SENDİKALARIN DİKKATİNE!...

Yaşı ellinin üzerinde olanlar  çok iyi hatırlar…
Seksenlerin başına kadar, toplumun “zengin” sayılan kesimi, sadece yüzde  beş-altılık bir dilimden ibaretti.
Yoksul, yani dar gelirli insan grubunun oranı ise yaklaşık yüzde 55-60 arasındaydı. Orta seviyede geliri olanlar ise geriye kalan yüzde 35-40'lık bir kesimi oluşturuyordu.
Cumhuriyet kurulduğundan beri, Atatürk'ün  “devletçilik” ilkesi gereğince ,  mümkün olduğu kadar kendi kendine yetmeye çalışan bir ülke olma hedefimiz vardı…
Maalesef bu hedefe ulaşamadık. Bunun sebebini, kimisi  ikinci dünya savaşana bağladı;  kimisi de  aşırı nüfus artışına… Bana göre, ortaya çıkan başarısızlıkta,  Atatürk'ten sonra yürütülen iç siyasetin kısırlığı bu ikisinden daha fazla rol oynadı…
24 Ocak 1980 tarihinde devlet bu ilkeden vazgeçerek, serbest piyasa ekonomisine girme kararı aldı.
Bu tarihi kararın hemen sonrasında ABD destekli 12 Eylül ihtilali gerçekleşti… Toplum travma üstüne travma yaşadı…
O dönemin tek şansı devletin başına Özal'ın geçmesi oldu.  Çünkü Özal 24 Ocak'ta alınan o önemli kararın mimarıydı…
Ekonominin kurallarını iyi biliyor, dünyayı da tanıyordu…
Serbest piyasa ekonomisinin onuncu yılında, Özal'ın reformlarıyla birlikte  yukarıda verdiğim oranlarda şu değişiklikler oldu:
- Zengin sınıfın oranı yüzde 12'ye,
- Rahmetli Özal'ın   “orta direk” adını verdiği gelir grubunun oranı  yüzde 45-50'ye yükseldi…
- Yoksul kesimin oranı da biraz gerileyerek, yüzde 40'ın altına indi…
Özal'ın vefatından sonra geçen on senede rakamlar aşağı yukarı bu aralıkta seyretti… Orta gelir grubundan yoksul grubuna yüzde 5'lik bir kesimin geçtiği izlendi…
2003 yılından itibaren, toplumun bu gelir gruplarında yeniden olumlu anlamda değişiklikler gözlendi…
 Bu olumlu geçişler  2011 yılına kadar düzenli oranlarda devam etti
2011 yılından sonra tekrar durgunluk dönemine girildi… O yıldan bugüne kadar inişli çıkışlı rakamlarla pek de kayda değer bir değişikliğin yaşanmadığını görüyoruz…
İfade ettiğim bu rakamları Türkiye İstatistik Kurumu'nun sayfalarından kontrol edebilirsiniz…
2021 yılının Haziran ayı itibariyle toplumun gelir grupları istatistiğine bakıldığında şu rakamları görüyoruz:
- Parasal sıkıntı içinde olduğunu, geçim zorluğu ile savaştığını beyan edenlerin, yani  maddi yoksunluk çekenlerin oranı %27,4…
- Taksit ödemeleri veya borçları olanların oranı %58,3…Bunun içinde de borcunu sorunsuz ödeyebilenlerin oranı yüzde 7…
- Hanelerin %59,3'ü evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını, %37,3'ü iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, %32,2'si beklenmedik harcamaları, %20,3'ü evin ısınma ihtiyacını, %58,0'ı eskimiş mobilyaların yenilenmesini ekonomik olarak karşılayamıyor…
- Toplumun en yüksek gelir grubu nüfusun yüzde 20'sini oluşturuyor… Bu grubun milli gelirden aldığı pay %48…
- Toplumun en düşük gelir grubunu da nüfusun yine yüzde 20'si oluşturuyor… Bu grubun milli gelirden aldığı pay %5.5…
- Gelir dağılımı adaletsizliğini gösteren rakam 2011 yılından bu yana yerinde sayıyor… Olumlu anlamda hiçbir değişiklik yok… (gini katsayısı)
-  Sürekli yoksulluk oranı yüzde 15'lerin üstünde… Ortalama yoksulluk oranı ise yüzde 22… Yani yüzde 7'lik bir nüfus yoksullukla dar gelirlilik arasında boğuşuyor… Bu rakam son on yıldır olumlu değişime uğramadı… 
- TUİK'nun ölçtüğü bir diğer konu , yoksul tanımlamasının dışında, orta gelir grubunda sayılan ama maddi sıkıntı çekenlerin oranı. O da bugün itibariyle yüzde 28…
- Toplumun en zenginlerinin ilk yüzde 10'u ile, en fakirlerinin ilk yüzde 10'u arasındaki gelir farkı 15 kat…
Bunlar devletimizin resmi rakamları…
Görüldüğü gibi, gelir dağılımı eşitsizliği ülkemizin çok önemli bir sorunu haline gelmiş….
Ülkenin kalkınması, ekonominin büyümesi başka bir şey; elde edilen gelirin eşit ve adil bir şekilde paylaştırılması başka bir şey…
Büyüyen, gelişen ekonomiden her vatandaşın hakkını  alması gerekir. Bu dağılımı gerçekleştirecek olan da yine devlettir…
Devletin bu konuyu nasıl çözeceği hususunda da bir sonraki yazımda önerilere yer vereceğim…
Siyasete çekmeden, konunun özellikle sendikalar gibi kuruluşlarca daha güçlü bir şekilde hükumetin gündemine sunulması büyük önem arz ediyor. 
Zira, elde edilen refahtan adil bir şekilde  herkesin payını alması devlet için önemli bir beka meselesidir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Bayram --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?