İhracatçının Zararsızlığı!

Yeşilgiresun Gazetesinin 29 Haziran 2021 günlü nüshasında bu köşede “Fındık Üzerine Bir Başka Önyargı” başlıklı bir makale kaleme almıştım. Okumuş olanlar, anımsar. 
Dört bölümden oluşan bu makalenin ilk iki bölümü “Findiktv.com” adresinde yayımlanmış. Ancak, Yeşilgiresun Gazetesinden alıntı olduğu ve yazarı belirtilmediği gibi imzasız ve isimsiz olarak yayımlanmıştır. Yazının altındaki yorum bölümüne iki kez alıntı olduğunun belirtilmesi ve yazarının ismine yer verilmesi istenmiş ise de ikisi de silinmiştir. Sonra “feysbuk” üzerinden düzeltme yapılması istenmiş ise de halen düzeltilmemiştir. Bu siteyi izleyenler varsa bilgilerine sunarım!      
***
Şimdi, dönelim, asıl konumuza. Son dört haftadır, yeni mevsimin başlama hazırlıkları yapılan bu günlerde fındık üzerine yazmaya devam ediyorum. Ülkemizdeki fındık üretim alanlarının büyüklüğü, eğim ve rakım yönünden homojen bir üretimin olmamasının oluşturduğu verim farklılıklarının olağan olduğunu belirtirken bizden sonra gelen ilk üç ülkenin üretimleri de değerlendirme içine alınmıştı.
Yeşilgiresun Gazetesinin 28 Haziran 2021 tarihli nüshasında yer alan İhracatçılar Birliğinin genel kurulundaki konuşmadan alıntılar yaparak değerlendirmemizi sürdürelim.
Birlik Başkanı, “… Türkiye'nin bu üründen yıllık 2,5 milyar dolar net ihracat girdisi olduğu…” şeklinde açıklama yapmıştır. 
Bu köşede 06.04.2021 tarihinde yazmıştım. Son yirmi yılda 32.195.654.000 Dolarlık fındık ihraç edildiği, yıllık ortalamasının 249 bin ton iç fındık ve 1.609.783.000 Dolar gelir olduğuna yönelik ilgililerin açıklaması üzerine yorum yapmıştım. Uzun yıllar ortalaması ile arasında çok ciddi fark olmasına karşın 2,5 milyar Dolar ihracat yapıldığını söylemek, aymazlık değil midir!? Ya da toplumu kandırmak isterken kendini aldatmak değil midir? Gerçek bilgiler üzerinden gerçekçi hedef konulur. Aksi, hüsrandır.  
Birlik Başkanının, “Bu fındığı dışarıda işleyip son tüketiciye satan dışarıdaki endüstri dahil olmak üzere hepsini bizden daha iyi bilen kimse yoktur. Bunu herkes kabul etmek zorundadır…”  açıklaması da yer almıştır. 
Yıllık ortalama 1,6 milyar Dolar fındık ihracını  yapanların iyi bilmedikleri ortadadır! Önceleri yazdığım gibi uzun yıllar ortalamasına göre ne miktar, ne de fiyat olarak olumlu bir seyir vardır. İyi bilinmiş olsa istikrarlı biçimde miktar, gelir artar. Bu açıklama olsa olsa olası fiyat açıklamasına karşı “Üreticiyi ve bunların 30 lira talebini dikkate almayın, bizim kapalı kapılar ardında söylediğimiz fiyatı açıklayın.” demektir. Yoksa, dışarıdaki fındık endüstrisinin yıllık ihraçları, daha açık olarak İtalya ve Almanya'nın ihraçları, bizim yirmi-otuz katımızdır. Belki daha fazladır. Dışarının bu kadar gelir elde ettiği bir ürün için “Biz iyi biliyoruz.” demek, kendini kandırmaktır! Yıllar yılı aynı seyirde devam eden ihraç, ihracatçının işini ve fındığı bilmediğinin açık bir kanıtıdır. 
Yine, “Bizim görüşümüz alınmadan verilecek her türlü karar sakattır.” ibaresi de üreticiyi boş verin bizim dediklerimize bakın demektir. 
 Açıklamanın, başka bir vahim bölümü şöyledir: “Artık üretimde tekel değiliz. Bu satışta da tekel olamayacağımızı gösterir. Bundan en büyük zararı kim görür? İhracatçı mı? Hayır, bahçedeki üreticidir, bundan zarar görecek olan. Türkiye eğer 500 bin ton, 550 bin ton fındığı satmakta zorlanırsa bunun zararını üreticimiz görür, devletimiz görür.” şeklindeki açıklamayı yorumlayalım. 
Dünyada yeni dikim sahaları nedeniyle üretim tekelimizin bitmekte olduğunu itiraf ederken kendilerini, üreticinin karşısında buna karşılık dış alıcıların yanında gördüklerini de gizli biçimde açıklamaktadırlar. 2019-20 mevsiminde 343.561 ton iç fındık  ihraç ederken kendilerini başarılı olarak görenler 500 bin ton kabuklu fındığı satarken neden zorlandıklarını söylemek durumunda iken sorumluluğunu üreticiye atmaktadır. Üreticimiz, zaten zarar görmektedir. Özellikle Giresunlu üretici köle ücreti karşılığında ürününü toplayıp satmaktadır. Mevsimin en hareketli döneminde açıklanan fiyatın altında ürün almak için kırk takla atılmıyor mu? TMO'nun fiyat açıklaması, fiyatın uygulanması anlamına gelmemektedir. Fındığın çoğunluğunun Ağustos, Eylül ve Ekim ayı içinde özel sektör tarafından, açıklanan fiyatın % 15-20 oranında altında alındığını (önceki yıllarda daha yüksek oranlarda) herkes bilmektedir. 2020 yılında rekoltenin % 1'i kadar fındık aldığı anlaşılan TMO'nun fiyat istikrarı sağlaması mümkün müdür? Sonra kalkıp üretici zarar edecek deniliyor. Üretici, zaten, sürekli zarar durumundadır.  
Yine, “üç hedeflerinin bulunduğunu, bunlardan birincisinin Türkiye'deki üretimin büyümesi, verimliliğin ve kalitenin artması olduğunu…ikinci hedeflerinin dünya fındık tüketiminin Türkiye orijinli artması olduğunu…üçüncü hedeflerinin ise  bütün bunlarla bağlantılı olarak elbetteki fındık üreticisinin kazancının sürdürülebilir ve yeterli düzeyde kalması olduğunu bildirdi…” şeklinde açıklama sürmüştür.
Üretimin büyümesi ile anlaşıldığı kadarıyla dikim alanlarının büyümesi kastedilmektedir. Öyleyse Karadeniz ve Trakya'nın tüm uygun yerlerine Bursa Ovasına, Çarşamba ve Bafra Ovasının eksik olan yerlerine fındık diktirerek, üretimin büyümesinin sağlanacağından emin olabilirsiniz! Hatta, domates ekilen neresi varsa, fındık diktiriniz! Eskişehir'in Sarıcakaya'sında dahi fındık diktirebilirsiniz! 
Son, dört yazıda İtalya ve İspanya'nın verim yönünden ülkemiz ile farklılaşmadığını açıklamıştım. “Verim düşük” demek, sorunun algılanamadığını, hiçbir analiz yeteneğinin olmadığını, sorunun temeline inilmediğini, yüzeysel bakıldığını, yalnızca algı yaratıldığını itiraf etmektir! Bunları, önceki yazılarda açıkladığım için yinelemek istemiyorum.   
İkinci hedeflerinin Türk fındığının tüketilmesini sağlamak olduğunu söylerken başka bir aymazlık boyutunun itirafıdır! Elinizden tutan mı vardı, bu güne kadar Türk fındığının tüketimini neden artırmadınız!?  Bu güne kadar neredeydiniz!? Tüm çabanızın İtalya ve Almanya'nın fındıktan sağladığı katma değerli gelirin artması yönünde olduğunu farkında bile olmadığınız anlaşılmaktadır. 
Açıklanan fiyatın altında alım yaparak, kârınızı artırırken  sağladığınız katma değerin diplerde olduğunu görmeden Türk fındığının tüketimini artıracağınızı söylemek iş midir!? Bir de fındık tanıtma grubunuz, ulusal fındık konseyiniz var, hangi başarıları oldu, bugüne kadar!?
Fındık üreticini düşünüyor gibi algı yaratarak, kazancının sürdürülebilir ve yeterli düzeyde olmasının istendiği beyan edilmiştir. Yalnızca, bu açıklama bile “Köle ücreti almaya devam edin.” demektir! Gerçek anlamda bir maliyet analizi yapıldığında üreticinin sürdürülebilir bir kazancının olamayacağı açıktır. Hava olayları gibi birçok riski barındıran tarımsal üretimin fiyatlandırmasının da bu riskleri bertaraf edici olması gerekirken maliyeti bile karşılamayan bir fiyat politikasının esiri durumundadır. Göreli olarak Batı Bölgesi ile Çarşamba, Bafra gibi ovalarda üretim yapan üreticinin maliyet düşüklüğü ve verim fazlalılığı nedeniyle sürdürülebilir geliri olsa bile Giresun gibi eğim ve rakım sorunu olan bir ilde  köle ücreti bile elde edilemediği ortadadır.                                
***  
Sonuç olarak, ülkemizin ovalarındaki fındık üretiminden vazgeçilmelidir. Giresun ili dışında fındık üretimine destek yapılmamalıdır. Fındık dikim alanları, 1982 yılındaki sınırlara çekilmelidir. Giresun tombul fındığını koruyacak önlemler alınmalıdır. Giresun kalite üretimin yapıldığı yerlerde tamamen doğal, gübresiz ve ilaçsız üretim yaptırılmalıdır. Giresun tombul fındığı için özel destek yapılırken yalnızca Fiskobirlik tarafından alınması sağlanmalıdır. Fiskobirlik, fındık alımı için görevlendirilmelidir. Katma değer oluşturan ihraçlara destek verilmelidir.    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?