AFGANİSTAN'DA NELER OLDU? (1)

Afganistan'daki son durum ne? Amerika kaybetti ve çekildi. Geride tam bir kaos bıraktı. Televizyonlarda bazı Atlantikçi yorumcular, bir türlü Amerika'nın kaybettiğini söyleyemiyorlar ama durum bundan ibaret.  Amerika kaybetti! 1970'lerin sonunda, Afganistan'ın demokratik yönetimini devirmek için   desteklediği köktendinci örgüt Taliban Amerika'yı da devirdi!
Peki, ne işi vardı Amerika'nın Afganistan'da?  Bu geri kalmış ülkeye demokrasi götürmek görüntüsü altında; Orta Asya'ya, Hindistan'a ve Çin'e giden yollar üzerinde hâkim bir durumda olmak! Amerika'nın bu pis çıkarları yüz binlerce Afganlının ölümüne ve Afganistan'daki  yoksulluğun daha da derinleşmesine sebep oldu.
AFGANİSTAN TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ
Denize bağlantısı olmayan bu Orta Asya ülkesinin 30 milyon dolaylarında olan nüfusunun yaklaşık yüzde kırkını Peştunlar, yüzde 25'ini Tacikler, yüzde 20'den fazlası da Türk kökenliler  oluşturuyor. 
Türklerin kurdukları devletler Afganistan'da yüzyıllarca hâkim olmuşlardır. Bu Türk devletlerini Sakalar (İskitler) Akhunlar, Göktürkler, Gazneliler, Büyük Selçuklular, Emir Timur Devleti, Şeybani Özbekleri, Harezmşahlar, Avşarlar ve Babürler olarak sayabiliriz. 
Afganistan bize daima dostluk sergilemiş ve hiç ihanet etmemiş bir millettir ve bizi ilk tanıyan devletlerden biridir (Diğerleri Sovyetler Birliği, Azerbaycan ve İran'dır).
ATATÜRK'ÜN AFGANİSTAN'A BAKIŞI
 Atatürk'ün; Afganistan'la ilişkilerimiz hakkında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'a yazılı bir talimatı vardır. Atatürk; devletin maddî imkânları izin verdiği ölçüde Afganistan'ın gelişmesinde katkıda bulunacak danışmanlar gönderilmesi ve bu danışmanların, Afganların ve ülkeyi yönetenlerin fikir ve düşünce dünyasına uyum sağlayarak, Türkiye'nin de çıkarlarını göz ardı etmeden hizmet vermelerini emretmiştir.  Fakat ne yazık ki, Türkiye'nin İslâm ülkelerine bu yaklaşımı Atatürk'ün ölümünden sonra terk edilmiş ve İnönü döneminde Türkiye Amerika'nın dümen suyuna girmiştir! Türkiye NATO'ya girerek, İngiltere'nin teşvikleriyle, BAĞDAT PAKTI'nın kurulmasına öncülük ederek,  bölgemizde Batı'nın çıkarlarının savunuculuğunu üstlenmiştir. Tuhaftır ki, Kıbrıs konulu yazı dizimizde de belirttiğimiz gibi, Demokrat Parti iktidarı da bu çizgiyi izleyecek, fakat Amerika'ya endeksli dış siyasetin çok yanlış olduğu görülerek, dış politikada daha dengeli bir siyaset takip etmek amacıyla, 1957'den itibaren Sovyetler Birliği ile ilişki kurulmaya başlanacaktır! Eğer 27 Mayıs 1960'da bir Askerî Darbe ile, Demokrat Parti iktidarı düşürülmemiş olsaydı, Başbakan Adnan Menderes Temmuz 1960'da Moskova'ya giderek, büyük bir ticaret antlaşması imzalayacaktı. Amerika buna izin vermemiştir!
Afganistan da Türk Devrimini yakından takip etmiştir. Türkiye'ye gelerek, uzunca bir süre memleketimizde kalan Emanullah Han'ın, Atatürk'e hayran olduğunu biliyoruz. Emanullah Han'ın, Atatürk'ten esinlenerek yapmak istediği devrimler, toplum tabanı olmadığı için başarılı olamamış ve Emanullah Han ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. 
Ünlü Amerikalı gazeteci Hemigway, Atatürk'ün etkisi hakkında, Ekim 1922'de şunları yazmaktadır: “Afgan ordusu modern silâhlarla donatılmış durumda ve askerlerini de Mustafa Kemalci subaylar yetiştiriyor. Mustafa Kemal'in başarılarından esinleniyorlar ve var oluşları bile, Hindistan'daki İngiliz hâkimiyetine karşı sürekli bir mücadeleye bağlı. Bu, Mustafa Kemal'in yarattığı bir zihniyettir ve Ruslar tarafından silâhlandırılan Afganistan, çözümü hiç de kolay görünmeyen bir yeni Doğu Sorunu olarak ortaya çıkmaktadır” (Doğan Avcıoğlu, “Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 85).
Eski bakanlardan Cahit Kayra da, Emanullah Han'ın devrilmesi hakkında şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Batı'nın ve özellikle Anglosakson hâkimiyeti altındaki bütün milletler, Türklerin bu başarısından etkilendiler ve aynı yöntemi denediler. Hindistan ve Afganistan bunların başında idi. Afganistan'da iyi yetişmiş bir kral, Emanullah Han, Mustafa Kemal'den aldığı esinle, hayat biçimini değiştirmek ve yeni bir toplum yaratmak istedi. Anglosakson yönetimi derhâl harekete geçti.  Afganistan, Hindistan yolları üzerinde bir ülkeydi. Türkiye'de olduğu gibi bir gelişme sürecine girerse, uygar varlıklı ve insanca bir hayatı olursa, yani Afganistanlının gözü açılırsa, İngiltere için bu ciddî bir tehlikeydi. Sonuçta yerli aşiretlerin, cemaatlerin başlarındaki derebeylerini, şeyhleri ayağa kaldırdılar. Bunlar, her zaman olduğu gibi, genç kralın 'dinsizliğini ve şeriatın elden gittiğini' ileri sürerek kargaşalıklar yarattılar. Silâhlar ve altın Batı'dan geldi (“Devletçilik-Altın Yıllar-“, s. 149)!
Atatürk; Batı emperyalizminin tasallutuna karşı, bölge devletleriyle ilişkilerimizi güçlendirmek yolunda çok önemli adımlar atmıştır.  O'nun mazlum milletlere karşı olan yakınlığı hiç eksilmemiştir. 1933 yılında, Büyük Zafer'in yıldönümünde, zafer meydanında yaptığı şu konuşma da bunun çok çarpıcı bir örneğidir: “Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin uyanışını da öyle görüyorum. Bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşacak olan pek çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, kuşkusuz ki, ilerlemeye ve refaha yakın olacaktır.  Bu milletler bütün güçlüklere karşın muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır.  Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletlerarasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı hâkim olacaktır”  (Tek Adam,  Cilt III, s. 424).
Atatürk'ün bu anlayışı Sadabat Paktı ile taçlanacaktır. Sadabat Paktı, İran'daki Sadabat Sarayı'nda 8 Temmuz 1937'de, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan Büyükelçileri tarafından imzalanmış ve katılan devletlerin Meclisleri tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Sadabat Paktı görüşmeleri 3 yıldan fazla sürmüştür. Türkiye bu görüşmeler sırasında Rusya'yı da sürekli bilgilendirmiştir. Tevfik Rüştü Aras bu konuda bize şu bilgiyi veriyor: “Bu yolda çalışmakla, bir hayli süre sonra taslak hazırlandı ama iş bununla da bitmiş olmuyordu. Sıra, sınır anlaşmazlıklarının çözümüne gelmişti. İki müttefikimiz (İran ve Afganistan), sınır anlaşmazlığının çözümünü Türkiye'nin seçeceği bir kişinin hakemliğine bıraktılar. Orgeneral Fahrettin Altay, bu konuda büyük hizmet verdi. İran ve Irak sınır anlaşmazlığının çözümünü ise, bu iki dost devletin başkentlerine gidişim sırasında her üç devletin temsilcileri bir arada çalışarak başarabildik. Bu başarı, dört Orta Doğu memleketi arasında sık sık görüşmeyi ve buluşmayı sağlayacak ve ileride bölgemizdeki öteki Doğu memleketlerini de aramıza almayı mümkün kılacaktı” (Avcıoğlu, age. s. 1469).
İran ve Afganistan sınırlarının belirlenmesi amacıyla, Fahrettin Altay, üç ay süre ile İran ve Afganistan'da çalışmalar yapacaktır! Bu devletler Batı'ya karşı İstiklâl Harbi veren Türkiye'nin hakemliğine güvenmekteydiler! Türkiye bölge devletlerinin sorunlarıyla işte bu kadar yakından ilgiliydi. Ama bir ağabeyi gibi, buyurgan bir tavırla değil, kardeşçe! Bugün Taliban'la görüşme istekleri var. Tabiî ki, görüşülmelidir.  Fakat Taliban Anti-Emperyalist! Bu bakımdan Türkiye öne NATO üyeliğini sorgulamaya başlamalıdır. Tabiî bu o kadar da kolay değil. Çünkü Atatürkçüler bile NATOCU!”
Türkiye bugün de, Afganistan'ın başında kim olursa olsun, Afgan halkının yanında bulunmalıdır. Atatürk'ün yaptıklarının anlamı ve değeri iyi kavranmalı ve buna göre hareket edilmelidir. Fakat bunu yaparken kesinlikle, 'NATO Üyesi' kimliğini kullanmaktan imtina edilmelidir. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?