Fındık Üreticisi, “Şarap”çı mı Olmalıdır!

Fındık, yalnızca fındık değildir. Kişinin gelirini belirlediği gibi ekonomisini, sosyal ve kültürel yaşamını de etkiler. Fındık geliri yönünden Giresun ilindeki üreticiler, diğer illerdekilere göre dertlidir. Gelir yönünden en sondadır. Fındık, kişinin gelirinin yanında köyün, ilçenin, ilin, bölgenin ve ülkenin gelirini etkiler. Başlı başına fındık ekonomisi, ilin milli gelirden aldığı paya etki yapar. 
Şimdi unutuldu, ama anımsatalım. Fındık ihraç geliri, toplam ihracatın %50'ine karşılık düştüğü yıllar, 40-50 yıl öncesine gider. Yine fındık ihracat edenlerden alınarak fiyat istikrarı fonuna aktarılmış olan kaynağın fındık üzerinden alınan adaletsiz vergi olduğunu da anımsatalım. Bu kaynağın nasıl çarçur edildiği de başka bir yazı konusudur. Bu da 40 yıl öncesine dayanmaktadır. 
Cumhuriyetin başından itibaren kurulan tüm fabrikaların temelinde kuru incir, kuru üzüm ve tiftik ile birlikte fındık vardır. Çünkü geleneksel ihraç malımız olan bu ürünler Cumhuriyet öncesinde de ihraç edilmektedir. 
Fındığın, yalnızca çiftçilik, üreticilik olmadığını, vatan savunmasının ve kalkınmasının temel taşı olduğunu bilmeliyiz. Vatan varsa üretim vardır. Üretim varsa kalkınma vardır. Vatana sahip çıkma duygusuyla ve vatanın sürekli olarak savunulmasının gerekliliği unutulmadan üretim yapılmalıdır. Bugün fındık üretebiliyorsak temelinde vatan savunmasının, 30 Ağustos Zaferinin olduğunu bilmek zorundayız. Bırakın üretmeyi, bağımsız ve özgür biçimde nefes alabilmemiz dahi savaşlardaki şehitlerimiz sayesindedir. Bugün, hepimizin kendisine, “Bayramı hak ediyor muyuz, bugüne değin hak edecek ne yaptık?” sorusunu da sorması zamanıdır.              
***
40 yıl öncesine kadar üreticisine refah sağlayan bir ürün olan fındık, bugün, gelir sağlamayan bir ürün durumundadır. Özellikle, Giresun'daki fındık üreticisi, bugün, kölelik ücretiyle yaşamaya çalışmaktadır. Bunun objektif nedenleri olduğu gibi sübjektif nedenleri de vardır. Giresun ilindeki arazinin eğimi, rakımı, ulaşım imkânları gibi birçok faktör dekar başına verimi olumsuz etkilemektedir. Derin vadilerle bölünmüş Giresun'da fındık bahçesinde ayakta durmak bile zordur! Dolayısıyla Çarşamba, Bafra ve Düzce Ovalarındaki dümdüz arazilerde yapılan fındık üretimine göre verim düşük olduğu gibi üretim maliyeti daha fazladır. Bu ovalarda makineli tarım yapılarak üretim maliyeti aşağılara inmektedir. Giresun ilinde ise makineli tarım yapmaya elverişli arazi yapısı yoktur. Tüm üretim süreci insan emeğine dayalıdır. Bu nedenle karşılaştırmalı maliyet yüksek, buna karşılık verim düşüktür. Bugün bu olumsuz yönü olmakla beraber Giresun ilinden en az 300 yıldır fındık ihraç edilmekte ve en kaliteli fındık üretimi yapılmaktadır. Giresun “tombul” fındığı, bir çok niteliğiyle diğer çeşitlerden ayrışmaktadır. Deyim yerindeyse “bakır”ın yanında “altın”dır. Dünyanın en kaliteli fındığıdır. 
***
Son 40 yılda fındık dikim alanları açısından Ordu ve Samsun illeri başta olmak üzere tüm Batı Karadeniz Bölgesinde yüzde yüzden fazla oranda genişleme vardır. Şimdi, Tokat, K.Maraş gibi illerin de fındık üretimi açısından adının geçmesi de bir başka faciadır. İyi ki, 16.06.1983 tarihinde 2844 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş! Yoksa 81 vilayette fındık dikilmesini önleyemezdik! Fındık dikim alanlarının sürekli büyümesinin olumsuzluğu ile ilgili olarak çok sayıda yazdım. Fındık dikim alanlarının genişlemesi 2844 sayılı Yasaya açıkça aykırıdır. İzin alınmış olsa bile dümdüz ovalara fındık diktirmek, dikilmesine göz yummak ihanettir!  
Hiçbir ilde fındık üretimi yapılmamakta iken Giresun fındığını ihraç eden bir ildir. 50 sene önce fındığı bilmeyen tanımayan yerler, bugün fındıkçı pozu atmaktadır! Giresun, yüzyıllardır fındık ile yoğrulmuştur. Genişleme yapılan illerin karşısında yeniden fındık dikimi yapılarak genişleme sağlayacak arazisi yoktur. Dolayısıyla verimi artıracak önlemlerin dışında yapılacak bir şey yoktur. Ancak, verim artışının da bir sınırı vardır. Hele coğrafyanın oluşturduğu kısıtlamalar ile ulaşım altyapısının eksikliği, verim artışı ve Giresunlu üretici için çok büyük açmazdır. 
***     
Buna karşılık, fındık üretilen hiçbir ilde olmayan bir avantajımız vardır. Bu durumda, Giresunlu üretici ne yapmalıdır? Miktarı artırma çabasından vazgeçmelidir. Dünyada tek olan kaliteli fındık üretimini yapmalıdır. Yani, tozlayıcı çeşitler unutulmadan “tombul” fındık üretimi yapılmalıdır. 
Olumsuz coğrafi koşullar nedeniyle üretim belli bir oranın üzerinde artırılamayacağına göre tamamen doğal, gübresiz ve ilaçsız üretim yapılmalıdır. Kalite artırılmalıdır. Bu üretim biçimi, tümüyle Giresun kalite fındığın üretildiği coğrafyayla sınırlı olmalıdır. Bu gün uygulamada görülen kısmi ve parça parça “organik” fındık üretimi ile sorun çözülmez. Bunda vazgeçilerek, bütün coğrafyada zorunlu üretim yapılmalıdır.  
Diğer yandan ovalarda üretilen endüstriyel fındık ile miktar yönünden rekabet edilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle üretimi azaltacak, geliri çeşitleyecek ve artıracak başkaca tedbirlere de ihtiyaç vardır. Fındık bahçelerinin sınırlarına “ipek kozası”  üretimi için dut fidanı dikilmeli ve mevsiminde bunun üretimi yapılmalıdır. Yine, mutlaka, ekonomik olacak ölçülerde üzüm dikilmelidir. Fındık dikim alanlarının 100 M2 den küçük olmayan bir bölümü üzüme ayrılmalıdır. En az 500-1000 Kg. civarında üzüm üretilerek, üzümden şıra, pekmez, fındıklı köme, pekmezli kabaklı, sirke ve şarap üretilmelidir. Özellikle, en iyi şaraplık üzüm olarak ilimizde yetiştirilen “kokulu” üzüm üretimi tüm bahçeler için vazgeçilmez olmalıdır. Şarap, yalnızca üzümden de olmaz. Elma, armut gibi meyvelerden de yapılabilir. Mavi yemiş, enderek, taflandan dahi yapılabilir. Nitekim mavi yemişten şarap üretenlerin olduğunu anlıyoruz. Yine, kuru meyvelerden de şarap üretilebilir. Yani, fındık şarabı da üretilebilir. Bu nedenle mutlaka fındık şarabı da üretmeliyiz. 
Özetle, gübresiz ve ilaçsız fındık üretimi; fındıktan şarap üretimi; üzümden şıra, pekmez, fındıklı köme, pekmezli kabak ve sirke üretimi; ipek kozası üretimi yapılarak bir yılda üç kez, üç ayrı ürünün ticari üretimi yapılmalıdır. Bu, aynı zamanda işgücünün üç ayrı ürüne ve zamana yayılmasıdır. Aile işletmeciliği için biçilmiş kaftandır. Küçük işletmelerin, yılda en az üç kez ürün alarak, gelirini çeşitleme ve artırma olanağı oluşturacaktır. Ürün çeşitliliği, aynı zamanda Eylül ayında üreticinin fındığını satması yönündeki ekonomik baskıyı kaldıracak ya da hafifletecektir. Yani, hem üretim miktarının azaltılması, hem de diğer ürünlerden gelir elde edilmesinin oluşturduğu ekonomik avantajla ürün satımının bir ayın içine sıkışmayacağı açıktır. Aynı zamanda birim fiyatın olumlu yönde ayrışmasına  katkı sağlayacaktır. 
Bazı yeteneksiz yetkililerin söylediği “Ürünün tamamını satmayın, emanete vermeyin, fındığı hemen pazara indirmeyin” biçimindeki gerçeklikten uzak ve dolayısıyla toplatma ücretlerini ödeyecek parası olmayan, vadesi gelmiş borcu olan, patoz, ilaç, gübre ödemesi olan üreticiye çare olamayacak öneriler yerine üreticinin uzun vadede gelirini artırıcı ve çeşitleyen önlemlere ihtiyaç vardır. Mutlaka yapılmalıdır. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?