BEKLEYELİM GÖRELİM...

Bazı bilim kurgu filmlerde şöyle sahneler vardır:

 

“Başlangıçta çok iyi niyetlerle programlanmış, doğru işleri yapmak üzere kodlanmış olan robotlar, daha sonra sebebi bilinmeyen bir şekilde kontrolden çıkar ve tüm dünyayı cehenneme çevirir...”

 

Bu tür filmlerin verdiği mesaj; robotlara güvenmemek değil; “insanları ve robotları kontrol altında tutmanın ne kadar hayati önem taşıdığını bilinç altına işlemek gibi geliyor bana...

 

Ancak, tasarlanan bu kontrol sisteminin içinde geleneksel ahlak ya da inançlar yok... Evrensel hukuk yok...

 

O kontrol sisteminin içinde sadece üreticilerin ve sermayedarların iradesi var! Bu irade ötekilerden çok daha değerli...

 

Bilim ve teknoloji bu konudaki çalışmalarını iki ayrı kanaldan yürütüyor:

 

Birinci kanalda, üstün bir yapay zekaya sahip,  insan gibi düşünüp hareket eden robotlar üretmeye;

 

İkinci kanalda da, bunun tam tersine, mevcut insanları robotlaştırmaya, tüm davranışlarını ve kararlarını  kontrol altına almaya çalışıyorlar...

 

Malum “Kovit” salgınının da bu tür çalışmaların bir defosu olduğunu söylemek mümkün...

 

Deliller onu gösteriyor!...

 

Diğer insanlarla dipdibe, sosyal bir ortamda yaşamak zorunda olan insana, hayatta kalabilmek için “aşı” dışında bir seçenek bırakmıyorlar...

 

Bizi kendi ürünlerine itaate zorlayan, bilim ve teknolojiyi yöneten bu irade, daha ötesi için ne planlamış bilmiyoruz...

 

Ya da planladıkları şeyi hatasız yürütüp yürütmediklerini!...

 

Yalnız, ülkemizde bu konuya paralel enteresan bir durum daha gözleniyor...

 

İkinci kanal diye bahsettiğim çalışmaların deney sahası sanki burası!...

 

Hiçbir şeyi sorgulamayan, doğruluğunu araştırmadan her konuda kesin hüküm veren milyonlarımız var!

 

Seri imalat ürünü gibiler!

 

Kodlanmış bir robot gibi hareket ediyorlar...

 

Düğmelerine basıldıkça aynı sesi çıkarıyorlar...

 

- Ağzımdan çıkan kelime acaba doğru mu?

- Tartıştığım konuda  bilgim ne düzeyde?

- Karşıdaki acaba haklı olabilir mi?

- Ben yanlış tarafta kalmış olabilir miyim?

- Bu konuya bu tepki normal mi?

- Güvendiğim insanlar hata yapmış olamaz mı?

- Eksik ya da yanlış biliyor olamaz mıyım?

 

Bu sorulardan hiç değilse birini bile soran yok aralarında...

 

Kafesteki kuş, uçmayı hastalık sanır” diye bir söz var...

 

Kendi tecrübe etmediği her şeye düşmanca bakan bir kitlemiz olmuş...

 

Olaylara sadece kendi penceresinden bakan, at gözlüğü takmış, sürekli bir taraftar içgüdüsü ile hareket eden bu tipler, sanki sözünü ettiğim o  “ikinci kanalın” tornasından çıkmış gibi!...

 

Yanlış anlaşılmasın... Hem sağda kümelenmiş bu tipler, hem solda... Hem aşağıda hem yukarıda...

 

Toplu hücum, toplu defans yapıyorlar...

 

Öyle bir kodlanmışlar ki, bir gün önce “asla taviz vermem” dediği konuyu, bir gün sonra çok rahat bir şekilde “aslında önemli değil” noktasına getirebiliyorlar!...

 

Davranışları kodlanmış bu kitleler;

 

- Robota dönüştüklerini fark edebilecekler mi? Bu mümkün mü?

- İradelerini tekrar özgürleştirebilecekler mi?

- Beyinlerini emanet verdikleri yerden geri alabilirler mi?

 

Artık fikir yürütemiyorum…

 

Sadece ahlakın, evrensel değerlerin ve geleneksel inançların hakim olduğu bir hayata dönüş yapabilir miyiz?

 

Bilmiyorum…

 

Filmin sonunu ben de merak ediyorum...

 

Bekleyelim, görelim...

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma

# Bir, gibi, Çok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?