CİĞERLERİMİZİ YAKTILAR!

Güney bölgelerimizde çıkan orman yangınları bir millî felâket durumunu aldı. Onlarca yılda büyüyecek ağaçların çıra gibi yandığına şahit olduk. Can ve mal kayıpları yaşandı. Kaplumbağalar, o sevimli sincaplar tüm orman canlılarıyla birlikte  yok oldular.
 YANGINLAR İHMAL Mİ, TABİAT OLAYI MI SABOTAJ MI? 
Orman yangınlarında sabotaj ihtimali üzerinde de duruluyordu. Nitekim, PKK bu yangınların, 'ateşin çocukları' isimli terör örgütü elemanları tarafından çıkarıldığını kabul etti.  Bu hainler, 'ateşin çocukları' mı, yoksa şeytanın çocukları mı?  
Açılım sürecinde iktidarın vermiş olduğu tavizler, HDP/PKK ihanet cephesinde, 'amacımıza ulaşmaya az kaldı' duygusunu geliştirmişti. Ancak, 7 Haziran 2015 seçimlerinde, aziz milletimiz engin sağduyusuyla, AKP'yi tek başına iktidar yapmayarak, HDP/PKK'ya verilen tavizleri onaylamadığını gösterince, iktidar çok doğru bir karar alarak, var gücüyle PKK'nın üstüne gitmeye başladı ve PKK çok büyük güç kaybına uğradı. Bugün,  Bush'un küstahça, 'Get out (defolun)' diyerek ordumuzun Irak'ın kuzeyinden çekilmesi 'talimatını' vermesinden yıllar sonra, Irak'ın Kuzeyinde de dilediğimiz zaman Askerî Harekât yapıyoruz. Artık kimse bizi engelleyemiyor! Bizim de şiddetle eleştirdiğimiz Açılım Süreci'nden sonra, bugün, iktidarın bu dış destekli ayrılıkçı hadiseye bakışının çok daha millî olduğunu belirtmeliyiz. PKK'nın etkinliği kırılıp, devlet her yerde hâkim olmaya başlayınca bölge halkı hayat standardının nasıl yükseldiğini gördü. Artık, yığınla kandırılmış genç örgüte katılmıyor. Hattâ, çocukları dağa kaçırılan Diyarbakır annelerinin fedakâr direnişleri sayesinde, dağdan geri dönüşler de başladı. PKK gittikçe güç kaybediyor. Bu da tabiî ki, Amerikalı ve Avrupalı 'dostlarımız' başta olmak üzere, Kandil'deki uşaklarını telâşlandırıyor. PKK'nın bitmediğini göstermek için az maliyetli büyük eylemlere başvurabilirler ki, orman yangınlarına daha önce de başvurduklarını biliyoruz. Hiçbir vicdanî değere sahip olmayan bu teröristler ormanları da yakarlar, insanları da yakarlar! Zaten, Kandil'den, terör örgütü mensuplarına  'silâhınız kibrit ve çakmak' denilerek, orman yangınları çıkarılması mesajı verilmemiş miydi?
Umuyoruz, devletimiz bu yangınların sorumlularını en kısa zamanda yakalar ve failler, yasalarımızın öngördüğü en ağır cezalara çarptırılırlar.
YANGINDA TELEF  OLAN  HAYVANLAR
Bu yangınlarda telef olan o güzelim orman canlılarının yanmış görüntüleri televizyonlarda ve gazetelerde yayımlanmalıdır. Batılı 'dostlarımızın', Körfez Savaşı sırasında, Saddam'a itibar kaybettirmek için, Kanada açıklarında batan bir tankerden sızan petrole bulanmış uçamayan zavallı bir karabatağın görüntüsünü, 'Saddam'ın havaya uçurduğu petrol borularından sızan petrolden etkilenen karabatak' diye dünyaya nasıl reklâm ettiklerini hatırlayınız!  Biz de, bu vicdansızların çıkardıkları orman yangınlarında yanan kavrulan orman canlılarının görüntülerini bütün dünyaya göstermeliyiz.
Unutmuş değiliz, daha yakın zamanlarda artık bir '5. KOL' gibi çalışan Sosyal Medyada, PKK'lıların dağlarda, ne kadar çevreye saygılı bir hayat yaşadıklarını, çevreyi nasıl koruduklarını gösteren fotoğraflar yayımlanmıştı! Bunların bir PKK propagandası olduğu açıktı! Amaçları, kamuoyunda, 'PKK işte bu kadar yüksek insanî değere sahip, bu kadar çevreci bir örgüt'  algısı yaratmaktı!  PKK'ya sempati ile bakan gafiller, PKK'nın halk düşmanı olmasının yanında, aynı zamanda tabiat düşmanı bir örgüt olduğunu da artık anlamış olmalıdırlar! Bu yaşadıklarımıza rağmen,  bu gerçeği hâlâ daha anlayamamışlarsa artık onlara gafil değil, hain demek durumundayız.
Ne yazık ki, millî tarih şuuruna sahip olmayan ve emperyalizmi yeterince tanımayan aydınlarımız, bu bölücü PKK hareketine ve siyasî uzantısı HDP'ye sempati ile bakmaktadırlar. İşte Hendek Savaşları sırasında, Vatanın Birliği ve Milletin Bütünlüğü pek de umurlarında olmayan bazı akademisyenlerin yayımladıkları bildiri meydandadır. Dünyada böyle bir bildirinin müsamaha ile karşılanacağı bizden başka bir ülke inanınız yoktur.
 Yıllar önce Halk TV'de program yapan bir Hatunun şu sözlerini de unutmamız mümkün değil: “Ne olur Kürtlerin de bir devleti olsun canım!” 
İşte, bu güzelim ülkede, millî tarih şuuru bulunmayan aydınlar bu boyutlarda bir gaflet içerisindedirler. Sanki bu devlet Kürtlerin de devleti değilmiş gibi; sanki Kürtler Türkiye'nin Kızılderilileri ya da zencileriymiş gibi!
Aziz Nesin 1980'li yıllarda, “Türk halkının yüzde 60'ı aptaldır' diye bir söz söylemişti. Aziz Nesin, bu sözün akabinde bir konferans için gittiği Sinop'ta, konferansın bitiminde, izleyicilerden birinin şu sorusuna muhatap olur: “Sayın Nesin, siz Türk halkının yüzde 60'ı aptaldır demiştiniz. Peki, Türk aydınlarının ne kadarı aptaldır?”
Aziz Nesin, oturduğu yerden hafifçe doğrulup, ellerini masaya dayadıktan sonra, muhatabına şu cevabı verir: “Türk aydınları aptal değildir; haindir!”
Bu hadiseyi, yıllar önce Cumhuriyet Gazetesi'nde Taylan Sorgun yazmıştı. O zaman Cumhuriyet Gazetesi gerçek bir gazete hüviyetinde idi.
Atillâ İlhan'ın da, “Türk Milleti'nin yüz bin kişilik bir hain kotası vardır” dediğini hatırlatalım!
 HDP KAPATILMALIDIR!
Terör örgütünün siyasî kanadı HDP, Anayasamıza ve Siyasî Partiler Kanunu'na aykırı olarak yıllardır siyaset sahnesinde varlığını sürdürmektedir. Fakat, nihayet Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçerek, bu partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. Burada, MHP ve Vatan Partisi'nin, HDP'nin kapatılması için verdikleri samimî mücadeleyi takdirle karşıladığımızı belirtmek isteriz. Fakat ne yazık ki,  HDP'ye, 'DOSTLARIMIZ' anlayışı ile bakan CHP, 'Partileri millet açar, millet kapar' anlayışını savunmaktadır! Cumhuriyetin kurucusu olduğunu sıklıkla dile getiren bir partinin, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü hedef alan, terör örgütü ile bağını saklamaktan çekinmeyen, ormanlarımızı da yakarak, halk düşmanı olmasının yanında, tabiat düşmanı olduğunu da kanıtlayan bir terör örgütünün siyasî uzantısı olduğu açık ve net olarak meydanda olan bir partiye gösterilen bu hoşgörü ötesi yakınlık izaha muhtaçtır. Bunu her şeyden önce, Atatürk'ü hâlâ daha rehber edindiklerini umduğumuz  CHP'liler değerlendirmelidirler.  
Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın, 'iş yoğunluğu nedeniyle'  HDP hakkındaki davayı  gündeme alamadıkları açıklaması da kabul edilebilir bir mazeret değildir. Umarız bu orman yangınlarının üstlenilmesinden sonra, gereğini en kısa zamanda yaparlar.
 HDP davası öncelikle ele alınmalı ve bu parti mutlaka kapatılarak, yenisinin de kurulmasına kesinlikle izin verilmemelidir.  
MUHALEFTİN SORUMSUZLUĞU!
       Orman yangınları devam ederken muhalefetin yaptığı felâket tellâllığından farksızdı. İktidarın yangınları söndürmede beceriksiz olduğu iddia edildi. THK uçaklarının kullanılmaması yine gündeme getirildi! Hâlbuki, yangınlar devam ederken tek yürek olunmalıydı.  
Yangınlar söndürüldükten, yaralar sarılmaya başlandıktan sonra, bir Meclis Araştırması istenerek, devletimizin orman yangınları konusundaki performansının meydana çıkarılması,  uzmanlara da danışılarak daha başka nelerin yapılması gerektiğinin araştırılması daha doğru olmaz mıydı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?