BİRİNCİ DÜNYA HARBİ VE TÜRKİYE (6 )

İSMET PAŞA DA HARBE GİRMEMİZE KARŞIYDI!
İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne Enver Paşa ile birlikte giren İsmet Paşa, Enver Paşa hakkındaki kanaatlerini açıklarken şunları söyler: “Kumandan olarak, diğer vasıflarının üstünde kumandan vasıfları gösteremedi. Stratejik anlayışı ve sevk-idare bakımından anlayışı yüksek değildi. Ama sanıyorum ki, kendini o, stratejik anlayış ve sevk-idare anlayışı bahsinde de yüksek olarak kabul ediyordu. Meselâ, Birinci Dünya Harbi aslında kaybolduktan sonra harbe girdi. Bu harp, Marn Meydan Muharebesi ile, çabuk bir zafer kazanmak plânından esasen kopmuştu. Artık, uzun ve sürekli bir savaş safhasına girmişti. Bu sürekli savaş safhasından Almanlar, artık muzaffer çıkamazdı. Hâlbuki, Enver işte böyle bir netice belli olduktan sonra, Almanlar safında harbe giriyordu” (Şevket Süreyya Aydemir, “Enver Paşa”, Cilt II. s. 434)!
İsmet Paşa'nın şu sözleri de özellikle, 'Çanakkale İstiklâl Harbi'nin önsözüdür' diyenlerce okunmalıdır: “Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale Muharebelerini yapmış, her yerde muharebe etmiş, muzaffer olmuş bir kumandan olarak döndü. Millet nazarında itibar kazanmış arkadaşları vardı. Bunların hepsi iyi ama, değerli kumandanlar, tecrübeli kumandanlar yetişecek diye, kaybolmuş bir Cihan Harbi'ne girilmezdi” (“Hatıralar”, s. 136)!
HARBE NASIL GİRDİK?
İttihatçılar 2 Ağustos 1914'de, Sadrazam Said Halim Paşa'nın yalısında Almanya ile gizlice, “Savunma İçin İşbirliği Anlaşması” imzalarlar. 31 Aralık 1918 tarihine kadar yürürlükte kalacak olan bu anlaşmada şu inanılmaz madde mevcuttur:
“Savaş hâlinde, Osmanlı kuvvetlerini Alman Askerî Heyeti yönetecektir!”
Hükümetin ve Meclis'in bundan haberi bile yoktur! Zaten, Meclis-i Mebusan da, aynı gün tatile sokulmuştur.
Harbe girmemize karşı olan Atatürk, Türkiye'ye çağrılan Alman Askerî Heyetine de karşıydı. I. Dünya Harbi anılarını yazdırdığı Falih Rıfkı Atay'a, bu konuda şunları söylemiştir:
“Türk Ordusu'nun aciz ve kabiliyetsiz olduğu kanaatıyla, o heyeti, ayaklarına kadar giderek ve rica ederek memleketimize davet edenler onlardı (İttihatçılar). Bu heyete, Türk Milleti'nin kabiliyetsizliğinden ve beceriksizliğinden sarih suretle bahsedilmiş, kendilerine âdeta, gelip bizi adam etmeleri teklif olunmuştur. Böyle bir müracaat üzerine gelen bu heyet, dâhil olduğu muhiti ve o muhite hâkim olanları aciz, hattâ haysiyetsiz telâkki ederse mazur görülebilir. Ben, Ordu'nun kayıtsız şartsız, bütün sırlarıyla, Alman heyeti askeriyesine tevdi ve teslim edilmesinden çok müteessirdim. Daha karar verilmezden evvel, tesadüfen bu vakaya muttali olduğum vakit, sesimin erişebileceği makamlara kadar itirazda bulunmayı görev bildim” (Falih Rıfkı Atay, “Atatürk'ün Bana Anlattıkları”, s. 10).
Atatürk, Ordumuzun Alman Askerî Heyetine teslim edilmesine o kadar karşıdır ki, kendisine, bu düşüncelerini Genelkurmay'a bildirmesini öneren bir Bakana şu cevabı verir: “Beyefendi farkında değil misiniz ki, artık bu memlekette millî bir Erkânıharbiye heyeti yoktur; bir Alman Erkânıharbiyesi vardır. O Alman Erkânıharbiyesi ki, Türk Ordusu'nda ilk icraat olarak benim gibi âsi bir askeri atmak kararına vardı; beni o heyete mi gönderiyorsunuz” (“Atatürk'ün Bana Anlattıkları”, s. 17).
Atatürk, Genelkurmay Başkanlığındaki üst düzey bir komutana, Alman Askerî Heyeti konusunu açtığında aldığı cevap şudur: “Kemal, Kemal! Bizi rahat bırak. Sonra vicdanen mesul olursun. Biz öyle şeyler yapacağız ki, neticesinden sen de memnun olacaksın. Dünya da hayretler içinde kalacaktır.”
Atatürk, bu komutana şu cevabı verir: “Evet, çok şeyler yapacaksınız. Fakat yapacağınız şeyler korkarım ki, memleketi çıkılmaz bir girdaba sokmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Eğer ben ve benim gibi düşünenler o gün hayatta bulunursak, sizin bugünkü sözlerinizi takdirle yad etmeyeceğiz. Temenni ederim ki, bizi çıkılmaz güçlükler içinde terk etmeyesiniz” (“Atatürk'ün Bana Anlattıkları”, s. 11)!
Atatürk, görüldüğü gibi, müthiş bir öngörüyle, savaşın sonunun bizim için felâket olacağını belirtmektedir!
BİZİ HARBE SOKAN ENVER PAŞA'DIR!
Doğan Avcıoğlu, harbe girişimiz konusunda, İttihatçıların basiretsizliğini ortaya koyan şu bilgiyi veriyor: “Talât ve Enver gibi, duruma hâkim olan İttihatçı liderler, Rusya'ya saldırmaya, Rus ve İngiliz İmparatorluklarında, İslâm ihtilâlleri körüklemeye en az Almanlar kadar isteklidirler. Yani savaşa girmeye kararlıdırlar. Yalnız, başlangıçta, Bulgaristan'ın ittifakını sağlamak ve iyice hazırlanmak için, savaşa 1915 baharında girilmesi düşünülmektedir. Fakat savaşın çok çabuk biteceği zannedildiğinden ve yağmadan istenen payı alabilmek için, Kafkasya ve hattâ Mısır'ın işgali gerektiğine inanan Enver Paşa, çabuk fikir değiştirir ve bir an önce savaşa girilmesinden yana olur. Bunun için de, Alman Amirali Souchon'dan, Rus limanlarının bombalanması istenir fakat Alman Amirali olumsuz bir sonuçtan çekinerek Enver Paşa'dan yazılı emir ister. Enver Paşa da bu yazılı emri verir” (“Millî Kurtuluş Tarihi”, s. 923)!
Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa'nın, Rus limanlarının bombalanması hakkındaki yazılı emri, 25 Ekim tarihinde verdiğini belirtiyor. Emrin metni şudur: “Türk filosu Karadeniz'de ve zorla hâkimiyet kazanmalıdır. Rus filosunu arayınız. Nerede bulursanız, harp ilân edilmeksizin hücum ediniz” (“Enver Paşa”, Cilt II, s. 555).
Enver Paşa'nın talimatı üzerine, donanmamız, 28/29 Ekim tarihinde Rus donanmasına saldırır. Hem de, Almanların Fransa'da, harbin neticesini tayin edecek olan cephede, 6-8 Eylül tarihlerindeki, Marn Meydan Muharebesini kaybederek durdurulmuş olmalarına rağmen!
Fransa karşısında başarılı olamayan Almanya, bizim harbe girerek, cepheyi genişletmemizi istiyordu. Enver Paşa da istenileni yapmıştır!
Şevket Süreyya Aydemir, “Rus filosuna 28/29 Ekim'de yapılan bu baskından sonra bile, gerek Rusların, gerek İtilâf Devletleri sefirlerinin İstanbul'da bir çözüm yolu bulabilmek için uğraştıklarını” söyler (“Enver Paşa”, Cilt II, s. 559)!
SADRAZAM SAİD HALİM PAŞA AĞLAMAKLIYDI!
İtilâf Devletleri Büyükelçileri, 31 Ekim'de İstanbul'u terk ederler. Rusya bize ancak 2 Kasım tarihinde; İngiltere ve Fransa ise 5 Kasım tarihinde harp ilân edeceklerdir!
Sonraki gelişmeleri İttihatçıların İzmir Mesul Kâtibi Celâl Bayar'dan okuyalım:
“Bombalama hadisesinden sonra, konuyu görüşmek için Sadaret Makamına giden Rusya Büyükelçisinin belirttiğine göre, Sadrazam bu yüzden çok kederlidir ve gözlerinden yaşlar gelmektedir! Said Halim Paşa, hadiseyi yatıştırmak için, Moskova Maslâhatgüzarı Fahrettin Bey'e bir telgraf çeker. Bu telgrafta, 'Bir Rus donanmasının düşmanca hareketine binaen, iki memleket arasında dostça münasebetlerin bozulmuş olmasından dolayı büyük teessüflerimizi Hariciye Nâzırına tebliğ etmenizi rica ederim.
Bâb-ı Âlî'nin meseleye icab-ı veçhile bir hâl sureti vermekten geri durmayacağı ve bu gibi hâllerin tekrarına mâni olacak hususî tedbirleri alacağını Rusya İmparatorluğu Hükûmetine temin edebilirsiniz. Donanma-yı Hümayun'un Karadeniz'e çıkmasına müsaade etmemeğe karar verdiğimizi, bilmukabele Rus donanmasının da bizim sahillerimizde dolaşmayacağından ümitvar olduğumuzu Hariciye Nâzırına şimdiden beyan edebilirsiniz'” (“Ben de Yazdım”, Cilt II, s. 305).
Rusya bu telgrafı, İngiltere ve Fransa elçilerine de bildirir. İtilâf Devletlerinin isteği, Alman askerlerinin sınır dışı edilmeleridir. Fakat Said Halim Paşa buna muktedir değildir! Said Halim Paşa namus belâsı 3.02.1917'ye kadar Sadrazamlıkta kalacak ve bu tarihte istifa ederek yerine Talât Paşa gelecektir.
Bu satırlardan da anlaşılmaktadır ki, Rus limanlarını ve donanmasını bombalamamıza rağmen, Alman askerlerini sınır dışı ettiğimiz takdirde, bu saldırımız görmezden gelinecektir! Fakat geliniz de, bunu 'harbe girmek zorundaydık' saplantısında olanlara anlatınız! ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?