Hangisi Tercih Edilmeli: TMO mu? Fiskobirlik mi?

Her ikisi de 1929 yılında dünyada yaşanan büyük bunalımından sonra ülkemizde alınan önlemlerin ve ekonomik politika değişimlerinin, hedeflerin ve planların ürünüdür. 1930 yılından itibaren ardışık olarak on yıl süreyle ortalama yıllık % 10'un üzerinde kalkınma hızı sağlanan bu dönemde ulusal ve uluslararası piyasalardaki sorunlara çözüm getirmesi, üretimi ve üreticinin gelirini artırması ve desteklenmesi, iç ve dış aracılara giden kâr payını üreticilere aktarılması, tüketicinin ucuza mal temin etmesi amacıyla planlamış ve hukuki çerçeveye kavuşmuşlardır. 
***  
1938 tarihli 3491 sayılı Kanunla Toprak Mahsulleri Ofisi kurulmuştur. Ofisin kuruluştaki temel görevi buğday işi ile uğraşmaktır. 1938 tarihine kadar Ziraat Bankasına verilen bu görev, Yasa ile yeni oluşturulan kuruma aktarılmıştır. Buğday dışında kararnameyle diğer hububatın da iştigal konusu içine alınabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, devlet tekeline alınmış olan ham afyon ve benzeri ürünlerin satın alınması, işlenmesi ile ithal ve ihracı görevi de verilmiştir. Kuruluşundan sonra Kanun değişiklikleri ile Ofisin görev alanı genişletilmiş, zaman zaman etten balığa kadar görev verilen ürünlerin de alım ve satımı yapılmıştır. 
Ofis tarihinde bugün gizlenen ve dile getirilmeyen elim süreci kısaca aktarmak gerekir: 3491 sayılı Yasa, 1971 yılına kadar sekiz kez değişikliğe uğramış ve 24 Ocak kararlarından sonra 1982 tarih ve 2680 sayılı Yetki Kanunu uyarınca çıkarılan KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yerine 1982 tarih ve 113 sayılı KHK yürürlüğe girmiştir. Bu KHK 1991 tarih ve 3743 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır. 113 sayılı KHK yürürlükteyken 1984 tarih ve 233 sayılı KHK hükümlerine göre faaliyeti de düzenlemiştir. İktisadi Devlet Teşekkülü olarak faaliyet gösteren TMO, daha sonra anonim şirkete dönüştürülmüştür. Bu hazin süreç, kitap olabilecek denli derin ve geniş bir konudur.   
Özetle, iktisadi devlet teşekkülü olarak uzmanlık alanı hububat ve ham afyon ticareti yapan TMO günümüzde de bu faaliyetini sürdürmektedir. 1938 yılından 1991 yılına değin özel Yasasıyla yönetilen bir kurumsal alt yapısı varken şimdi yalnızca bir anasözleşme ile faaliyetini sürdürmektedir.         
Anasözleşmesinin 4. maddesine göre hububat fiyatlarının oluşumunda düzenleyici bir işlevinin olduğu açıktır. Fiyatların üretici yönünden normalin altına düşmesi, tüketici yönünden yükselmesini önlemek üzere faaliyet gösteren bir anonim şirkettir. Hububat dışında verilmesi durumunda diğer tarım ürünlerinin alım ve satımı ile afyon gibi özel nitelikli maddelere konulan devlet tekelini işletme görevi bulunmaktadır. Hububat piyasasında düzenleyici rolünden başka olağanüstü hallerde kullanılmak üzere stok bulundurmak gibi bir görevi daha vardır.  
***
Konumuz, TMO'nun kurumsal yapısını ve işlevini eleştirmek değildir. TMO, uzmanlık alanı dışında olan fındık ticareti ile ilgili ne yapmıştır?  Bir başarısı var mıdır?
Son beş yıla baktığımızda 2016 yılında 6 bin ton, 2017 yılında 137 bin ton, 2018 yılında 7.190 ton, 2019 yılında 73 bin ton ve 2020 yılında 2.061 ton ürün almıştır. 2019 yılında 1.235.146.000 TL. ödeyen kurum, 2020 yılında 47.016.000 TL. ödemiştir. Son beş yılda alınan 225 bin ton ürünün 208 bin tonu doğrudan, 15 bin tonu da işlenerek stok hesabından çıkarıldığı anlaşılmıştır. Son iki yılda yurt içine 147.256 bin ton kabuklu fındık 5 bin ton da işlenmiş fındık satılmış veya stok hesaplarından çıkarılmıştır. Yani, kurum fındığı ihraç yapmamış iç piyasaya sunmuştur. 2020 yılında alınan kabuklu fındığın ilk madde hesabından çıkarıldığı, ticari mal olarak 60.932 bin tonluk stok ile 7 bin ton işlenmiş fındığın 2021 yılına devir edildiği anlaşılmıştır. Ticari mal hesabında tutulan fındık dışındaki kısmının %20,81 kârla satıldığı da kurumunun hesaplarına yansımıştır. Bu analiz, daha ayrıntılandırılabilir ama şimdilik gerek yoktur.     
Rapor, tablolar ve hesaplardan şu sonucu çıkarmak mümkündür: Üreticiyi koruyan, gelirini artırıcı bir alım uygulaması yoktur. İstikrarlı bir alım yoktur. Alının, fındığın rekolteye oranı da çok küçüktür. Alınan miktara baktığımızda piyasada düzenleyici hiçbir etkisi olamaz. Bir başka algı oyunu daha karşı karşıyayız! Piyasada olumlu etkisinin olduğunu ileri sürenler, gerçeği ifade etmemektedir. Ofisin, aldığı ürünün tamamının iç piyasaya satmasının, üreticiye hiçbir olumlu etkisi olamaz, olsa olsa ihraç yapanların stok maliyetini düşürmeye yarar. Fındık ticareti, uzmanlık alanı hububat ve afyon olan Ofise yük olmaktan başka katkısı olmamıştır.           
***  
Yaşama, TMO.'inden önce başlamıştır. 1935 yılında 2834 sayılı Yasa ile başlayan Tarım Satış Kooperatifleri süreci inişlerle çıkışlarla günümüze değin gelmiştir. Fiskobirlik'in de kurulduğu 1935-1963 döneminde kamunun desteği ile birlikte bağımsız olarak faaliyetini sürdürmüştür. Bu dönemde kurulmuş Birliklerin özsermayeleri artış göstermesine karşın 1963 yılında taban fiyat ve destekleme alımları ile birlikte Fiskobirlik'in öz sermayesi azalmaya başlamıştır. 1982 yılından 2000 yılına değin gelgit, ileri geri, azalma artma şeklinde zıt etkilerin yaşandığı bir dönem olmasına karşın destekleme alımları da yapılmıştır. 1993 yılı öncesinde her yıl en az 100 bin ton alım yapan bir kuruluştur. Zaman zaman, rekoltenin tümüne yakınını almıştır. Uzun yıllar ortalamasına bakıldığında rekoltenin yarısından fazlasını sürekli olarak almış ve ihraç etmiştir. 2000 yılındaki 4572 sayılı Kanunla, tarım satışların tüm etkinliği kısıtlanmış, önüne engeller çıkarılmıştır. 
Nitekim bu dönemden sonra Fiskobirlik, tüzel kişilik olarak yaşamakla birlikte hem ekonomik faaliyeti dibe inmiş hem de kurumsal yapısı bozulmuş, birikimli çalışanları tasfiye edilmiştir. Personel tasfiyesinin yarattığı çöküntü günümüzde de sürmektedir. Buna karşın 2000-2018 yılları arasında toplam 415 bin ton ürün almış olup yıllık ortalaması 22 bin ton yapmaktadır. Fiskobirlik'in alımlarının ve ihraç miktarlarının analizi de yapılmalıdır. Ancak, bu analiz, 1938 yılından bu güne değin tüm olumsuz ve olumlu gelişmeler ile çevresel faktörleri de gözetilerek irdelenmelidir.   
4572 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden “Tarım Satışların Kapısına Kilit Vurulacak” diye çığlık atmamız rağmen sesimizi duyan olmadığını da anımsatalım.         
Bu açıklamalardan şu sonucu çıkarmak mümkündür: Kamunun verdiği kaynak dikkate alındığında TMO'ndan farkı yoktur. TMO'na göre ihraç yapması nedeniyle olumlu bir yanı vardır. İhraç gelirinin, ulusal gelire, üreticiye doğrudan katkısı vardır. Personel kalitesinde kayıp olduğu öngörülmekle birlikte alım uygulaması, depolama, işleme kapasitesi ve yeteneği ile TMO'na göre uzmanlığı çok yüksektir. Kaldı ki, kuruluşundan itibaren tek görevi fındığı yurt dışına satarak, hem üreticinin gelirini artırmak, hem de iç ve dış aracılara giden kârı üreticilere aktarmak, ülkemizin ihraç gelirini artırmak gibi bir görevi ve işlevi olan kurumun bugünkü durumu da içler acısıdır. Bütün bunlara rağmen Fiskobirlik, uzun yıllarla dayanan deneyimi, birikimi bulunduğunu kabul edebiliriz. Fındık, uzmanlık alanıdır, feda edilemez.      
***    
Bu tarihsel gelişimi bilmeyenlerin, TMO.'sini görevlendirilmesi gerektiğini söylemesi acıdır! Hatta, Fiskobirlik'te görev yapıp TMO görevlendirilmelidir, demek aymazlıktır! Siyaset arenasındakilerin aymazlıklarını söylemeye gerek bile yoktur.
Fiskobirlik, hem iç, hem de dış satımı gerçekleştirebilir. Uygun altyapısı vardır. TMO'nun satın aldığı fındığı iç piyasaya vermesi, üreticilerin zararına; ihracatçının lehinedir. Fındık, mutlaka uygun kurum olan Fiskobirlik tarafından ihraç edilmelidir. Bunun için tarihten gelen deneyimi, birikimi ve uzmanlığıyla görevlendirilmeli ve personel niteliğindeki çöküntü giderilmelidir. Ancak, Fiskobirlik, alım ile görevlendirilmiş olsa dahi ihraç açısından yirmi sene öncesine göre işi çok zordur. Pazarın, en büyük oyuncusunun her türlü engelleme içine gireceğinin bilinmesi gerekir. Bu zorluğu da bilerek Fiskobirlik yeğlenmelidir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?