Fındığa Kimlerin Zarar Verdiğini Biliciler !

Yeşilgiresun Gazetesinin 15 Haziran 2021 tarihli nüshasında “Fındığa Kimlerin Zarar Verdiğini Açıkladı” başlığındaki haberde İhracatçılar Birliği Başkanının birçok hususa değinerek “geçen yıl üreticiye fındık 30 Lira olacak diye fındığı sattırmayanlar bir hesap verdiler mi? Üreticinin kaybını verenler oldu mu? Türkiye'nin toplamda 60 bin ton iç fındık ihraç kaybından bir sorumluluk duyuyorlar mı? Yeni sezonda 100 bin tondan fazla bir kabuklu fındığın devredecek olmasına sebebiyet vermiş olmaktan utanıyorlar mı?” dediğini okuduk. 
Demecin tümündeki açıklamaları dikkatle okuduktan sonra bedeni büyümüş fakat olgunlaşamamış bireyin suçu başkasına atarak sorunlardan sıyrılma çabası olarak gördüğümü baştan belirteyim.  Büyümekle birlikte birey olma sorumluluğunu taşıyamayanın kendi hatasından kaynaklandığı halde sorunların nedeni başkasıymış davranarak sorumluluktan kaçınma çabasını, yaşamın her yerinde görebiliriz. Eleştiren insan, ilk önce kendi hatalarını dile getirmelidir. Başkan, deyim yerindeyse “Gözündeki merteği göremeyenler başkasının gözündeki çöpü görmektedir.” özlü sözünün uygulamasını yapmaktadır.              
Şimdi, neden bunları söylediğimizi açıklayayım: 
***   
Öncelikle, fındık ekonomisi ve üreticinin geçimi açısından fiyatlar ileride artacak fındığınızı arz etmeyin demek, aymazlıktır. İleride fiyatın 30 lira olacağını söyleyenlerin cehaleti ortadadır. Üretici örgütlerinin temsilcilerinin, önceki yıllarda da bu tür söylemleri bulunmaktaydı. Konuya ilişkin yazılarda üretici örgütleri temsilcilerini de eleştirmiştim. Üreticiler açısından bu tür söylemlerin hiçbir katkısı, faydası yoktur. Çünkü fındığını toplayanlar ile toplatanlar arasında davranış farkı bulunmaktadır. Elinde zaman ve insan kaynağı olmayan ve fındığını toplatmak zorunda olanların, fındığını bekletme olanakları yoktur. Toplatma ve harman yevmiyesi ve benzeri ödeme zorunluluğu nedeniyle fındığını satmak zorunda olanlar, hemen, pazara malını arz eder. Bunlara, değil Ziraat Odaları Başkanları, hiç kimsenin gücü yetmez. Hatta yerli amele yerine dışarıdan amele çalıştıranlar, fındığını satmadan yevmiye borcunu ödemek için borç bulmak zorundadır. Fındığı geçici iş olarak gören ve fındık bölgesi dışında yaşayanlar bir an önce satıp, asıl iş ve yaşama yerine gitmek isteyenler fiyata bile bakmadan ürünlerini satar. Geriye fındığını kendisi aile efradı ile birlikte toplayıp emeğini nakde çevirecek olanlar biraz dayanabilir. Yani, hemen satmayabilir. Bunlarında önemli bir kısmının iyi şartlarda depolama yapma olanağı olmadığı için uzun süreli bekletmesi mümkün değildir. Bunların bir kısmı, emanete vererek, fındığın depolama risklerini bertaraf eder. Yani, fındığın hasılatına başlanması ile pazara inmesi arasında azami 2,5-3 aylık bir süre vardır. Yani 20 Ağustos tarihinde başlayan arz, Ekim ayının sonuna geldiğinde rekoltenin % 90'ınden fazlası, üreticinin elinden çıkarak manav, kırıcı, ihracatçının eline geçer. Varsayım olarak fiyat 2020 yılı için Aralık ayı sonunda 30 liraya çıkmış olsaydı bile üreticinin elinde fındık kalmadığı için stoklama rantı, anılan aracıların eline geçecekti.   
Bu nedenle üretici örgütleri temsilcilerinin fındığı pazara indirmeyin, ihtiyacınız kadar indirin, parça parça satın veya fındık 30 lira olacak bekletin demelerinin üreticiye hiçbir kârı yoktur. Yalnızca piyasanın aracı oyuncularının yüksek oranlı kâr etmelerini sağlar. Bu nedenle bu ifadeleri kullananların üreticinin yanında durduğunu zannedip aracılara hizmet ettiklerini fark etmeyen huzur hakkı alma peşindeki kispetsiz pehlivanlardır. 
***
Evet, İhracatçılar Birliği Başkanının, Ziraat Odaları yetkililerini eleştirmesinde haklılık payı vardır. Ancak, söyledikleri tümüyle haklı olduğunu göstermeye yetmez.                          
Neden böyle söylediğimizi izah edelim ve soralım:
2019 yılında 343.561 ton iç fındık satarak büyük başarı sağladığını iddia edenler; 2020 yılında 60 bin ton eksik satmalarının nedenini başkalarına yükleyerek sorumluluktan kurtulamaz. Uzun yıllar ortalamasına bakıldığında 249.000 ton/yıl iç fındık ihraç edilmektedir. Madem bu kadar başarılıydınız neden bu miktarı, her yıl biraz biraz artırarak yukarılara çekemediniz? 
2011 yılında 229 bin ton/yıl iç fındık satarken 2012 yılında 301 bin ton satarak bir başarı elde etmişken 2013 yılında 267 bin, 2014 yılında 217 bin tona düşerek hangi başarılı çalışmayı yapmış oldunuz!?  Bu yıllarda da üretici örgütlerinin temsilcileri, elinizi kolunuzu mu bağlamıştı? 
2005 yılında 240 bin iç fındığın Kilogramını ortalama 8,16 Dolara satarken, 2011 yılında 230 bin tonu ortalama 7,92 Dolara satarken, 2014 yılında 217 bin tonu ortalama 12,87 Dolara satarken, 2015 yılında 250 bin ton fındığı 9,13 Dolara satarken 2016 yılında 236 bin tonu 7,98 Dolardan satarken; 2019 yılında ortalama 6,72 Dolardan satmayı başarı olarak nasıl gösterebiliyorsunuz? İhracatçılar, 2013 ve 2014 yılındaki miktardaki azalmanın sorumluluğunu duyuyor mu? 2015 yılında 250 bin ürünü 9,13 Dolara satarken 2019 yılında 6,72 Dolara satmalarından dolayı utanıyorlar mı? Bu çelişkilere ilişkin örnekleri artırabiliriz, ama gerek yok.  Demek, istediğim, asıl sorumluluk sizin.             
***   
Uzun yıllar miktar ve kilogram iç fındık satış ortalamasına bakıldığında miktar yönünden istikrarlı bir artışın olmadığı açıktır. Bu da ihracatçımızın bir pazarlama faaliyetinin olmadığı, pazarlama başarısından söz edilemeyeceğini göstermektedir. Alıcının ihtiyacına, stoklama amacına, fiyat üzerinde yapacağı spekülasyona göre alım miktarının değiştiği sabittir. Yani, malımızın egemeni, alıcıdır. Fazla fındık satılınca ihracatçının başarısı değildir. Alıcının keyfine, beklentisine ve amacına göre mal satılmaktadır. 
Nitekim, uzun yıllar analizine göre ne zaman 250 bin ton ve üzerinde mal satılmış ise ertesi yıl, çok ciddi azalmalar olmuştur. 2019 yılında 343.561 ton satışın ardından 2020 yılında hiçbir biçimde 250 bin tonun aşılamayacağı açık olmasına karşın üretici örgütlerinin temsilcilerine sorumluluk yüklenerek ihracatçıların sorumluluktan kaçınması gerçekçi değildir. 
Gerçekten kendi sorumluluklarının olmadığı kanısında iseler her bir aracı, kırıcı, ihracatçının 2020 mevsim başından bugüne değin gün gün aldıkları ürün miktarını, ihracat miktarları ile karşılaştırmaları olarak açıklasınlar. Her gün, hafta, ayda, rekoltenin kaçta kaçının pazara indiğini açıklasınlar. Günlük ortalama alış maliyeti ile birlikte açıklasınlar ki ortalama satın alma değerinin 2-2,5 Dolar seviyesinde gerçekleşmiş olup olmadığını da anlayalım.       
***   
Sonuç olarak, üreticinin emeğini vermeyenler, üretici örgütlerinin yetersiz yöneticilerini suçlayarak, kendi başarısızlıklarını gizleyemez. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dursun YILMAZ --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?