deki Amerikan hastanesinde, CIA Bölge Şefi tarafından ziyaret edildiği tarih Nisan 2001! 6 Eylül 2001'de bomba koklayan köpekler İkiz Kulelerden çekilmiş! 11 Eylül yaklaşırken, binadaki güvenlik görevlilerinin vardiyaları kısaltıl-mış! İtalya eski Cumhurbaşkanı Francesko Cossiga, 2007'nin Aralık ayında, Corriera della Sera'ya verdiği mülâkatta şunları söylüyor '11 Eylül saldırılarının CIA ve MOSSAD tarafından gerçekleştirildiği gerçeği bütün istihbarat örgütleri tarafından biliniyor. 11 Eylül, İslâm Dünyası'nı suçlamak ve Batılı güçleri Irak ve Afganistan'a müdahaleye tahrik etmek için plânlanıp, gerçekleştirilmiştir'” (Yenişafak, 12 Eylül 2011)!
USAME BİN LADEN MASALI!
Amerikalı yazar John Pilger bu ünlü terörist lideri hakkında şu bilgiyi veriyor: “1996'da Washington Post'un haberine göre, El-Kaide Sudan'a yerleşmişti ve Hartum'daki iktidar, Washing-ton'dan Usame Bin Laden'e ve 3 bin dolayındaki savaşçısına dikkat etmesini istemiş, hattâ istenirse, Usame Bin Laden'i gözaltına almaya ya da teslim etmeye hazır olduğunu Amerikalı yetkililere iletmişti. Savunma Bakanı Tümgeneral Elfatih Erwa, Ameriklı yetkililere, Bin Laden'in Afganistan'a geçmeye hazırlandığını söylediğini ifade ediyordu. 'Bırak gitsin' demişlerdi ona. Kısa süre sonra Sudan, Laden ve yandaşlarını sınır dışı etti. Beş yıl sonra, The Irish Times, Usame Bin Laden'i izlemekle görevlendirilmiş üst düzey FBI ajanlarından John O'Neill ile bir mülâkat yaptı. 'Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve onun da arkasında, Başkan Bush'un maiyetini oluşturan Amerikan petrol lobisi, Laden'in suçlu olduğunu ispatlamaya yönelik çabaları bloke ettiler. Amerikan'ın Yemen Büyükelçiliği, 2001 Ağustos'unda O'Neill'in Yemen'e gitmesini engelledi. O'Neill bunun üzerine istifa ederek, Dünya Ticaret Merkezi'nde güvenlik uzmanı olarak çalışmaya başladı. 11 Eylül saldırılarında öldü. Agence France Press, O'Neill ve ekibine atıfta bulunarak şöyle bir haber yaptı: 'Suudi Arabistan doğumlu terör zanlısı Usame Bin Laden'i soruşturan FBI ajanlarına… George W. Bush'un iktidara gelmesiyle işten el çektirildi.'” (“Dünyanın Yeni Efendileri” s. 180)../…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?