DERSİM'DE NE OLMUŞTU? (6) (SON)

Dünyaya kan kusturan bu emperyalist devletler tüm dünyadan özür dileyeceklerine, bu sömürgeci devletlerin en acımasızı olan İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, 20 Eylül l988 tarihinde yaptığı bir konuşmada Batı sömürgeciliğini bakınız nasıl aklıyor: “Avrupalılar dünyanın büyük bir bölümünü keşfetmişler ve evet, hiç özür dilemeden söylüyorum, sömürgeleştirmişlerdir. Böylece üstün bir yetenek, beceri ve cesaret göstererek gittikleri yerleri uygarlaştırmışlardır” (Yılmaz Dikbaş, “Avrupa Birliği, Tabuta Çakılan Son Çivi”, s. 479)!
ABD Başkanı Kennedy'nin, 20.01.1961 tarihindeki yemin töreni sırasında söylediği şu sözler de, bu sapık inancın bir göstergesidir: “...ama unutmayalım ki, yeryüzünde Tanrı'nın yapacağı işi biz yapmakla görevliyiz” (Claude Julien, “Amerikan İmparatorluğu”, s. 50)!
Amerika'nın 2003 yılındaki Irak Harekâtına Birleşmiş Milletler'den onay çıkmayınca, Başkan Bush, harekâtı şu sözlerle savunmuştu: “Mesihî bir vizyon ile hareket eden Başkan, dönüp başkalarından onay mı alacak?”
Evet, onlar kendilerini, 'Tanrı'nın Temsilcileri' olarak görüyorlar! Siyonizm'le ortaklık kuran sapkın Evanjelik anlayış işte bu! İşte, Siyonist İsrail'in Gazze'deki son katliamlarını dünya nasıl seyretti gördük! Olacak şey değil ama, birçok Batılı 'MEDENÎ' ülke katliamcı İsrail'in yanında yer aldı! Hattâ Avusturya, Çekya gibi bazı devletler parlamentolarına İsrail bayrağı çekecek kadar ileri gittiler. Tuhaf olan, bu ülkedeki mebzul miktarda gafilin, hâlâ daha Avrupa'yı 'NİHAÎ MEDENİYET' olarak görmeleridir!
Bizim, 'Tarihimizle Yüzleşelim' diyen dangalaklara sözümüz şudur ki, Türk Milletinin tarihinde böyle sabıkalar yoktur. Sicilimiz oldukça temizdir. Üstelik bunu söyleyenler de Batılılardır! Fransız tarihçisi Jean Paul Roux'u, Lamartine'i, Romen Tarihçisi Nicolae Jorga'yı okuyunuz. Fransız yazarı Piyer Loti'yi, Clod Farrere'yi okuyunuz. Rus tarihçi Gumilev de, “Irkçılığın kadim Türklerin kültürüne yabancı olduğunu” belirtmektedir (“Eski Türkler”, s. 209).
Bu saygın insanların Türklük hakkındaki değerlendirmelerini okuyunca insan gururlanıyor. Atatürk'ün söylediği gibi gerçekten de gurur duyulacak bir tarihimiz var. Atatürk boşuna, “Türk! Övün, Çalış, Güven!” demiyor!
Atatürk, Türk tarihini çok iyi bilmekteydi ve bütün yaptıklarında da, ilhamını Türk tarihinden almıştır. Şu sözlerini tekrar tekrar okumak lâzım: “Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuşlardır. İşte bu medeniyeti araştırmak, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır!”
“Türklüğün unutulmuş büyük medeniyeti ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ve geleceğin yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktır.”
Yazar Orhan Dündar, bu konuda özetle şu anlamlı tespiti yapmış: “Atatürk, Batı'nın karşısına, Batı'da bulunmayan; maddî ve manevî bütünlüğü içinde olan, yeni ve modern bir medeniyet anlayışı koymuştur. Bununla yalnız, Avrupa Merkezci tarih yazımını yıkmakla kalmamış; insanlığa, emperyalist ve sömürgeci bir medeniyet anlayışına esir olmadıklarını, kaderlerinin de buna bağlı olmadığını göstermiştir. Buna rağmen, Avrupa Merkezci tarih yazımına inananlar da, karşı olanlar da, kendi dogmaları içinde kalıplaşarak, Atatürk'ün yaptıklarını dar ve yanlış bir çerçeve içinde değerlendirmişlerdir. Böylece, büyük bir makas değiştirme dönemi başlamıştır. Atatürk'ün, akıl ve bilimin üzerine oturttuğu Cumhuriyetin temelleri köklerinden yıkılmış; Türk toplumu, kendi gerçeklerinden, sorunlarından kopartılarak, sanal bir dünyada yaşar hâle getirilmiştir. Gerçekte ise yapılan şey, kendilerini ve Türkiye'yi küresel güçlerin ve onların emperyalist amaçlarına uygun hâle getirmek olmuştur” ( “Avrupa'nın Dünyevîlik oyunu”, s.170)!
Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg Türk tarihini ülkemizi yönetenlerden çok daha iyi biliyor olmalı ki, şu sözleri söyleyebiliyor: “Türkleri tarihlerinden kopartmak lâzım!”
Tarihini bilen Türk Gençlerini kozmopolit bir kültürle yetiştirip, Batı'nın kölesi yapmak mümkün müdür?
Bu ülkenin sadece Batı hayranı pozitivist aydınları değil, İslâmcıları da, aslında Batı'ya hizmet etmişlerdir ve etmektedirler! Ali Şeriati, çok haklı olarak, İslâmiyet'in irrasyonelleştirilmesinin sonucunda, “Halkın vicdanı olan dinin, halkın afyonu hâline getirildiği” tespitini yapmaktadır. Dinin, halkın afyonu hâline getirilmesi İslâm'ın direniş ruhunu da yok etmiştir. Ülkemiz özelinde, bunun en temel sebebi, güvenilir bir Kur'an meâli okumadıkları için, Müslümanlığın toplumcu özünden habersiz olan aydınlarımızın, hurafelerle doldurulan ve bir tapınak dini hâline getirilen bozulmuş dini, gerçek din zannederek, dine karşı cephe almaları ve dindar halkımızın din konusundaki cahilliğidir. Daha doğru bir ifade ile, Kur'an Arapça indiği gerekçesiyle, Arapçanın mukaddes bir dil olarak benimsenmesi ve asırlarca, Kur'an'ın Arapça okunmasında ısrar edilmesidir. Hâlbuki Kur'an'ın birçok ayeti niçin Arapça indiğini açıklamaktadır.
Biz tam 1200 yıl bu coğrafyayı adaletle yönettik. Balkanlarda, Orta Doğu'da, Kuzey Afrika'da bunun izlerini görebilirsiniz. Bırakınız buraları, Hindistan'dan Endonezya'ya kadar birçok Müslüman ülke Osmanlı Türklerinden, Sömürgeci-Emperyalist saldırganlara karşı yardım istemiştir.
Bir Filistinli kızın, sosyal medyada çalkalanan, Filistin halkının hikâyesini anlattığı rap şarkısında da, Türk Barışını görmekteyiz! Geçenlerde Milliyet'te Güneri Civaoğlu yazmıştı, ondan okuduk. Filistinli kız özetle şunu söylüyor:
“Bir zamanlar Filistin diye bir diyar vardı/Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler orada barış içinde yaşarlardı…”
Filistinli kızın atalarının barış içinde yaşadığı Filistin'i yönetenler Türklerdi. Bugün kimi alçaklar tarafından Ermenilere, Rumlara, Süryanilere, Keldanilere, daha bilmem bu topraklarda yaşayan hangi azınlık varsa, onlara soykırımı yapmakla suçlanıyoruz ki, aslında soykırıma uğrayanlar Türklerdir. Bunları ileride anlatacağız. Ama şunu biliniz ki, vatan toprakları olan Balkanlardan çekilişimiz milyonlarca Türk'ün hayatına mâl olmuştur. Bunu Prof. Justin McCarthy'den, Prof. Halil inalcık'tan ve Nicolai Jorga'dan okuyunuz.
Yunan ordusu, Anadolu'yu işgal ederken ve yenilip, çizmeleriyle kirlettikleri mukaddes vatan topraklarımızdan def olup giderken, yabancı gözlemcilerin bile tespit ve rapor ettikleri katliamlar yaptığı hâlde, 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırır' misali, bizi Pontus Soykırımı ve Küçük Asya soykırımı ile suçlamaktan geri durmamışlardır! Bunlar, bizim İstiklâl Harbimizin başladığı tarih olan 19 Mayıs 1919'u Pontus Soykırımı Günü olarak kabul etmişler ve bir de Selânik'te soykırımı anıtı dikmişler iyi mi! Biz de habire, bu keferelerle dostluk kurmanın yollarını aramaktayız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?