DERSİM'DE NE OLMUŞTU? (3)

DERSİM YALANLARI!
O dönemde Tunceli yöresinde 50'ye yakın aşiret vardır ve bu aşiretlerden sadece 6 tanesi isyana katılmış; nüfusun yüzde sekseni ise devletin yanında olmuştur. Dersim'de katliam yapıldı iddiasına dayanak olarak gösterilen bir fotoğraf, aslında 1940'da Nazilerin toplama kampına sevk ettiği Polonyalı Çingenelere aittir! Bir başka 'katliam' fotoğrafı da, Ukrayna'daki Nazi kampında çekilmiştir! Bunları,  Tuncelili Kürtler olarak gösteriyorlar! Bu, emperyalizmin çok yaygın bir kara propaganda şeklidir. Bilindiği gibi Saddam'la yapılan savaşta, petrole bulanmış bir karabatağın fotoğrafı hepimizin yüreğini sızlatmıştı. Fotoğraf güya Saddam'ın, petrol kuyularını bombalaması yüzünden denize dökülen petrolün yarattığı çevre tahribatını gösteriyordu ki, aslında bu görüntü  Kanada açıklarında bir gemiden sızan petrole aitti!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun gençlik yıllarında, İhsan Sabri Çağlayangil ile yaptığı mülâkatta, Çağlayangil'in ifadelerinin de sansür edildiği daha sonra meydana çıkmıştır.  Çağlayangil'in konuşmasının sonundaki “Bunlar hep dedikodu, ispatı yok” sözleri metinden çıkarılmıştır! 
KİMYEVÎ GAZ KULLANILMIŞ!
İsyancıların, Almanya'dan alınan zehirli gazla öldürüldükleri iddiası da var. Geçtiğimiz yıllarda, hiçbir araştırma yapılmadan, bazı gazete ve televizyonlarda, 'Ordumuzun kimyevî silâh kullandığı ve insanların fare gibi mağaralarda öldürüldüğü' iftiralarına yer verilmesi Psikolojik Harp'in boyutlarını göstermektedir. Ne yazık ki, bu iftiralar, 'düşünce özgürlüğü' kapsamında mütalâa edilerek hiçbir takibata tâbi tutulmamaktadır! Dünyanın bizden başka bir ülkesinde bu kadar sınırsız ve sorumsuz bir düşünce özgürlüğünün bulunduğunu sanmıyoruz. Örnek olarak kimi gafillerin (ki, sayıları oldukça fazladır),  düşünce özgürlüğünün kıblesi olarak baktıkları İngiltere'yi verelim: Türkiye'de devlet sırlarını yayımlamaktan yargılanan ve Almanya'ya kaçan Can Dündar'ın, BBC'deki bir mülâkat sırasında, Türkiye hakkında verdiği bazı bilgiler üzerine, kendisi ile mülâkatı yapan gazetecinin, “Bunlar İngiltere'de büyük suç biliyor musunuz?” sorusuna muhatap olduğunu hatırlatalım!
Evet, Türkiye 1937 yılında Almanya'ya gaz siparişi vermiş fakat bu gazın alındığına ve dahası, kullanıldığına dair hiçbir resmî kayıt yok. Üstelik, Türkiye o tarihlerde zehirli gaz kullanımı konusunda yasaklayıcı uluslararası anlaşmalar imzalamış!
     Peki, o gaz Almanya'dan niçin alınamadı? Çünkü 18.08.1938'de görüşmelere başlanmış ama anlaşma sağlanamamış! Bu defa İngilizlere başvurulmuş ise de, onlar da en erken 1939'da gönderebileceklerini bildirmişler!  Türkiye bu gazı Dersim için değil, yaklaşan ve Atatürk'ün de bizzat uyardığı II. Dünya Harbi öncesinde hazırlık olarak, caydırıcılık için istiyordu!  
    İNGİLİZ DESTEĞİ!
    Sayın Eren Celâl Çelik'in belirtiğine göre, İngiliz arşivlerinde, Seyit Rıza'nın tutuklanmadan hemen önce, İngiliz devletine yazdığı mektuplarda, “Generalissimo Dersim Generali” unvanı ile imza attığı mektup da meydana çıkmıştır! Bu mektupla, Seyit Rıza İngilizlerden destek isterken, en önemli propaganda malzemelerinden biri de, Dersim dağlarında ve dağlardaki tüm mağaralarda sivillerin katledildiğidir. 
    16 Eylül 1938'e kadar Dersim dağlarında ve dağlardaki tüm mağaralarda aramalar yapıldığı doğrudur. Bu aramalar yabancı askerî ateşeler ve gazeteciler eşliğinde yapılmıştır ve tek bir yabancı gözlemcinin notunda, iddialarda bahsedilen bir katliamdan bahsedilmemektedir!  Böyle bir katliam olsaydı bir gözlemcinin bunu not etmemesi mümkün müdür?
İngiliz Askeri Ataşesi Yarbay A. Ross 5 Eylül 1938 tarihli raporunda şunları yazıyor: 
“Türkler şimdi de 3 milyon liralık bir yardım programına başladılar. Biri Tunceli'nin Batısından, diğeri Doğusundan geçip Erzincan'ı Elazığ'a bağlayan  ve çeşitli noktalardan birbirine bağlanarak bölgesel bir ulaşım ağı oluşturan iki yolun yapımı sürmektedir.” Aynı Ataşenin raporunda, Atatürk'ün, bölgeyi İsviçre benzeri bir cazibe merkezi hâline getirmeyi plânladığı belirtiliyor! 
 HEDEFLERİ ATATÜRK'TÜR!
   Dersim Harekâtı bahane edilerek Cumhuriyet ve onun büyük Kurucusu Atatürk yıpratılmaya çalışılmaktadır. Bu son derece bilinçli bir politikadır. Sanki, Atatürk, katliamcı imiş gibi bir iftira kampanyası yürütülmektedir. Amaçları bellidir, Cumhuriyetin arkasından Atatürk'ü çekmek ve Cumhuriyeti bitirmek! Ancak, bunu bugüne kadar başaramadılar. Bundan sonra da başaramayacaklar! Ayrıca, her fırsatta Atatürk'e saldıranlara, Siyasi Partiler Kanunumuzun 85. Maddesini hatırlatırız: “Siyasi Partiler, Türk Milletinin kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ün şahsiyet ve faaliyetlerini veya hâtırasını kötülemek veya küçük düşürmek amacını güdemez ve buna yol açabilecek davranış ve faaliyetlerde bulunamazlar….”
CHP eski Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün, Cumhuriyete karşı tavrı belli olan Zaman gazetesinde, hem de Atatürk'ün öldüğü tarih olan 10 Kasım günü yayınlanan bir mülâkatında, “Dersim katliamının sorumlusu devlet ve CHP'dir.  Atatürk de bu olaylardan haberdardır” iddiasında bulunarak, Dersim tartışmalarını yeniden alevlendirmişti.
O tarihlerde, başta Zaman gazetesi olmak üzere yandaş basın, Hüseyin Aygün'ü desteklemiş; Dersim üzerinden Atatürk ve Cumhuriyet yargılanmak istenmişti. Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer Türköne'ye göre, 'l937-1938 yıllarında 50 bin insan öldürülmüş! Devlet önce bu bölgede bir isyan çıkartmış; sonra da isyanı bastırmak bahanesi ile katliam yapmış! Kılıçdaroğlu 1937'nin CHP'sinin misyonunu temsil etmek zorunda değilmiş!' 
Zaman gazetesinin bir başka yazarı İhsan Dağı da, İhsan Sabri Çağlayangil'in, “Dersimlileri kimyasal silâh kullanarak, mağaralarda fare gibi zehirlediler” iddiasına yer vermiş. Dağı'ya göre 'katliamda' ölenlerin sayısı 50 bin ile 100 bin arasındaymış (Zaman, 18.11.2011)!
Bu tartışmalara, iktidar kanadı da müdahil olmuş ve hep birlikte CHP'nin Tek Parti iktidarına; katliamın sorumlusu olarak gösterilen İsmet Paşa'ya saldırılmıştı ki, asıl hedefin Atatürk olduğu besbelliydi.  Hüseyin Aygün'e destek çıkanlar, 'Tarihimizle Yüzleşmeliyiz' diyorlardı! 
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra çıkan isyanlar ve bu arada 1937-1938 yıllarındaki I. ve II. Dersim Harekâtı, ülkeyi medenîleştirmek isteyen bir Cumhuriyetle, emperyalistlerle işbirliği yapan, geri bir derebeylik düzenini sürdürmek isteyenlerin bir çatışmasıdır. Tabiî ki, isyancıların yanında suçsuz insanların da ölmüş olması üzüntü vericidir. Diğer taraftan, Dersim isyanının şiddetle bastırılmasının bir sebebinin de ufuktaki yeni bir Dünya Harbi'nden önce ülke içinde birliğin ve bütünlüğün sağlanması telâşının da etkili olduğunu belirtmeliyiz. ./…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Şefik Aydın - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeşilgiresun Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeşilgiresun Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeşilgiresun Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeşilgiresun Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Fındık Fiyatı Ne Kadar Olmalı?