İstanbul'dan İlan Edilen Başarı !

Yeşilgiresun Gazetesi'nin 17 Temmuz 2021 tarihli nüshasında “İstanbul Fındık İhracatçıları Birliği Açıkladı: 818 Bin Ton Fındık Rekoltesi Bekliyoruz” haberini okuyunca çok gülesim geldi! Nedenini söylemeden. Önce kısa bir açıklama yapmalıyım.
***
1970 yılların ilk yarısında Fiskobirlik yönetim kurulu başkanlığı yapan Ahmet Tirali'nin bir sohbetine tanık olmuştum. İngilizlerin her yıl elemanları aracılığıyla bahçelerde örnekleme sayım yöntemiyle rekolte tespiti yaptırdığını, bu kişilerin belli aralıklarla ölçüm yaparak hava koşullarına göre değişimi dahi tespit ederek rekolte belirlediğini anlatmıştı. Demem o ki, yabancı alıcılar sürekli olarak ülkemizde fındık üretimini ve olası arz miktarını izliyor.
Fiskobirlik, uzun yıllar boyunca elemanları aracılığıyla sayım yaptırarak, rekolte açıklardı. Hatta, rekolteyi açıklayan tek kurumdu. Hiçbir etki altında kalmadan nesnel bir çalışma yapılırdı. Son yıllarda buna itiraz olunca bu işi Tarım Bakanlığı üstlenerek kamuoyuna açıklama yapmaya başladı. Aslında serbest piyasa oyuncularının, liberal tezlerinin bir alt uygulaması olarak bu itirazın yapıldığını da anımsatmış olalım.
Fiskobirlik rekolte belirlemesinin ötesinde kurulduğundan beri her bir üreticisinden “rekolte beyannamesi” alarak örnekleme yöntemiyle değil tam sayım olarak rekolteyi saptardı. Hatta alabileceği ürünü neredeyse hatasız tespit ederdi. Tabi ki, rekolte beyannamesinin sonuçları açıklanmazdı. Gerçi, rekolte beyannamesi alınması işinin sonraları sulandırıldığını da anımsatmalıyım. Fiskobirlik'in anasözleşmesine göre zorunlu olduğu halde günümüzde rekolte beyannamesi isteyip istemediğini bilmiyorum ama istenmesinin maddi koşullarının var olmadığı da açıktır.
Rekolte beyannamesinin başarılı uygulamasının sürdürülmesi gerekirken bugün çiftçinin karşısına ürün teslim taahhütlü sözleşmeler çıkarılmaktadır. Üreticiyi esir alan bu uygulamanın da ayrıntılı irdelenmesi gerekir. Ama bir başka yazıya bırakalım.
Günümüzde ise Tarım Bakanlığının görevi üstlenmesi nedeniyle değişik kurumların temsilcilerinden oluşan heyetle bahçelerde örnekleme sayım yöntemiyle rekolte belirlenmektedir. Nitekim 2021 yılı için 645 bin ton olarak belirlendiği açıklandı.
***
Şimdi, biraz düşünelim ve soralım: İngilizler, 1970'li yıllarda yerinde gözlem yöntemiyle sayım yaptırdığına göre acaba bugün ne yapıyorlardır? Uydu teknolojilerini kullanıyorlar mıdır? Bilgisayar programı ile izliyorlar mıdır? Bölgeler, ülkeler arası karşılaştırma yapıyorlar mıdır? Önceki yıl verileriyle karşılaştırıp sapmaları hesap edip yorumluyorlar mıdır?
Bilgisayar yazılımlarının, uydu teknolojilerinin bu denli geliştiği günümüzde başta Almanya, İtalya, ABD olmak üzere birçok ülkenin tüm tarımsal ürünlerde olduğu gibi fındıkta da uydular aracılığı ile her gün sayım yaptığını, günlük değişimleri izlediğini, rekolteyi neredeyse hatasız olarak tespit ettiğini anlamak, algılamak için normal zekaya sahip olmak yeterli değil midir! Yalnızca biraz sorgulamak yetmez mi!?
O zaman bir başka soruyu sormak hakkımızdır: Tarım Bakanlığının 645 bin ton olarak belirlediği rekoltenin 818 bin ton olarak ilan edilmesi ne demektir? Kimin işine yarar? Öncelikle, 645 bin ton olarak belirleyen kamu otoritesine siz görevinizi gereği gibi yapmıyorsunuz, elemanlarınız yetersiz demektir! Buna karşılık, bizim elemanlarımız yeterli, rekolte tespitinin gerçekçi olduğunu iddia etmektir. Farklı bir rekolte açıklanarak, kamu otoritesinin, otoritesizliğinin vurgulanmakta olduğu düşüncesini akla getirmektedir. Doğrudan görevi olmayan ve muhtemelen belirleyen heyete, eleman vermiş olmakla birlikte ayrıca açıklama yapan Birliğin 645 bin ton rekolteye göre % 27 oranında fazla bir rekolte saptayarak yalnızca spekülasyon yaptığı açıktır. Bu hususu, dikkate alması gereken kamu otoritesidir. Umarım, söyleyecek sözleri vardır. Ama, yıllardan beri ihracatçı kuruluşlar, her yıl ayrıca rekolte belirlediğine göre otoritesiz olmayı içlerine sindirmiş olmalıdır. Aksi halde her yıl belirlediği rekolte ve Birliklerin belirlediği rekolte de oluşan sapmaları bir rapora bağlayarak, muhataplarını bugüne kadar uyarması ve bu ikiliğin giderilmesi gerekirdi. Olmadığına göre bir kabulleniş var demektir. Ya da bilmediğimiz gizli amaç vardır! O zaman, şunu söylemeliyim: Bu ikiliğin asıl muhatabı kamu otoritesidir. Ama biz de yorumlayalım. Daha önceleri de söylediğimiz gibi ihracatçıların, rekolteyi fazla göstererek açıklanacak fiyatın düşük olmasını amaçlayan bir yanıltma çabası görülmektedir. Bu etkiyle üreticinin bir an önce ürününü pazara indirmesinin altyapısı oluşturulmaktadır. Avrupa Birliği ve ABD, yukarıda açıkladığım gibi tama yakın bir kesinlikle ülkemizdeki fındık üretimini zaten biliyor. Bu söylemlerin yurtdışındaki alıcılara hiçbir etkisi olmaz. Bilmeyenler: üreticilerimiz, küçük alıcılardır, bölgesinin dışını öğrenemeyen, hakim olamayan küçük ticaret erbabıdır.
***
Şimdi, İstanbul'dan ilan edilen başarıyı açıklayacağım: Ancak, bu bir sırdır, kimseye söylemeyin! İstanbul'dan yapılan açıklamaya göre ülkemizde 740 bin hektar arazide fındık tarımı yapılmakta olup 2021 yılı rekoltesi 818 bin tondur. Öyleyse dönüm başına 110,5 Kg. üretim var demektir. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde gelirinin düşüklüğü nedeniyle yıllarca girilmeyen fındık bahçeleri bulunmaktadır. Tapu kaydına göre “fındık bahçesi” niteliğinde olmakla birlikte fiilen ormana dönmüş araziler vardır. Unutmayın, uydular bunları görüp ve analiz ediyor. Bunları dikkate aldığımızda dönüm başına verimin 150-160 kiloları bulması muhtemeldir. Bu da, ülkemizdeki dekar başına verimin, hem İspanya'nın hem de İtalya'nın veriminden fazla olacağını göstermektedir. Konuya ilişkin ayrıntılara bu köşede 15.06.2021 tarihli ve 29.06.2021 tarihli iki makalede yer vermiştim.
Yalnız, bu rekoltenin olacağını dile getirenlerin bir izahat yapma borcu vardır! Dönüm başına verimimiz, İspanya ve İtalya'dan fazla olduğu halde neden ülkemiz üreticisine akıl öğretilerek “verimi artırmanız gerekir” diyorsunuz? Üreticinin tembel olduğunu, bahçelerin verimsiz olduğu söyleyenlerin bu çelişkiyi görmesi zorunludur. Bu çelişkinin izahını bekliyoruz. Ya bahçelerimizin verimi yeterlidir, o halde Birliğin rekolte beyanı doğrudur. Ya da, rekolte beyanları yanlıştır, verim düşüktür. Sizce hangisi doğru olabilir? Görünen o ki, düştüğünüz çelişkiyi farkında bile değilsiniz. Komik olduğunuzu aklınıza hiç getirmiyorsunuz ama üreticiye akıl vermeye devam ediyorsunuz.
İhracatı bilmiyorsunuz ama üreticiye akıl vermeye ve emeğine konmaya devam ediyorsunuz.
Bu çelişkinizi gidermediğiniz sürece 1903-1906 yıllarında tekne ile Bulancak'tan Karadeniz ve Tuna nehri üzerinden Almanya'ya fındık ihracı yapan dedenin torunu olarak gülme hakkımı kullanacağım! Kendimi bildiğimden bugüne değin fındık üretimi ile ilgilenen, bizzat fındık işlerini yürüten bir insan olarak gülme hakkımı kullanacağım!
Bu çelişkiye sağduyulu bir açıklama gelmezse bir sezon boyu, bu komikliğe gülmeye devam edeceğim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?