MUTLULUĞUN FORMÜLÜ…

Ömrümüzün en mutlu, en coşkulu yıllarıdır çocukluk…
Hayatın her zerresinden zevk aldığımız, her anını doya doya yaşadığımız…
Baskı altında tutulmayan tüm çocuklar için durum böyledir…
Zengin olsun, fakir olsun… Siyah olsun, beyaz olsun fark etmez…
En masum duygular, en içten davranışlar…
Hiçbir şeyin sahtesini bulamayacağımız o altın dönemde yaşanır…
- Yalanın, dolanın olmadığı, 
- Yaptığımız en küçük yanlışın veya hatanın bizi ağlattığı,
- Kahpelik, nankörlük, hainlik gibi kötülüklerin bilinmediği o çağda…
O yüzden çocukların tümü cennetliktir!... Cehenneme atılacak, sorgu suale tutulacak çocuk yoktur…
Bazen, saçma gibi gelse de şöyle dua ederim:
- “Ya rabbi, ruhumuz hiç büyümesin… Gönlümüzü çocuklukta bırak!..”
Yetişkinliğe geçtikten sonra değişir bütün her şey…
Aklımızın ipi meleklerden alınıp, elimize tutuşturulur…
Nereye bağlayacağımıza, hangi yöne gideceğimize, o aklı nerede kullanacağımıza artık nefsimiz karar verecektir…
Bu devir-teslimin yapıldığı dönemde anne ve babalara çok önemli sorumluluklar düşer…
Bir taraftan çocukların kendi ayaklarının üstünde kalmasını sağlamak…  Bir taraftan da yanlış tercihlerin, hatalı kararların onlar üzerinde yaratacağı tahribatı önlemek gibi…
O dönüm noktasında, her ne kadar okullar da bazı sorumluluklar üstlense bile, bu tek başına kafi gelmez…
Çocuğun raydan çıkmaması, fabrika ayarlarının bozulmaması için, sacayağın her üç bacağının da eşgüdüm içinde hareket etmesi gerekir.
Aile, okul ve çevre faktörünün yapacağı ilk iş, çocuğa evrensel değerleri özümsetmek olmalıdır…
Tüm insanlık tarafından kabul gören bu değerlerin pas geçilmesi, sadece yerel kültürün veya aile tercihlerinin öğretilmeye çalışılması onu canlı bir bombaya dönüştürecektir… (Taliban gibi)
Aile ya da çevre, söz konusu o evrensel değerlerden yoksun ise; sadece okul, çocuğu yetiştirmekte zorlanacaktır… 
- Mutlu çocuk yoksa, mutlu insan da yoktur…
- Mutlu insan yoksa, mutlu toplum da yoktur…
Mutluluk, yaşadığımız hayatın üzerimizde bıraktığı güçlü ve olumlu izlerdir… 
Bir nesneye ya da bir objeye sahip olmakla ilgisi yoktur…
“Ruhun tatmini” bedeni sağlıklı kılar… Sağlığın formülü bu kadar basittir! Biriktirerek değil, harcayarak  ya da paylaşarak mutlu olduğumuzu fark etmemiz bu yüzdendir…
Serveti çoğaldıkça, insanın kaygıları da aynı oranda artar… O kaygı büyük bir strese dönüşür… O stres ise çok büyük hataların yapılmasına yol açar…
Neticede söyleyeceğim şudur:
Bir çocuğun oyun dünyasında başarabildiği gibi;
- Yaşadığımız toplumu insanın doğasına göre düzenlemeyi başarabilirsek,
- Çevre koşullarını kabul edilebilir bir noktaya getirebilirsek,
Yaşamdan aldığımız lezzetin tadına doyum olmayacak…
Paranın satın alabileceği her şeyi satın alabilen, dünyanın her türlü konforuna sahip olabilen biri kadar;  yaylasında-köyünde ineğinden sağdığı sütü içen, topraktan yapma kulübesinde yaşayan biri de aynı derecede yaşamdan keyif alabilir…
Yeter ki, 
Geçmişimizde olumlu izler bırakan çocuğu, hiç terk etmeden, fabrika ayarlarını bozmadan, ömrümüzün sonuna kadar içimizde yaşatmayı becerebilelim…
Mutluluğu koyduğumuz hedefte değil, yaşadığımız hayat yolculuğunda arayalım…
Bir akademik araştırmada, 
- “Hayatınız istediğiniz gibi gidiyor mu? “  sorusunu sormuşlar…
(1-7)  arasında verilen cevaplarda, 
- Kenya yerlilerinin ortalaması 5.7, 
- Dünyanın en zengin insanlarını listeleyen,  “Forbes 400”  ortalaması  ise 5.8…
Hayırlı ve “mutlu” Cuma'lar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Önümüzdeki Yıl Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?