DERSİM'DE NE OLMUŞTU? (4)

Bu arada, Dersim isyanının ne Kürtlükle, ne de Alevilikle bir ilgisi bulunmadığını belirtmeliyiz. İsyanın elebaşı Seyit Rıza'nın Kürt değil, Zaza olduğunu ve Alevî Zaza Dedelerinin de, Zazaların Horasan kökenli olduklarını söylediklerini biliyoruz.  Fakat günümüzün, Emperyalizm destekli Kürtçülük modası, bazı Zaza gençlerini de etkilemiş ve onlar da ABD'li ve AB'li dostların tetikledikleri ayrılıkçı Kürtçü harekete katılmışlar ya da destekliyorlar! Nitekim, eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu'nun Osmanlı kayıtlarına dayanan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki aşiretlerin etnik kökenleri hakkındaki araştırmaları da göstermektedir ki, bugün Kürt olarak bilinen birçok aşiret aslında Türkmen kökenlidir. Ne var ki, ABD ve AB ile kurulan bağımlılık ilişkileri devletimizin millî inisiyatif kullanmasını engellediği için, bu önemli gerçeğin vatandaşlarımız tarafından bilinmesine yönelik olarak devletimiz en küçük bir gayret sarf etmemektedir. Bugün en temel meselemiz, ne Kürt meselesidir; ne de Batı'nın ekonomik vesayetidir. En temel meselemiz devletin başına Yüksek Millî Hassasiyete sahip bir iktidarın getirilememesidir ki, 1946'da, Batılıların baskısıyla kabul ettiğimiz Çok Partili Sistemin buna kolay kolay izin vermeyeceği bilinmelidir. 
 BU HAREKÂT CHP'YE MÂL EDİLEMEZ!
Bir kere İsmet Paşa, Dersim Harekâtının hız kazandığı tarihlerde hâdisenin dışındadır. Çünkü, Atatürk onu Başbakanlıktan almış ve yerine 20 Eylül l937 tarihinde Celâl Bayar'ı Başbakan olarak atamıştır. Harekât da bu tarihten sonra hız kazanmıştır. Seyit Rıza 15 Kasım 1937 tarihinde asılmıştır. Katliamın yapıldığı iddia edilen tarihte Başbakan Celâl Bayar'dır! İsmet Paşa'nın isminin telâffuz edilmesinin amacı, İsmet Paşa CHP'sine tarihî husumeti olan fakat Atatürk'e bağlı olan vatandaşlarımızı da 'Atatürk'e Husumet' cephesine dahil edebilmektir! Yani ortada son derece plânlı bir senaryo bulunmaktadır! 
Dersim Harekâtında, CHP doğrudan olayların sorumlusu olarak gösterilmeye çalışılmaktadır! Hâlbuki, o dönem Tek Parti dönemidir.  CHP demek Devlet demektir. Çünkü başka parti yoktur. Celâl Bayar da, Adnan Menderes de, Refik Koraltan da CHP'nin milletvekilleridir! Hattâ Celâl Bayar Başbakan olmadan önce de kabine üyesidir ve Atatürk'ün değişmez İktisat Bakanıdır! Celâl Bayar'a Atatürk o kadar güvenmektedir ki, İş Bankası'nın başına hiç tereddütsüz onu getirmiştir. İş Bankası'ndaki büyük başarılarını gördükten sonra, önce iktisat Vekilliğine, buradaki başarılarından sonra da Başbakanlığa getirmiştir. İsmet Paşa'nın tasfiyesi, Paşa'nın iddia ettiği gibi, Atatürk'ün sağlığının bozulması nedeniyle 'ASABÎLEŞMESİ' filân değildir. Atatürk, devlet yönetimini dikkatle takip etmekteydi. Gerektiği zaman gerekeni yapmaktaydı!
 Şunu da açıkça ifade edelim ki, Atatürk öldükten sonraki süreçte CHP artık Atatürk'ün partisi olmaktan çıkmıştır. Bazı çevrelerin, bunu çok iyi bildikleri hâlde sırf siyasî kazanç hesabı ile, CHP ile Atatürk'ü ve Devleti özdeşleştirerek, CHP'nin Dersim konusunda bir hesaplaşma yapmasını talep etmeleri çok ucuz bir demagojidir. 10 Kasım 1938'den sonraki CHP artık başka bir partidir. Bu konuda tereddütleri olanlara, Hikmet Bilâ'nın, “CHP Tarihi” isimli kitabını okumalarını tavsiye ederiz.  
Bu bakımdan, Dersim'de eğer bir 'suçlu'  varsa bu, CHP değil, Devlettir! Ne yazık ki, 'Devlette Devamlılık' esasının da yok olduğu anlaşılıyor! Osmanlı'nın çöküş dönemi bile benimsenirken, Mütareke Döneminin şartlarında, Batı Dünyası ve hattâ, bir kısım vatanseverlerimiz bile, 'Türklük artık ayağa kalkamaz' derken; Büyük Dâhi'nin Önderliğinde verilen bir İstiklâl Harbi'nin sonunda kurulan Cumhuriyete sahip çıkılmaması ve devletimize yapılan bu alçakça saldırıların Devlet tarafından seyredilmesi hüzün vericidir. Ne yazık ki, bu katliam iddialarını seyreden ve hattâ, zaman zaman, kendi içinden yükselen  iftiralara bile sessiz kalan CHP'nin durumunu da sorgulamak icap etmektedir.
 CHP milletvekili sayın Onur Öymen'in Meclis'te, Dersim Harekâtından söz etmesi, partiden de uzaklaştırılmasına sebep olmuştu! Demek ki, Yeni CHP'de, partinin kuruluş ideolojisine aykırı bir yapı söz konusu! Nitekim, bu kez CHP milletvekili Orhan Sarıbal'ın şu vahim sözlerine şahit olduk: “Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum!”
Bu sözler üzerine CHP üst yönetiminin her hangi bir tepki gösterdiğine şahit olmadık! Zaten beklemiyorduk da. Fakat, zaman zaman Atatürk hakkında olumlu şeyler yazan Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan'ın 6 Mayıs 2021 tarihli yazısını şaşkınlıkla okuduğumuzu belirtmeliyiz.
AHMET HAKAN ACAİP SAÇLALAMIŞ!
 CHP milletvekili Orhan Sarıbal'ın yukarıdaki sözlerini naklettikten sonra sayın Hakan şu değerlendirmeyi yapmış: “Sağları, Solları bu milletvekilinin üzerine çullanıyor. 'Vay efendim, sen nasıl Dersim katliamı dersin' diye. Ben CHP'nin kendi yakın tarihiyle hesaplaşması gerektiğini savunmuş biriyim. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı döneminde, 'Dersim için özür diliyorum' dediğinde, dönemin CHP'si yutkunmakla yetinmişti. Ben de, CHP'nin bu tavrını şiddetle eleştirmiştim. CHP milletvekili Orhan Sarıbal'ın bireysel olarak Dersim'le yüzleşmesinde bir sorun yok. Ama sorun CHP'nin kurumsal olarak Dersim'le yüzleşmeye bir türlü yanaşmamasında!”
Neymiş Efendim? CHP Dersim hadisesi ile yüzleşmeliymiş! Bu zihniyet tam bir 2. Cumhuriyetçi kafasıdır ve baştan ayağa sorunludur. Çünkü bir kere, bu zihniyet bir türlü şu gerçeği görememektedir: 1923-1946 yılları arasında bu ülkede CHP ile temsil edilen bir Tek Parti iktidarı vardı ve CHP aynı zamanda devleti temsil ediyordu. Yani,  CHP'yi devletten ayrı göremeyiz ve bu nedenle Dersim olaylarına 'CHP'nin Meselesi' olarak bakamayız! Bu mesele Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir meselesidir. Muhatap devlettir. 'Dersim Katliamından CHP sorumludur' diyenler doğrudan doğruya devletimizi hedef tahtasına koyduklarını bilmelidirler. Bilmiyorlarsa bu onlara hatırlatılmalıdır. 
Yaptığı değerlendirme, Ahmet Hakan'ın Tek Parti Dönemini hiç anlamadığını göstermektedir. CHP aynı zamanda devletti! Ancak, CHP'nin kendisini, 'Atatürk'ün Partisi' ve Genel Başkanlık Makamını da 'Atatürk'ün Makamı' olarak görmesinin bir kafa karışıklığına sebep olduğu da muhakkaktır. 
CHP artık 'Atatürk'ün Partisiyiz' demekten vazgeçmelidir. Atatürk, bütün milletimizin ortak değeridir. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?