AFGANİSTAN'DA NELER OLDU? (2)

YAKIN TARİHTE AFGANİSTAN'DA YAŞANANLAR
Afganistan, 19. Yüzyıl sonlarında Çarlık Rusya'sı ve Britanya arasındaki 'Büyük Oyun' sırasında tampon devlet görevi görmüştür. I. İngiliz Afgan Savaşı'nda Doğu Hindistan İngiliz Şirketi Afganistan'ı kısa bir süreliğine ele geçirmiş; ancak, 3. İngiliz-Afgan savaşının ardından 1919'da ülke yabancı hâkimiyetinden kurtulmuş ve nihayetinde Emanullah Han hükümdarlığında bir monarşiye dönüşmüştür. Bu monarşi neredeyse 50 yıl sonra Muhammed Zahir Şah'ın tahttan indirilip 1973'de cumhuriyetin ilân edilmesine kadar sürecektir. 1978'de ikinci bir darbenin ardından Afganistan sosyalist bir devlet olacaktır.

AMERİKA TALİBAN'I DESTEKLİYOR!
İkinci Dünya Harbi'nden sonra, İngiltere'den, 'Dünya Jandarmalığını' devralan Amerika, bu kadar kritik bir coğrafyada, Sovyetlerle yakın ilişkiler içinde olan bir devlete izin veremezdi. Ayrıca, tıpkı 1930'larda Emanullah Han'ın yaptığı gibi, Afganistan toplumunu dönüştürecek devrimci hamlelerin başarılı olması, Amerika için kabul edilemez bir durumdu. Çünkü, gelişmiş bir Afganistan, Amerika'nın çıkarlarına aykırıydı. Bu nedenle, tıpkı Emanullah Han'a yapıldığı gibi, Afganistan'daki ilerici yönetime karşı da harekete geçildi ve Afganistan'daki gerici kuvvetler desteklendi.
Taliban'ın etkili olmasında, Afganistan'daki devrimci yönetimin halkın dinî anlayışına karşı yürüttüğü radikal siyasetin de etkili olduğu muhakkaktı. Ancak, Amerika devreye girmeseydi, Afganistan'ın, kendi sorunlarını kendisi aşarak ilerlemeye devam edeceğine şüphe yoktu. Meşru Afgan yönetimi İslâmcı fanatik mücahitlerle baş edemeyince, Sovyetlerden yardım istedi ve Sovyet askerleri, Aralık 1979'da, Afgan ordusuna yardım için Afganistan'a girdiler. Neticede, Amerika'nın silâhlandırdığı ve eğittiği mücahitlerle baş edemeyen Sovyetler Birliği, yenilgiyi kabul ederek Şubat 1989'da ülkeyi terk etmek zorunda kalacaktır.
İlginçtir ki, Afganistan'daki on yıl süren bu savaşta, mücahitleri Amerika, İngiltere, Suudi Arabistan ve Çin; meşru Afgan yönetimini ise Sovyetler Birliği ve Hindistan desteklemiştir. Neticede mücahitler galip gelmiştir. 1996 yılına gelindiğinde ülkenin büyük bir bölümü ülkeyi 5 yıl yönetecek olan Taliban tarafından ele geçirilmiş bir durumdaydı. 2001'deki ABD işgali sonucunda, Taliban yönetimi sonlansa da, Taliban ülkenin büyük bir bölümünü kontrol etmeyi sürdürecek ve bu defa da Amerika ile savaş başlayacaktı.

AMERİKA AFGANİSTAN'A NASIL MÜDAHİL OLDU?
Aralık 1979'da Sovyetler Birliği'nin Afganistan'a yardım için asker göndermesinden 6 ay önce, yani temmuz ayında, Başkan Carter, 'Afgan mücahitlerin bir terör örgütü kurmaları' için 500 milyon dolarlık bir bütçe ayırmaya karar veriyor. Operasyonu ABD istihbaratının ve İngiliz MI6 (Em Ay siks)'nın birlikte yürütmesi kararlaştırılıyor! MI6, Usame Bin Laden de dâhil olmak üzere radikal İslâm savaşçılarını eğitmeye ve finanse etmeye başlıyor! Amaç, daha o zamandan, taslak hâlindeki 'Orta Asya gaz ve petrol boru hattı projesi' için Afganistan'da zemin kazanmak! Ancak, Afgan Hükûmeti'nin davetiyle Sovyet Ordusu Afganistan'a giriyor. Böylece petrol ve gaz boru hattı projesi engellenmiş oluyordu! Afganistan'da iç savaş devam ederken, ABD Başkanlarının çalışma ofisi olan Oval Ofis'te, Başkan Reagan ve Taliban liderleriyle çekilmiş bir resim var. Yıl 1983. Toplantının gündemi 'Afganistan'daki Sovyet işgaline karşı birlikte mücadele (Hemen belirtelim ki, Afganistan'da bir Sovyet işgali söz konusu değildi. Afgan yönetimi Taliban'la mücadelede yardım için Sovyet ordusunu davet etmişti! Fakat bu hep 'Sovyet işgali' olarak nakledildi. Tam bir kara propaganda. Amerika 'demokrasi götürmek' için gidiyor, Sovyetler ise işgalci!).
Eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ABD'nin Fox TV'sinde yayımlanan bir mülâkatında, Afganistan'a müdahaleleri konusunda şu itirafı yapıyor: “Sovyetler Birliği Afganistan'ı işgal ettiğinde, Pakistan'a gidip mücahit kuvvetleri oluşturmak için onları Stinger füzeleri ve modern silâhlarla donattık. Çünkü, böylece onların Sovyetleri Afganistan'dan kovacaklarına inanmıştık. Bu parlak fikrimiz başarılı oldu. Ve sonra Afganistan ve Pakistan'da bu savaş eğitimli fanatik insanları iyi silahlanmış hâlde bırakarak, 'hoşça kal' dedik. Sovyetlerin düştüğünü görmekten çok mutluyduk. 'Tamam, şimdi iyiyiz, her şey daha iyi olacak' diye düşünüyorduk. Şimdi geriye bakıyoruz; 20 yıl savaştığımız insanlar ve onların yaptıklarının, yapacaklarının kökeninde biz varız” (Milliyet, Ağustos 2021, Güneri Civaoğlu makalesi)! Amerika'nın Afganistan'da, Taliban ve diğer köktendinci örgütlere verdiği bu destek Sovyetlerin dağılmasıyla sonuçlandı. Sovyetler çekildikten sonra Afganistan'da bu defa, 1996 yılından itibaren Taliban hâkim oldu. 2001 İkiz Kuleler tiyatrosuna kadar bu böyle devam etti. Bu hadiseden sonra, Başkan Bush'un şu sözü hatırlardadır: “Bu bir Haçlı savaşıdır!”
Evet! Artık İslâm hedefti ve İslâmî terörü önlemek ve yok etmek için, Amerika terörün kaynağı olan Afganistan'ı işgal edecekti! Neticede, Amerika, Vietnam'dan sonra, Afganistan'da da bir yenilgi daha aldı ve bu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Umarız aynı durum kısa zamanda Irak'ta ve Suriye'de de gerçekleşir ve PKK/PYD macerası da artık ebediyen son bulur. Umarız, Amerika'nın ipine sarılanlar, eğer içlerinde bir nebze bu vatana bağlılık duygusu varsa, bu ipin ne kadar çürük bir ip olduğunu ve ülkelerinde millî siyasetlerin uygulanabilmesi ve adaletli yönetimlerin kurulabilmesi için ellerini taşın altına koymak zorunda olduklarını da artık anlarlar!
Evet! Sonunda Amerika Afganistan'dan def olup gitti. Fakat geride çok büyük acılar bıraktı. Amerika 1978'de Taliban'ı desteklemeye başladığında burada iyi kötü işleyen bir devlet mekanizması vardı. Bugün tam bir kaos var! Zaten Amerika'nın girip çıktığı yerlerde kaostan başka ne beklenir ki? Kabil havaalanında yaşanan insanlık dramını gördük! Bunun sorumlusu Amerika'dır. Kabil'de yaşananlar, tıpkı yaklaşık 50 yıl önce, Amerika Vietnam'dan çekilirken yaşananların âdeta bir tekrarıydı.

AMERİKA'YA HEP BİR DÜŞMAN GEREK!
Amerika, İkinci Dünya Harbi sırasında, Nazi Almanya'sı ile savaşan Sovyetler Birliği'ne büyük miktarlarda savaş malzemesi vererek Almanların yenilmesini sağlamıştı. 4-11 Şubat 1945 tarihinde gerçekleşen Yalta buluşmasında, Amerika, İngiltere'yi bile dışlayarak, Avrupa'nın şekillenmesine Sovyetler Birliği ile birlikte karar vermişti. Fakat savaş bittikten sonra, Amerika kendisine bir düşmanın gerekli olduğunu görünce ona göre davranmaya karar verdi!
İkinci Dünya Harbi'nden en kazançlı ülke olarak çıkan Birleşik Devletlerin savaş harcamaları 300 milyar doların üzerindeydi. Bu korkunç bir miktardı ve Amerikan iş çevrelerinde, savaş bitince Amerikan ekonomisinin bir durgunluğa girebileceği endişesi hâkimdi. Savaşa yönelik üretimin ağırlığı oldukça yüksekti. Silâh üretimi sürmeliydi! Bunun için de yeni gerginlikler gerekliydi! Harry Solomon Truman Başkanlığa seçilince, Nazi Almanya'sına karşı birlikte savaştıkları; büyük silâh ve malzeme yardımı yaptıkları Sovyetler Birliği 'En büyük düşman' ilân edilir ve 'Rus Tehlikesi Var' sloganıyla 12 Mart 1947 tarihinde, ünlü doktrinini (Truman Doktrini) Kongre'ye kabul ettirmeyi başarır. Böylece ABD, bir yandan kendine gerekli olan bir düşmana sahip olmuştur, diğer yandan da bu düşmandan, tüm 'Hür Dünya'yı korumak misyonunu üstlenmiştir! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?